Yazarlar Medeniyet ve terör

Medeniyet ve terör

Sami Şener
Sami Şener Gazete Yazarı

Medeniyet, insanı ruhi, ekonomik ve çevre şartları ile bir bütün halinde düşünürek; onu mutlu etmeyi amaçlayan felsefi bir kavramdır. Bu yüzden medeniyetin, insanı yıpratan, onu aşağılayan ve yok eden bir anlayış ile bir arada olmaması gerekir.
Amerika'daki terör hareketi, birçok masumun hayatını kaybetmesine; ailelerin yasa boğulmasına ve nihayet toplumların huzurunun kaçmasına yol açan gelişmeleri hazırladı. Bu konuda hemen herkes görüş birliğinde.
Fakat bakıyorsunuz; dünyaya medeniyet ve insanlık dersi vermek isteyen gelişmiş batı ülkeleri; birdenbire cahil ve eğitimsiz toplumların fertleri gibi, bir teröre bir başka terör ile karşı koyma konusunda fikir birliği edebiliyorlar.
Psikoloji'de bir kaide var: "İnsanlar, heyecanlandıkları veya kızdıkları zaman; gerçek karakterlerini ortaya koyarlar." Gelişmiş ülke yöneticilerinin, hisleri ile değil, mantıkları ile hareket etmeleri, ülke dışından ve içinden birçok kimse tarafından bekleniyor.
Medeniyet anlayışı, kişi ve toplumları daha hassas ve kapsamlı bir düşünce mantığına yöneltebilmelidir. Bu mantık, yapılacak bir eylemin sonuçlarını iyi hesabedebilmeli ve yeni bir problemlere yol açmamasına yönelik boyutlarda çözüm üretebilmelidir.
Bu son olayla ilgili olarak; medeniyet teriminin yeniden uluslar arası platformda izahı gerekiyor. Makine, ulaşım ve şehirleşme alanlarındaki gelişmenin; ilk sıralardaki medeniyet göstergeleri olmadığını artık rahatlıkla ifade etmemiz lazım. Çünkü bu tür yanlış değerlendirmelere, fazlasıyla şahid olduk.
Dünya ölçeğinde globalleşme'nin kaçınılmaz ve mantıki bir hadise gibi sunulması; düşünce ve sistemlerin belirli kalıplar içerisine sokulmasını amaçlıyor. Halbuki gerçek gelişme ve atılımlar, "farklılıklar içerisinde bütünlüğün" sağlanabilmesiyle olabilir.
Batı medeniyetinin ileri ülkeleri, acaba hangi mantalite ile ülkelerin sistemlerini; boyutları belirli çerçeveler ile sınırlandırmak istiyor? Bu tutum, bir yerde ülkelerin düşünce, inanç ve geleneklerinin getirdiği farklılıkları ortadan kaldırmayı sonuçlandırıcak ve insanlığı daha korkunç bir tekdüzeliğe sürüklemiyecek mi? Ve herşeyin ötesinde, bunalan bir dünyaya, yeni ışıklar sunabilecek düşünce ve hareketlerin önünü tıkayacak bir "sistem terörü" getirmeyecek mi?
Yıllardır, çok kültürlülük sloganı ile dünya toplumlarına yeni bir gelecek ve ufuk açmaya çalışan batı kültürü, globalleşme ile çok kultürlülük tezinin modasının geçtiğini mi ifade etmek istiyor.
Eğer çok kültürlü bir yaklaşım, globalleşme düşüncesi ile gündemden kalkmadıysa, "dünya toplumlarını biçimlendirme" projelerinin yeniden gözden geçirilmesi sözkonusu.
Son terör olayı ile, insanlığın iki temel noktada sıkıntı ve endişe içerisinde olduğu daha açık bir biçimde gözler önüne gelmiştir.
Birincisi; gelişmiş ülkelerin insanları, huzursuzluğa ve sıkıntılara pek hazırlı değil. Alışmadıkları türden bir tecavüz, bu ülkelerin tüm sistemlerini bozuyor ve insanlarının maneviyatlarını "allak bullak" edebiliyor.
İkincisi ise, bazı ülkelerin içinde bulunduğu mahrumiyet ve insandışı hayat tarzıdır. Açlık, hastalık, perişanlık ve imkansızlıklar içerisinde, insanlıklarının bile farkında olmayan başka bir gezegen ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Artık, dünyaya yön vermek isteyenler; bu iki farklı insan tipinin problemlerini gözeterek, geleceği planlamayı düşünmelidirler.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.