Yazarlar Alex noktayı koydu

Alex noktayı koydu!

Sanlı Sarıalioğlu
Sanlı Sarıalioğlu Gazete Yazarı

Bu takımın komutanı Kocaman mı yoksa Alex mi? Aykut hoca çoğu kimseye göre hatalı olabilir. Ancak hiçbir takımda herhangi bir futbolcu, teknik direktörüne posta koyamaz. "Ben koyarım" diyen de faturayı öder. Peki Aykut hoca sütten çıkmış ak kaşık mı? Değil… Bu süreci iyi yönetemedi. Hatta problemi daha da tırmandırdı. Dik duramadı.

Aykut hoca, Sivas maçının 70. dakikasında Alex''i oyundan aldı. Alex suratını asarak kulübeye doğru yürüdü. İşte tam bu sırada Kocaman, Alex''i hararetle alkışladı ve sevecen bir biçimde kendisine seslendi. Hemen burnunun dibindeki Alex, hocasına yan gözle bile bakmadan, öfkeyle yürüdü gitti.

Hiç kimse bu görüntüye, "Ne var bunda? Nedir yani?" demeye kalkışmasın. Çok şey var bunda. Kocaman içtenlikle elini uzatmış, Alex ise resmen noktayı koymuş, hem de herkesin gözü önünde. Futbol literatüründe bunun adı isyandır.

Yok, bu kadar da değil. İlk 11''de olmayınca kafa tutacak, twit atacak, "kıskanç" diyecek, oyundan alındığında nefretle bakacak, tavır koyacak. Bu takımın komutan''ı Kocaman mı yoksa Alex mi? Aykut hoca çoğu kimseye göre hatalı olabilir. Eleştiri bombardımanına da tutulabilir. Ancak hiçbir takımda herhangi bir futbolcu, teknik direktörüne posta koyamaz. "Ben koyarım" diyen de faturayı öder.

Ne bu yahu, Fenerbahçe yeniçeri ocağı mı! İsteyen futbolcu istediği gibi at mı koşturacak! Alex''i bu güne dek hepimiz bağrımıza bastık. Heykeli dikildi dikilecek. Böylesine yüce bir sevgiye verilen yanıt bu mudur! Alex, Querasma''nın bir başka versiyonu gibi oldu.

KOCAMAN AK KAŞIK MI?

Fenerbahçe sezona kötü başladı. Şampiyonlar liginden elenmesi maddi ve manevi yönden gerçekten büyük çöküntü. Ligdeki durumu da pek sevimli değil. Peki bunun sorumlusu tek başına Alex mi? Elbette Alex önemli rol oynadı. Teknik heyetin, yönetimin, futbolcu arkadaşlarının, taraftarın kafasını karıştırdı. Motivasyonu bozdu, dengeleri alt üst etti. Ancak Aykut hoca da sütten çıkmış ak kaşık değil. Bu süreci iyi yönetemedi. Hatta problemi daha da tırmandırdı. Dik duramadı. Keskin dönüşler yaptı. Sivas''ta Alex''i alkışlaması da doğru değildi. Alex''in karşı hamlesini hesaba katmalıydı.

Kocaman takım tertibinde ve taktik uygulamalarda da bana göre hatalar yaptı. Spartak Moskova öyle ahım şahım bir ekip değil. Zayıf karnı defansı. Kocaman, her iki maçta da sahaya daha ofansif kadrolar çıkarabilir ve gol sayısını arttırabilirdi.

Moskova''nın kontrataklarından fazla korktu. Oyun düzenini ve takım tertibini hep bu düşünce üzerine inşa etti, hüsrana uğradı. Çift ön liberolarla oynamasına rağmen sağlam bir savunma kurgusu da oluşturamadı. Maçlara hep tek santraforla başladı. Pozisyon sıkıntısı yaşayınca kulübeden takviyelerle golcü sayısını çoğalttı. Azalan zaman içerisinde bu çabalar da işe yaramadı.

FENERBAHÇE KAYBEDER

Bundan sonra Kocaman elini Alex''e uzatmaz. Alex de gelip hocasından özür dilemez. Aralarındaki buzlar artık kolay kolay çözülmez. Zoraki beraberlik Fenerbahçe''ye kan kaybettirir. Aykut hocanın oyuncular üstündeki otoritesi zayıflar.

Alex''e dokunulmazsa diğer oyuncular da benzer tepkilerle Kocaman''a meydan okur. İşte Baroni, Sivas''a götürülmedi. Kocaman''a göre nedeni, antrenman performansını beğenmemek. Hiç inandırıcı değil. Disiplinle ilgili başka bir nedeninin olduğunu düşünüyorum.

Bu tatsız ortam yönetimi de etkiler, guruplaşmalar olur, aykırı sesler çıkmaya başlar. Asıl bomba tribünde patlar. Taraftar Alex''i unutmaz, unutturmaz. Kötü sonuçlarda Kocaman şimşekleri üzerine çeker. Aziz Yıldırım''ın bayanlara yönelik söylemi sık sık gündeme gelir. Başkan da tepki görür. Meireles''in transferi de yaraya merhem olmaz.

