Yazarlar Türkiyenin dış borç ödemelerinde sorun var mı?

Türkiye’nin dış borç ödemelerinde sorun var mı?

Şahap Kavcıoğlu
Şahap Kavcıoğlu Gazete Yazarı

Türkiye’de her şey normal giderken, bu durumdan rahatsız olan çevrelerin en çok üzerinde durdukları konulardan biri de Türkiye’nin dış borcunun çevrilememe riski. Çevremizdeki ülkeler borçlarını ödeyemezken hatta yeni borç bulamazken ya da çok pahalıya borçlanırken, ülkemizde böyle bir sorunun olmaması içerde ve dışarda belli çevreleri oldukça rahatsız etti. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi güçlü ve istikrarlı bir hükümet olması, bir diğeri ise teknik olarak ekonomik verilerin çok olumlu olmasıdır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Şahap Kavcıoğlu : Türkiye’nin dış borç ödemelerinde sorun var mı?
Haber Merkezi 04 Eylül 2018, Salı Yeni Şafak
Türkiye’nin dış borç ödemelerinde sorun var mı? yazısının sesli anlatımı ve tüm Şahap Kavcıoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu noktadan hareketle, bir ülkenin kolay borçlanmasındaki en önemli etkenlerin o ülkenin mali durumu, kredibilitesi ve bankacılık sektörü olduğu söylenebilir.

Ülkemizde bankacılık sektörü hem karlılık hem öz kaynak yapısı hem de takip oranları açısından bugün Avrupa bankalarından çok daha iyi durumdadır. Böyle olduğu halde, rating kuruluşlarının son iki yılda en az on defa Türkiye’nin ve bankacılık sektörünün not değerlemesini olumsuz yönde değiştirmesi çok anlamlı ve bilimsel değildir.

Bu kuruluşların Türkiye’nin kredi notunu düşürürken öne sürdükleri konuların başında, cari açık problemi ve kısa vadeli borçların yenilenmesi ve ödenmesi konusunda sorunlar yaşanacağı idi. Özellikle 30 milyar doların üzerindeki net rezervin bu borçların ödenmesini karşılamada sıkıntı yaşanacağını öne sürmüşlerdir.

Türkiye’nin toplam 466.657 milyar dolar olan borç yapısına baktığımızda; bunun 325.142 milyar doları özel sektör borcu, kalan 140.865 milyar doları ise kamu borcudur. Bu borç içerisinde bankalara ait kısım ise 186.557 milyar dolardır.

Özel Sektör borcumuzun vade ayrıştırması yapıldığında, sözleşme vadesi ne olursa olsun son ödeme vadesi bir yıl veya bir yıldan kısa olan borç 180 milyar dolardır. Bu borcun 104 milyar dolarlık kısmı bankaların borcu iken, bunun yarısı kredi borcudur. Çünkü diğer yarısı yurt dışı yerleşiklerin bizim bankalarımız nezdinde tuttukları mevduatlar ile bankaların ana bankalarından veya iştirak bankalarından sağladığı fonlardan oluşmaktadır.

Bahse konu banka borcunun tamamının yenileneceği veya çıkacağı varsayımıyla hareket edilse dahi, bankacılık sisteminin Türk Lirası zorunlu karşılıklar için TCMB nezdinde tuttuğu yaklaşık 24 milyar dolar (ROM nedeniyle) bugünkü değere sahip yabancı para likiditesi ve yabancı bankalarla yaptıkları kısa vadeli döviz swaplarından oluşan 90 milyar dolar düzeyindeki yabancı para likiditesi, bankaların önümüzdeki bir yılda vadesi gelen tüm yabancı para ödemelerini karşılamaktadır.

Buna ek olarak, yine Merkez Bankasının döviz depoları piyasasında 50 milyar dolar tutarında bankalara kullandıracağı limitleri var. Kaldı ki TCMB, bankaların ihtiyaç duymaları halinde bu limitleri genişletebileceğini de ifade etti. Dolayısıyla, bankalar açısından bu süreçte söz konusu borcun yönetilmesinde bir sıkıntı gözükmüyor.

Bir yıl veya bir yıldan az vadeli banka borçları hususunda diğer bir durum, borcun 29,9 milyar dolarlık kısmı kamu bankalarına aitken, diğer 74,2 milyar dolarlık kısmı özel bankalara aittir. Bilindiği üzere özel bankaların yaklaşık %70’i yabancıları sahipliğindedir. Dolayısıyla, kendi ana bankalarına temerrüde düşme söz konusu olmayacağından burada da bir risk söz konusu değildir.

Bu arada, son çeyrekte ve sonrasında vadesi gelen banka sendikasyonlarının ödenmesini takiben, bu borçların en azından %70’inin yenileneceği şimdiden kesinleşmiş durumda. Bizim için kötü olan durumsa fiyatının biraz yükselecek olmasıdır. Bu da geçici bir durumdur.

Reel sektör tarafına bakıldığında ise, bir yıl ve daha kısa vadeli borç tutarı 73 milyar dolar olarak görülmektedir. Yine bunun da hepsini borç olarak düşünmemek gerekir. Bu borcun yaklaşık 25 milyar dolarlık kısmı nakdi kredilerden, kalan 48 milyar dolarlık kısmı ise ithalat kaynaklı yani karşılığında mal olan ticari nitelikli taahhütlerden oluşmaktadır. Bunların hepsine kredi olarak bakarsak doğru analiz yapmamış oluruz.

Geçmiş bir yılda reel sektörün borçları çevirme oranı %135 dir. Şu an için sektörün elinde varlık da var. Burada da bir sorun gözükmemektedir.

Başka bir konu, Türkiye’nin borç yapısı konuşulurken 2001 öncesi borç yapısına göre analiz ediliyor. 2001’den önce Türkiye’nin borç yapısı kamu borçları ağırlıklıyken, şimdi ise borç yapısı ağırlıklı olarak özel sektör borçlarından oluşuyor. Dolayısıyla, sadece net rezerve bakarak bu borçların karşılığının yetersiz olduğunu söylemek eksik bir analizdir. Sadece kamu borcundan söz etseydik, yapılan analiz ancak o zaman doğru olurdu. Özel kesimin TCMB’sı nezdinde şu an 40 milyar doları olduğu düşünüldüğünde, değerlendirme yaparken brüt rezervi baz almamız gerekir.

Şunu herkes çok iyi bilmeli ki, Osmanlı’dan bu tarafa Türkiye’nin devlet geleneğinde borç ödememe diye bir şey hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Düyun-u Umumiye borçlarını bile zamanında ödemiştir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.