Yazarlar "Jön Türk" kafası ve cefası

"Jön Türk" kafası ve cefası!..

Sadık Albayrak
Sadık Albayrak Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Paris''te, "sözde Ermeni soykırımı" üzerine, dikilen anıt''ın 1915''in facialarına ışık tutması bir yana, o dönemde, "Jön Türk hükümeti"nin ortaya koyduğu manzara, bir imparatorluğun dört yıl içinde yok olup gitmesine sebeb olmuş olduğunu, kimse inkâr edemez.

Çünkü, "jön Türk felsefesi"nin siyasal boyutları, ilk önce, İslâma karşı bir cepheyi oluşturarak, Fransız devrimi''nin "taklitçiliği"ne doğru akıp gitmiştir. Nitekim, bu devrin "fikir adamları"nın ortaya koyduğu düşünce tablosu, bunun en canlı örneğidir.

Bu "taklitçi fikir adamları"nın başında Celal Nurî (İleri-1877-1939) gelir, ki o günlerde yazdıkları ile, bugünün "modernistleri"ne öncülük etmiştir. Ona göre, "din", doğal olarak da "İslam" irtica ile yoğrulunca, kurtuluş reçetesi, "reform" ile eş değerde görülmeye başlandı.

"Fikrî meseleler"de der ki:

"Din bugün bile hududunu tecavüzle zulm ediyor. Alanı dışında din mukaddes değil, şenî''dir. Alanı içinde ise yalnız mübarek olmak şöyle dursun, pek faydalıdır, tabiîdir, zarurî ve lazımdır."

"İstikbalde din ancak vicdana ait olacaktır. Din gelecekte vicdan semtine sürülecektir."

(...)

"En gür sesim ile ulemamıza hatip ediyorum: Ahkamın tağyiri şer''an emr olunmuştur... İstikbalde İslamiyet denir denmez akıllara "reform" ve "Protestanlık" geliyor. Bir çokları İslamiyet içinde Martin Lüter, Kalven ve Melanheton ve sairenin yaptıkları kısıtlamaların lüzumuna kail olduğumuz zehabında bulunuyorlar." (1)

Ona göre, "yaşayan İslamı" ortadan kaldırıp, "vicdanî bir din" olarak İslamı yaşatmayı denemelidir, ki bunun yolu "reform"dur:

"Hz. Muhammed Yahudî ve Hristiyan şeriatlerini ele aldı. Ve onları kitaba dayanarak ıslah etti. Bu ıslah edilmiş semavî dinlerin ismi İslamiyettir. Binanelayin İslamiyet kitaba dayanan bu iki dinin tadil görmüş yönü, ıslah edilmiş şeklidir. Hz. Muhammed Martin Lüther''dir. XVI. asırda icrasına muvaffak olduğu ıslâhatın daha çok büyüğünü, pek şümullü ve mükemmelini VII. asırda yapmıştır." (...)

"İslamiyet esas itibariyle yalnız bir dinden ibaret değildir. Aynı zamanda bâtına ait bir din, bir mezheb, bir ahlâk düsturu, bir hükümet usulü, bir kanunlar mecellesi, bir de felsefedir." (...)

"Fikrimizce bugün İslamiyette yapılması vacib olan en önemli ıslahat, en amelî "reform", vicdaniyat ile muamelâtı birbirinden ayırmaktır. İslam ancak bu suretle diyanetin gerçek mahiyetine yaklaşarak alemin mübarezesinde bir mevki elde edebilir. Bundan başka bir kurtuluş ve necat çaresi yoktur." (....)

"Şer''î ahkâmın değişmeye kabil ve başka bir şekle girmeye yetenekli olduğuna tereddüt olunmasın!" (2)

Böylece, "inkilaplar" ile millete yeni bir "taç" giydirdikleri iddiası ile, yine "İslam"a saldırarak vakit geçirdiler ve "dinî muhalefet"i de sindirip, yol almaya başladılar:

"İnkılâbın en büyük düşmanı" "irtica"dır. İrtica da kendine göre makus bir inkılâbtır. İnkılâbın nasıl mutasavvıfesi, coşkunları, kara sevdalıları varsa irticaın da böyle kahramanları zuhur eder. (...)"

"İrticaın en büyük saldırı aleti muhafazarlıktır, mazidir. İnkılâp sıralarında maziden ayrılan kimseler içinde ruhen eziyet çekenler, maddî menfaatler itibariyle de mutazarrırlar ve bilhassa kıskançlar, inkılâpçıları çekemeyenler çok bulunur."

(...)

"...Biz inkılâbımızı yapmasaydık milliyet ve şeriat itibariyle günahkâr olurduk.(...)"

"Hülâsa Meşrutiyetimiz gibi Hâkimiyet-i Milliyemiz de bir ızdırardan doğmuştur. Ve tam zamanında ilan edilmiştir." (3)

Celâl Nuri gibi, diğer "jön Türk" zihniyetinin takipçileri, karmaşık ve o derece de çarpık bir fikri yapıyı, eyleme dönüştürürken, en çok Fransız devrimi ve reformcularının "borozanlığı"nı yapmışlardı.

Şimdi, ne diye "modernist" ve "reformcu" batı hayranları, bir "anıt" için, Fransızları suçluyor veya mesnetsiz bağırıp çağırıyorlar?

"Şark''a hücum!" sürüyor da, "Garbcılar" helâ uykuda!.. "Jön Türk kafası" işte budur!

(1) Celâl Nurî, Tarih-i İstikbal (Mesail-i Fikriye), İstanbul-1331, sh: 65-69

(2) Celâl Nurî, İttihad-ı İslam, İstanbul-1331, sh: 38-53

(3) Celâl Nurî, Taç Giyen Millet, İstanbul/1339, sh: 189-191

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.