Yazarlar Kumpas

Kumpas

Salih Tuna
Salih Tuna Gazete Yazarı
FE'nün katlettiği Karlov'un yerine Rusya'nın hâlâ bir büyükelçi atamaması nerden baksanız manidar.

Buna mukabil, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin de her geçen gün geliştiği bilinen bir hakikat.

En son olarak buğday konusundaki kısıtlama sorununun halledilmesi için taraflar girişimde bulunmaya karar verdi. (Rusya Başbakan Yardımcısı Dvorkoviç, ticarette karşılıklı kısıtlamaların iki ülkenin de zararına olduğunu dile getirdi.)

Öte yandan, S-400 füze görüşmeleri de devam ediyor.

Teknoloji transferinin de konuşulduğu bu son derece kritik görüşmelerin, Ankara ve Moskova'nın dışındaki malum başkentleri de yakından ilgilendirdiğini biliyorsunuz.

Erdoğan-Putin arasındaki diyalog mu?

Herhangi bir sıkıntı söz konusu olduğunda medya üzerinden değil telefonla konuşacak kadar sağlıklı yürüyor.

O kadar ki, “müttefiklik” ilişkisi içinde olduğumuz NATO ülkelerinin hiçbir lideriyle bu denli sağlıklı iletişim kurulabilmiş değil.

Zaten “müttefiklerimizle” 2011'den beri “soğuk savaş” içindeyiz. Kaldı ki, 15 Temmuz gecesi bu savaş (taşeronları üzerinden) “sıcak savaşa” dönüştü.

Stratejik müttefikimizABD, tanklara karşı çıplak ellerle karşı duran bu millet ile tankları bu aziz milletin üzerine süren teröristleri bir tutarak, “Taraflara itidal çağrısı yapıyoruz” açıklamasını yapmıştı.

Üstelik o aşağılık darbe teşebbüsünü kırıp FETÖ'nün eline verdiğimiz kesinleştikten sonra…

Zaten Hrant Dink'in de katili olan FETÖ'nün elebaşını topraklarında barındırmaya devam ediyorlar hâlâ.

Yıllar yılı kapısında beklediğimiz, demokratikleşme konusunda bize habire “ev ödevleri” veren ve Kopenhag Kriterleri'ni dillerinden düşürmeyen Avrupa Birliği ülkeleri, o gece bu ülkenin insanı tanklarla çiğnenirken ve bu milletin Meclis'i savaş uçaklarıyla bombalanırken sessizliğe gömüldü.

Fakat Rusya susmadı; en azından Putin, Erdoğan'ı aradı.

Bunu unutamayız.

Bunu bize, “Sputnik Türkçe”ye “sızmış” Erdoğan düşmanlığına “hizmetçilik” yapan “elemanlar” da unutturamaz.

Gelgelelim aynı Rusya, PKK'nın Suriye koluna (felaket canımızı sıktığı halde) mesafe koymadı.

Buna rağmen Suriye konusunda Türkiye-Rusya birlikte çalıştı; masalar kuruldu, kısmi ateşkesler sağlandı vs…

Gezici anketlerinin bile referandumda “evet” oylarının önde olduğunu açıkladığı bir dönemde de malum kimyasal saldırı gerçekleşti.

Referandum deyip geçmeyin.

Sistem değişikliğiyle, her şeyden öte, siyasal sistemimizin dış müdahaleye kapatılmış olacağını unutmayın.

Bir de şunu unutmayın: Müstevlilerin bölgedeki öncelikli hedefleri her daim Osmanlı'nın bakiyesi Türkiye olmuştur.

SEİA (Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması) vesilesiyle ABD'nin bölgeye yerleşeceğini, bölge halklarını birbirine kırdıracağını 1987'de yazdığım bir oyunumdaki “epizotta” hicvetmiştim.

Hayır, fakirin bu öngörüsü “ileri görüşlülük” değildi; sadece ve sadece müstevlilerin emellerini dikkate almaktı.

İnanın, kimyasal silahlarla katledilen Suriye'deki çocuklarımız da müstevlilerin umrunda değildir.

Öyle olsaydı, Türkiye'deki 3 milyon göçmene bu kadar sağır, bu kadar kör olmazlardı.

Öyle olsaydı, daha evvel de kimyasal saldırıda bulunan Esad'ı “seküler” falan diyerek tercih etmezlerdi.

Hesapları nihayetinde Türkiye'yledir; “Yeniden Büyük Türkiye” olma iradesiyledir.

Fakat…

Erdoğan'ın önderliğinde bu vatanı FETÖ işgalinden kurtaran bu aziz milletin azmi, kararlılığı ve feraseti devam ettiği müddetçe hiçbir halt edemeyeceklerdir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.