Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Tarımda milli birlik projesi neleri kapsamalı?
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Tarımda milli birlik projesi neleri kapsamalı?

Şahap Kavcıoğlu
Şahap Kavcıoğlu Gazete Yazarı

Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak, 10 Nisan 2019 tarihinde açıkladığı Yeni Ekonomi Reformu’nda en önemli ayağın tarımda yapılacak reformlar olduğunu ifade etmişti. Özellikle de gıda enflasyonu ile mücadele için en önemli yapısal reform olarak belirlenen “Tarımda Milli Birlik Projesi” stratejisi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Şahap Kavcıoğlu : Tarımda milli birlik projesi neleri kapsamalı?
Haber Merkezi 16 Nisan 2019, Salı Yeni Şafak
Tarımda milli birlik projesi neleri kapsamalı? yazısının sesli anlatımı ve tüm Şahap Kavcıoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Bu proje ile hedeflenen Türkiye’nin tarımsal yapısını yeniden yapılandırmak. Bu fırsatı iyi değerlendirip temeldeki yapısal sorunları öne çıkarmak gerekir. Tarım Kredi Kooperatiflerinden başlamak üzere arazi yapısına ve göç olaylarına kadar temel sorunları çözmek gerekmektedir. Öncelikli olarak;

Tarım Kredi Kooperatifinin (TKK) kooperatifçilik kimliğinin stratejik bir vizyon ve planlama ile yeniden tanımlanması gerekmektedir. TKK mevcut yapısında, ortağına sadece kredi kullandırma karşılığında tarımsal girdi mallarının üretim ve satışını yapmaktadır. Hâlbuki üreticinin ölçek, eğitim, verimlilik, dağıtım kanalı, fiyat ve pazar sorunları vardır. TKK, kısa zamanda ulusal ve bölgesel ölçekte büyük ölçeğe ulaşacak birçok girişimi (Gıda Üretimi, Gıda Ticareti, Perakende Kanal kurulması, Banka, Yakıt Dağıtım v.b.) başarma potansiyeline sahiptir.

Türkiye’de Tarım Kredi Kooperatifi, çiftçilerin en büyük problemi olan eğitim, tarımsal altyapı sorunları (arazi birleştirme, ürün ekim stratejisi vb.) ve tarım politikaları konusunda çözüm geliştirememiştir. Bunun sonucunda da dayandığı tarım kesimi hızla erimiş ve 10 yılda 2 milyon 489 olan üye sayısı, 1 milyon 500 bin üyenin altına düşmüştür.

Bunun önüne geçmek için küresel rekabet koşullarına uyumlu, dinamik organizasyon yapısı oluşturulmalı.

Ürün ve bölge bazında kooperatifçilik anlayışı oluşturulmalı. Dünya’daki kooperatif örnekleri, küçük üreticilerin korunması, küçük katkılarla büyük organizasyonlar kurulması ve regülasyon gibi önemli görevler üstlenmektedir.

En büyük 3 kooperatif ekonomisine sahip ülkeler Fransa, ABD ve Almanya toplam kooperatif gelirinin %58’ini temsil etmektedir. Bu durum, kooperatiflerin en iyi uygulama alanının aslında gelişmiş pazar ekonomilerinde bulunduğunu göstermektedir. Avrupa’da tarım kooperatiflerinin tarımsal işlem ve satışta pazar payı %60’tır.

Dolayısıyla, TKK’nın ticari faaliyetleri bir holding çatı altında toplanarak merkezi yönetim yeteneği kazanmalıdır. Gıda güvenliği, gıda arzı, tüketici talepleri ve perakende sektör dinamikleri dikkate alınarak; tarımsal emtia ve gıda üretiminde TKK etkin bir rol üstlenmelidir.

Diğer taraftan, TKK’nın yaygın teşkilat ağı, etkin bir tedarik zinciri modeli kurma sorumluluğunu beraberinde getirmektedir. Tarladan sofraya anlayışıyla soğuk zincir depolama, paketleme, dağıtım ve satış altyapısı olan ulusal ve uluslararası ölçekte bir gıda tedarik zinciri kurulmalı.

Artan gıda ihtiyacı ve rekabet gibi sebeplerle büyüyen tarımsal üretim ölçeği doğrultusunda; Ar-Ge stratejileri hazırlanarak Türk çiftçisinin verimliliğini arttıracak, satışını ve karlılığını yükseltecek, akademik ve bilimsel sermayesini arttıracak, tarımsal girdilerde ithal ikame çözümleri sunacak ve hatta ihracat potansiyelini arttıracak bir tarım ve hayvancılık endüstrisinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Ülke genelinde ortalama %60’lar düzeyinde olan destekleme sistemine kayıt oranının, tüm çiftçileri kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, mülkiyet şartı aranmaksızın mülkiyet hisse bağı yeterli görülerek fakat taahhüt karşılığı arazinin işleyene verilmesi sağlanmalıdır.

Tarımsal destekleme sistemimiz üretim yapan bütün çiftçileri kapsamadığı gibi mülkiyet ve altyapı benzeri nedenlerle desteklemelerin illerimize dağılımında da dengesizlikler söz konusudur. Türkiye’de desteklemelerden yararlanma oranı ortalama %62 düzeyindedir. Fakat iller bazında değerlendirildiğinde bu oran, mülkiyet sorunlarının fazla olduğu illerde %20-30’lara kadar düşmektedir.

Merkezi planlama sonucunda, illerin kırsal nüfus başına düşen tarımsal destek miktarları arasında uçurumlar (yaklaşık 20 kat) bulunmaktadır. (Örneğin; kırsal nüfus başına ödenen destek miktarının yıllar itibariyle ortalama değeri Bayburt’ta 217 TL iken, Edirne’de bu oran 1225 TL’dir.)

Türkiye’de hayvancılık desteklerinde de benzer bir durum söz konusudur. Hayvancılık desteklerinin yaklaşık %70’inin Ege, Marmara ve iç Anadolu bölgesine ödenmesi nedeniyle, desteklerin yaklaşık %60’ı batıdaki 15 İl’e ödenmektedir.

Tarımsal destekler her şeyden önce stratejik olarak planlanmalıdır. İşletme ölçek ve verimliliğinde sürdürülebilirlik sağlanmalı, tarım sektöründe çalışanların gelir seviyesinin arttırılması da temel öncelikler olarak alınmalıdır.

Ülke nüfusunun gıda güvenliği bir şekilde sağlanmalıdır. Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkeler tarımı desteklemesindeki en önemli sebep de budur.

Diğer önemli bir husus ise, toplumsal dinamizm oluşumu için taşrada aktif bir gençlik varlığının gerekliliğidir. Gençlerin taşradaki organizasyon ve ekonomik varlığını güçlendirecek bir politika izlenmelidir. Ekonomik ve sosyal yapılara dahil olmaları ve üretmeleri için çeşitli yapılar kurulmalıdır.

Sonuç olarak; geliştirilecek stratejinin taşra toplumunun eğitim seviyesini yükselten, dayanışma kültürünü arttıran, milli ve insani bilincini perçinleyen bir sosyal politika önceliği olmalıdır. Göç, nitelikli iş gücü, eğitim, gençlik gibi tarım kesiminin esaslı sorunlarına çözüm geliştirilmelidir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.