Yazarlar Futbol profesörleri

Futbol profesörleri!

Sanlı Sarıalioğlu
Sanlı Sarıalioğlu Gazete Yazarı

Ne yazık ki ülkemizde eleştiriyi hakaret dozuna çıkaranlar ve bundan büyük keyif alanlar var. Eleştiri elbette olacak ama dozu iyi ayarlanmalı

Onlar, birkaç antrenmanı izler ve hemen yargıya varırlar. Onlar, maçlarda müthiş analizler yapar ve şipşak kararlar verirler. Onlar, ülkemizin medarı iftiharı, anlı şanlı futbol profesörleridir. Bir futbol takımının fiziki durumunu, bir futbolcunun dayanıklılığını, devamlılığını, gücünü onlardan iyi bilen yoktur.

İki hafta öncesine kadar Samet Aybaba hedef tahtasıydı. Aybaba, oyuncularına fizik kapasitelerini arttıracak çalışmalar yaptırmıyormuş. Hocanın bu yönü de eksikmiş.

İnsan biraz haddini bilir. Kimsin, nesin, hangi bilgine, hangi birikimine dayanarak ahkam kesiyorsun? Beşiktaş son iki maçında (Trabzonspor ve Kasımpaşa) fizik değerler olarak en üst noktadaydı. Takım olarak inanılmaz diriydiler ve 2 maçın son dakikasına kadar müthiş mücadele ettiler. Rakiplerini özellikle bu bölümlerde çok yıprattılar, çok zorladılar.

Biz kolay kolay beğenmeyiz. En ağır biçimde eleştirmek çok hoşumuza gider. Böyle yaparsak sivrildiğimizi, ilgi çektiğimizi zannederiz. Ne yazık ki ülkemizde eleştiriyi, hakaret dozuna çıkaranlar ve bundan büyük keyif alanlar var.

Samet hoca fizik kondisyon antrenmanlarını bilmediği gibi, Beşiktaş"ın altında da eziliyormuş. Bu güne dek ne yapmış, hangi takımları çalıştırmış? Samet hocaya Beşiktaş gömleği 2 numara büyükmüş. Futbolculara lafını dinletemezmiş… Ve buna benzer daha pek çok laf salatası. Yazık, çok yazık. Eleştiri düzeyimiz işte bu.

Beşiktaş son iki maçta çizgisini biraz yükseltti. Bu kişiler şimdilik pusuda. İki kötü skorda tekrar piyasaya çıkacaklar, tekrar saldırıya geçecekler. Ön yargılı insanlara çok sinirleniyorum. Eleştiri elbette olacak. Ancak bunun dozunu biraz ayarlasak, terbiye sınırlarını aşmasak, belden aşağı vurmasak nasıl olur acaba?

AYBABA"NIN HİÇ Mİ DOĞRUSU YOK?

Gelelim işin güzellikler kısmına… Neden başarıyı görmezden geliriz? Aybaba"nın hiç mi doğru yaptığı iş yok? Fernandes, Beşiktaş"taki en iyi sezonunu geçiriyor. Eskiden Fernandes savunmanın önünde oynuyordu. Samet hoca bu oyuncuyu santraforun hemen arkasına yerleştirince her şey birden bire değişti. Fernandes saha içinde tam bir profesyonel gibi davranmaya, sorumluluk üstlenmeye başladı. Bu büyük gelişmede Aybaba"yı neden ön plana çıkarmıyoruz?

Oğuzhan ve Ersan ilk 11"de forma bulmaya ve oldukça iyi oynamaya başladılar. Özellikle Oğuzhan son derece olumlu sinyaller veriyor. Bu iki oyuncunun performansında Samet hocanın hiç mi etkisi olmadı?

Beşiktaş son haftalarda beraber üzülen, beraber sevinen, beraber oynayan, çok isteyen, çok koşan bir takım hüviyetine büründü. Bu görüntüde hocanın büyük katkısını kim inkar edebilir? Trabzonspor ile berabere kaldıkları maçta taraftarları, "Böyle oynayın canımızı verelim" şeklinde bağırdılar. Hiç değilse onların seslerine biraz kulak verebilir misiniz? Takdir etmeyi, övmeyi, güzellikleri vitrine çıkarmayı biraz deneyin, bakın nasıl mutlu olacaksınız. Ben de kalkmış masal anlatıyorum. Onları mutlu eden sadece ve sadece yıkıp geçmek, arkada enkaz bırakmak.

Silah ters tepti: Terim gücünü iyi kullanamadı

Galatasaray"ın gerçekleştirdiği Burak, Umut, Dany, Amrabat ve Hamit transferlerinden sonra yine bu sütunlarda, 25 Temmuz"da aynen şöyle yazmıştım: "Bu oyuncular Galatasaray"a büyük artı değerler katmazlar. Şu anda olan, sadece eş değerde oyuncularla alternatiflerin çoğalmasıdır."

Böyle geniş kadrolar her teknik direktör için büyük avantajdır. Yaşanan rekabetin aslında Galatasaray"ı çok iyi konuma getirmesi gerekirdi. Beklenen olmadı. Ligde çok puan kaybettiler, Avrupa arenasında kayboldular. Kayserispor karşısında aldıkları galibiyet sadece teselli mükafatıdır. Şu anda zirvede oturmalarının tek nedeni rakiplerinin kaybettiği inanılmaz puanlardır.

