Yazarlar Terör ve emperyalizm

Terör ve emperyalizm

Sami Şener
Sami Şener Gazete Yazarı

Dünya yeni bir sarsıntı ile ciddi bir biçimde sarsıldı. Birçok ülkenin bildiği, fakat bazı ülkelerin henüz tanışmadığı bir "şok"tu bu. Terör, şimdiye kadar rastlanılmayan derecede büyük bir ölçekte can alıyor; fakat bununla da kalmayarak, dünyanın patronu ile alay ediyordu. Batı medeniyetinin mensupları, Amerika'ya yapılan hareketi, kendilerine yapılmış addederek, yeni bir "haçlı duygusu" içerisine giriyordu. Manzaranın görünen yanı buydu.
Amerika'daki terör; belki de yabancı medyadakinden çok, bizim medya organlarımızda irdelendi ve çeşitli teoriler içerisinde olay analiz edildi. Ben, olayın sonundan başına doğru gitmek istiyorum.
Amerika, kendisine yapılan bir terör hareketini cezalandırmak için bütün gücünü, "bildik düşman" kişi ve gruplara çevirdi. Olayın organize bir hareket olması; şüpheleri Usame bin Ladin üzerine çevirdi ve Amerika, acılı ve duygusal bir olayın hemen arkasından, tüm Batı ülkelerini ve hatta Batılı olmayan diğer ülkeleri de yanına alarak, şüphelendiği Usame bir Ladin'i talep ederek, Afganistan hükümetini ve ülkesini yerle bir etmeyi aklına koydu. Üstelik; Amerika ve Batı ülkelerinde, kendi kültür ve medeniyeti dışındaki ülkelere karşı yeni bir kin ve öc duygusunu üretmeyi de başararak. Bu fikri ve stratejiyi, Amerikalı yetkililere kim verdi ise; dünyayı yeniden patlamaların eşiğine getirecek tehlikeli gelişmelerin sorumluluğunu taşıyacaklardır.
İnsanın aklına şöyle bir soru geliyor. Acaba, dünya ekonomik ve politik sisteminin değiştirilmesi ve Batılı medeniyetin kesin hakimiyetinin sağlanması için mi, böyle bir plan sahneye kondu. Bu planın sahneye konmasından kimler menfaatlenecek ve kimler zarar görecektir? Besbelli ki, Müslüman ülkeler; yeni bir itham ve suçlanma dönemine giriyor. Olay sadece bununla kalmayacak ve Batı medeniyeti, tüm değer ve metodlarıyla, hakimiyetine tâbi olmayanları hizaya getirmeye çalışacak.
Tabii ki olayın en çarpıcı yanı, bu ülkelere asıl kimlik veren İslam din ve medeniyetine karşı açılan cephe. Bu cepheyi, 4-5 yıl önce İngiliz tarihçisi Huntington ve Japon asıllı Amerikalı tarihçi Fukuyama felsefi bir "çatışma teorisi" ortaya koymak suretiyle açmışlardı. Kurgusal bir toplumsal kimlik ile, Batılılar'ı medeniyet koruyucuları; Doğu ve İslam toplumlarını ise, saldırgan ve gericiler olarak göstererek, teorilerini Batı'nın üstünlüğü ve biricikliği üzerine oturttular.
Ama asıl görülmesi gereken gerçek; terörün başlangıcı olarak yayılma ve hakimiyet sebebiyle, dünyaya ilk defa ilmi ve askeri alanda yeni bir kavram ve mücadele metodu olan emperyalizmin, Batılılar tarafından başlatılmış olmasıdır. Dünya ölçeğinde, kurumsal manada kendi haklarını alamayan milletlerin, karşı savaşı; ferdi saldırılar olarak açıklanabilecek terör eylemleri ile sürdürmesi de, çok fazla eleştirilmemelidir. Çünkü; Batılı emperyalizm; Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkelerinde, yok ettiği insan, mal ve çevre katliamlarıyla, tüm terör hareketlerinin şimdiye kadarki yekununun çok çok üzerindedir. Bu konuya ait belgeler, birçok Batılı ilim adamı ve araştırmacı tarafından da dile getirilmiştir.
Bu değerlendirme ile, teröre haklılık kazandırmak değil; emperyalist mantık ve saldırıların, bir başka haksız ve canice bir metod ile geriye döndüğünü belirtmek istiyorum. Dileğim; Amerika'da binlerce masum insanı yok eden terör belası, medeniyetlere ve milletlere bakışta, insani ve haklı bir anlayışın yerleşmesine imkan vermesidir. Yoksa, ne kadar büyük teknoloji ve askeri imkanlara sahip olunursa olunsun; kin ve nefretin ateşi, sizi hangi seviye ve imkanda olursanız olun; yakalayacak ve huzursuz edecektir. Eğer; bu tür olaylar, bir başka olaylara erişmek için, bir plan sonucu değilse..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.