Gelişmeler can sıkıcı. Şu anda en radikal karar, Alex ile yolları bir an önce ayırmaktır. Fenerbahçe yönetiminin bu kararlılığı göstereceğini hiç sanmıyorum. Sahte gülücükler, sahte birliktelik söylemleri ve gösterileriyle durum geçiştirilmeye çalışılacaktır. Bunun sonucunda kaybeden de ne yazık ki Aykut hoca ve Fenerbahçe olacaktır.

Quaresma''nın neden alıcısı yok?

Sağda Quaresma, solda Simao… Hey yavrum hey, yeme de yanında yat. Geçen sezon Kartalın 2 kanadı bu oyunculara teslim edildi. Ve koca Beşiktaş geçen sezonu birinciden bin puan geride dördüncü olarak bitirdi. Bu sezon 2 mütevazi isim, Holosko ve Olcay aynı bölgelerde görev yapıyor.

Şimdi soruyorum; kara kaplı futbol kitabı geçen sezonki oyuncularla bu sezonkileri kıyaslamamızı kabul eder mi?. Quaresma ile Simao''yu, bir kefeye, Holosko ile Olcay''ı diğer kefeye koyduğumuzda terazi, "dalga mı geçiyorsunuz benimle" demez mi?

Gerçekten de yetenek olarak kıyaslanamaz bu ikililer. Aralarında ilk iki adına çok fark var. Ancak futbol sadece yetenekten ibaret değil. Kolektif düzene ayak uydurmak, arkadaşının yardımına gitmek, ofansif aktivitelerin yanı sıra, defansif görevleri eksiksiz yerine getirmek, tam profesyonel olmak ve 90 dakika dayanıklılığı devam ettirmek günümüz futbolunun olmazsa olmazları.

Quaresma ve Simao işte bu konuların çoğundan zayıf not aldılar. Quaresma madem eşi benzeri olmayan bir futbol cambazı neden tek alıcısı yok? Kulüpler, saha içinde kendi başına buyruk, durmadan kart gören, sorumsuz oyuncuları artık istemiyorlar. Bunlar 1-2 maç kazandırıp daha sonra bütün bir sezon yan gelip yatıyorlar. Quaresma''nın istikrarlı bir oyuncu olduğunu tek kişi bana söyleyebilir mi?

Alıcısı çıkmazsa, Quaresma elbette tekrar kadroya alınacaktır. Ancak bunca tatsız gelişmeden ve sevgisiz ortamdan sonra dönüş acaba nasıl olacaktır? Umarım Quaresma akıllanmış, gerçekleri görmüştür… Ve umarım sezonun tam ortasında yine sakatlık bahanesiyle memleketinde 50 gün tatil yapmaz.

Vazgeç Burak

Burak Bursaspor''a golünü attı, hemen kameraların önüne geldi ve işaret parmağını ağzına götürerek, sus işareti yaptı. Nedeni, Beşiktaş maçında takımına kazandırdığı(!) o muhteşem(!) penaltı için kendisini eleştirenlere yanıt vermekti.

Sevgili Burak bunlarla uğraşacağına, kendini biraz eğitmeyi düşünsen çok daha iyi olmaz mı? Geç videonun karşısına geriye doğru tüm maçlarına şöyle bir bak. Düştüğün her pozisyonu derinlemesine incele. Kaçında gerçekten yere indirilmişsin, kaçında kendini yalandan bırakmışsın.

Sporun fair-play yönünü durmadan vurguluyoruz. İnan bana Burak, sahte yuvarlanışların çok sevimsiz oluyor, seni antipatik gösteriyor. Futbolcu kimliğine gölge düşürüyor. Son yıllarda büyük gelişme gösterdin. Seninle hepimiz gurur duyuyoruz. Vazgeç bu gereksiz işlerden. Seni her yönünle kucaklamak istiyoruz.

Ah Trabzon ah!

Bazı penaltılar insanı isyan ettiriyor. Trabzonspor''a, Gaziantep maçında verilen aynen böyle. Her şeyin bir sınırı, ölçüsü var. Tek bir düdük kaderi belirliyor. Sen istediğin kadar sahada çırpın dur, hakem triosu ne derse o oluyor.

Beşiktaş - Galatasaray maçının orta hakemine ve yardımcısına verdikleri penaltıdan dolayı 6-7 maç ceza vermişler. Bu cezaların takımlara bir faydası var mı? Uçtu Beşiktaş''ın ve Trabzonspor''un puanları. Geriye gelir mi bu puanlar!

Elbette Gaziantep''te hakemin suçu büyük. Peki Trabzonspor''umuz hiç mi kendini yargılamaz? Son 25 dakikayı 10 kişi oynayan Gaziantep karşısında pes ediş nasıl açıklanabilir? Zayıf çok zayıf bir Macar takımına boyun eğmenin, Avrupa''ya daha yolun başında veda etmenin mazereti ne olabilir? Tüm bunlar hep transfer yanlışlıklarının sonucu değil mi? Ah Trabzon ah!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.