Terim yılların teknik direktörü. Kuşkusuz her şeyin farkında. Kayserispor maçından sonra Yekta"ya övgüler yağdırması, diğer oyunculara "Ayağınızı denk alın" uyarısından başka bir şey değildir. Bundan sonra da benim bildiğim Terim, kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Formayı hak edene verir. Hiçbir oyuncunun ayrıcalığının olmadığını takımdaki herkese gösterir. Peki, geçen sezonki o tırmanıştan sonra Galatasaray neden şimdi frene bastı? Her şeyden önce Terim, alternatif silahını iyi kullanamadı. Silah ters tepti. Eski oyuncular standartlarının çok altında kaldılar. Aşırı özgüven performanslarını etkiledi. Özellikle de Selçuk, Eboue, Melo, Elmander, şaşılacak derecede hayal kırıklığı yaŞattılar. UJfaluji"nin sakatlığı kendilerini çok etkiledi. Savunmanın göbeğine yapılan Dany- Cris takviyesi Galatasaray"a hiç bir artı değer getirmediği gibi sıkıntıya da neden oldu.

Geri dörtlü ve 2 ön libero performans düşüklüğü yaşadı. Muslera hatalı goller yedi. Tüm bunlara bir de eskilerle yenilerin uyum sağlayamamaları eklenince, ortaya bu tablo çıktı. Sarı-kırmızılı ekip 9 maçta kalesinde tam 12 gol gördü. Umut"un beklenen ötesi performansı olmasaydı, Galatasaray şu andaki puanlarına da ulaşamazdı.

Söyle Aykut Alex nerede!

Fenerbahçe, Alex gittikten sonra 3 lig, 2 UEFA maçı oynadı. Mönchengladbach ve AEL Limasol"u dış sahalarda yendi. Kendi ligimizde ezeli rakibi Beşiktaş"ı çok kolay devirdi. Bursaspor deplasmanından tek puan çıkardı. Herkes mutluydu… Hatta bir kesim, "Alex gitti dertler bitti" diye konuşmaya başladı.

Antalya maçında her şey bir anda ters yüz oldu. Hanım taraftarlar yine ayağa kalktılar. Teknik Direktörlerine ateş püskürdüler. Sloganlar havada uçuştu. "Söyle Aykut, Alex nerede!" dediler. Yetmedi, "Aykut gidecek, Alex gelecek" diye haykırdılar.

Bu kadar mı ucuz bu işler? Teknik direktörlerin kaderi pamuk ipliğine mi bağlı? 2 galibiyette alkış üstüne alkış, 1 yenilgide tüm köprüleri yık at. Sonra diyoruz ki, futbolumuzda süreklilik yok. Böyle bir ortamda nasıl olabilir? Hey gidi kavanoz dipli dünya hey! Bu kadar mı vefasız, bu kadar mı acımasız olduk?

Aykut gidecek, Alex gelecek ve tüm dertler bitecek öyle mi? Ne kolay değil mi? Kendi insanımızı 2 dakikada ne de güzel satıyoruz.

Maşallah(!) yabancıya kul köleyiz. Ayaklarının altına halılar sermeyi öyle çok seviyoruz ki. Bir başka örnek de Quaresma efendi. Neyse ki çoğunluk gerçeği görmeye başladı. "Quaresma oynasın" gösterisine(!) sadece 24 kişi katıldı. Quaresma iflas etti. Beşiktaş yönetimi ve Aybaba yara almadı. Umarım Alex yüzünden de Fenerbahçe yönetimi ve Kocaman yara almaz. Futbolcuların ve taraftarların egemen olduğu kulüpler kesinlikle ve kesinlikle uzun soluklu olamazlar. Lütfen bu gerçeği aklımızdan çıkarmayalım.

Sadece 7 gol

Trabzonspor"un buz gibi golü çöpe gitti. Orta hakem İlker Meral, Trabzonspor"un bir puanını çiğ çiğ yedi, Bursaspor"a da iki puan hediye etti. Bir haftayı da hakem konuşmadan geçirelim. Olmuyor, olmuyor, olmuyor. Yeni bir hakem nesli yetiştirmediğimiz sürece de olması imkansız.

Hakem belirleyici oldu. Peki koskoca Trabzonspor haksız yere sayılmayan o golün dışında ofansif yönde ne yaptı? Şenol Güneş maç sonrasında "Pozisyon vermeden yenildik" dedi. Hayır hocam öyle değil. Bursaspor, attığı golün dışında 2 net pozisyona daha girdi. Sizin takımınız ise 89. dakikada Emre"nin direkten dönen topu dışında karşı kaleciyi fazla rahatsız edemedi.

Trabzonspor"un 9 maçta attığı gol sayısı 7. Sadece Elazığspor(5) ve Akhisarspor(5) Trabzonspor"dan daha az gol atan takımlar. Büyük problem işte bu. Trabzonspor"dan giden Umut ve Burak şu ana kadar Galatasaray"da toplam 13 gole imza attılar. Yine Şenol Güneş dedi ki: "Gidenler en iyilerimizdi. Onlara biz "git" demedik." İyi güzel de hocam, yönetiminizle birlikte o oyuncuları tutmasını becerebildiniz mi? Yetmiyormuş gibi, gidenleri aratmayacak oyuncuları da transfer edemediniz. Fazla lafa gerek yok. Trabzonspor şu andaki görüntüsü ile ne yazık ki hiç ama hiç keyif vermiyor. Üzüyor, çok üzüyor. Bunun sorumlusu, yönetiminizle birlikte sizsiniz sayın hocam.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.