Yazarlar Ekonomide yeni dönem neyi ifade ediyor?

Ekonomide yeni dönem neyi ifade ediyor?

Şahap Kavcıoğlu
Şahap Kavcıoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Geçtiğimiz hafta sonu Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ın görevden alınması ve ardından Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın görevden affını istemesiyle sonuçlanan hareketli bir haftaya girmiştik. Sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Sayın Lütfi Elvan’ın atanması ile Cumhurbaşkanımız tarafından yeni ekonomi dönemine geçildiği açıklandı.

Bu atamalar ve yeni dönem vurgusu piyasalar tarafından olumlu karşılanınca kurda önemli oranda bir düşüş yaşandı. Peki, daha bir ay önce açıklanan Yeni Ekonomi Programı, piyasalar ve STK’lar tarafından çok olumlu karşılanmasına rağmen, bugün o programdan hiç bahsedilmemesi ilginç değil mi?

Son bir ayda kur dışındaki ekonomik göstergelere baktığımızda, küresel ekonomideki kötü gidişe rağmen ülkemizde olumlu gelişmeler yaşanıyorken, neden yeni dönem vurgusu yapıldı?

Ülkemiz, Kovid-19 salgını ile mücadele tedbirlerini hızlı bir şekilde uygulamıştır. Üretim, ihracat ve istihdamın devamlılığı 18 Mart 2020 tarihinde açıklanan Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi ile desteklenmiştir. Paketin kapsamı daha sonra ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda alınan yeni tedbirler ile genişletilmiş, salgın döneminde sağlanan destek paketlerinin büyüklüğü 494 milyar TL’ye ulaşmıştır. Toplumun tüm kesimleri bu süreçte desteklenmiştir. Kovid-19 süresinde yapılan bu mali canlandırmalar ve para politikası teşvikleri ile ekonomide görülen dip geride kalmıştır.

İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve son çıkarılan varlık barışı yasası ile kaynak girişi konusunda önemli bir adım atılmıştır.

Bunun yanında güçlü kamu maliyesi ve hazinesi sayesinde askeri alanda, terörle mücadelede önemli ilerlemeler kaydedildi. Dışarıda ise son zamanlarda hiç olmadığı kadar başarılara tanıklık ettik. Azerbaycan’da kardeşlerimize yaptığımız askeri yardımlarla 30 yıllık işgal altındaki topraklarının kurtulmasını sağladık. Yine Libya’da Hafter güçlerine karşı Libya Mutabakat Hükümeti’nin yanında yer alarak, Libyalı kardeşlerimizin güvenliğini sağladık. Yine Sudan’da, Katar’da üsler oluşturduk. Suriye’de Kuzey Irak’ta terör unsurlarının nerdeyse sonunu getirdik. Bunların hepsi askeri gücün yanında güçlü bir ekonomiye sahip olduğunuzda yapılacak işlerdi.

Ayrıca Doğu Akdeniz’de mavi vatanın savunulması, Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz rezervi hepsi ekonomik ve siyasi gücünüz varsa yapabileceğiniz işlerdi.

Ancak, pandemi nedeniyle de zaten sıkıntılı olan bu ortamı iyi değerlendiren Soros ekibi, Türkiye’yi faiz artırması konusunda köşeye sıkıştırmak için tüm yolları kullandı. Son gelişmeler neticesinde, geçen hafta değiştirilen ekonomi bürokrasisi tarafından yapılan açıklamalarda bu faiz lobisi ve destekçilerini ümitlendirdi. Gerçekte bunlar ne istiyorlardı;

-Sert, doğrudan faiz artırımı.

-Faiz sebep, enflasyon neticedir. Söyleminin bırakılması.

-TCMB Başkanı’nın bağımsız olması.

Şimdi gözlerini 19 Kasım’a diktiler. Bu üç madde ile ilgili adım atılmazsa hayal kırıklığı yaratılabileceğine dikkat çekerek, faizde beklenen artışın gelmemesi durumunda tekrar kur tehdidine başlayacaklarını üstü kapalı ifade ediyorlar. Aslında bunların derdi pozitif faiz değil, daha yüksek faiz. Yoksa şu an Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık %11,89, TCMB’nin ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti %14,46’ye yükseldi. Böylece, ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti Temmuz ayı ortasından bu yana zaten 600 baz puan yükseldi.

Öyleyse neden ısrarla faiz artırımı istiyorlar. Çok basit. Yüksek faizle Türkiye’nin yatırımlarının önünü kesmek. Diğer taraftan da oluşacak bu yüksek faizle Türkiye’yi sömürmeye devam etmek ve gücünü zayıflatmak. Yani döviz kurunu bir siyasal mühendislik aparatı olarak belki de daha da ötesi bir silah olarak kullanıyorlar.

Yeni Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Lütfi Elvan Türkiye’ye karşı oluşan bu lobilerle mücadele için yeterli tecrübe, bilgi ve vizyona sahip. Sayın Bakanımız Berat Albayrak öncesinde ülkeyi uluslararası finansal müdahalelere açık hale getirip, kırılgan bir ekonominin mimarı ve aslında bugünün gerçek sorumlusu olanlara bir daha fırsat verilmemelidir. Oluşturacağı kadroları da bu minvalde seçerse daha başarılı olacaktır. Anadolu’da yılların tecrübeleriyle söylenmiş güzel bir söz vardır: “Ekmeği ekmekçiye ver de bir ekmek de üste ver”. Bu sözler boşuna söylenmemiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.