Yazarlar Amerika muhafazakar dindarlara ulaşabilir mi?

Amerika muhafazakâr dindarlara ulaşabilir mi?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı

“Tek eksiğimiz muhafazakâr dindarlara ulaşmakta yaşanıyor. Çünkü Erdoğan aramıza kalın bir duvar koydu. Babacan ve Davutoğlu’nun partisi bu açıdan muhafazakâr dindar seçmene çabuk ulaşmayı kolaylaştıracak yapılar olacak, çünkü onlarla arasına bizim gibi duvar öremez. Babacan ötekine rahat ulaşılabilmeyi kolaylaştırır ki bu bizim için çok önemli.”

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Selçuk Türkyılmaz : Amerika muhafazakâr dindarlara ulaşabilir mi?
Haber Merkezi 08 Ağustos 2019, Perşembe Yeni Şafak
Amerika muhafazakâr dindarlara ulaşabilir mi? yazısının sesli anlatımı ve tüm Selçuk Türkyılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Muharrem Sarıkaya’nın bir yazısından alıntıladığımız bu satırlar, İyi Parti Başkanı’na ait. Bu satırlarda dile getirilen düşünceler uluslararası mücadelenin iyice sertleştiği bir zamanda yabancı düşünce kuruluşları tarafından Türkiye hakkında üretilmiş müdahale amaçlı önerilere benzemesi açısından çok önemlidir. Metnin analiz edilmesi gerekiyor.

İyi Parti Başkanı muhafazakâr dindar adıyla tanımladığı toplum kesiminin Erdoğan’dan başka herhangi bir lidere veya düşünceye açık olmadığı görüşündedir. Onların Erdoğan ile aralarındaki bağ bir duvar vazifesi görmektedir, başkaları bu duvarı aşamamaktadır. İyi Parti Başkanı ve diğerleri bu sebeple muhafazakâr dindarlara ulaşamıyor. Babacan ve Davutoğlu’nun partisi zaman kaybetmeden bu muhafazakâr dindarlara ulaşmayı kolaylaştıracak yapılardır. Bu yapılar ötekine rahatça ulaşabilmeyi sağlayacaktır ve bu çok önemlidir.

İyi Parti Başkanı’na ait bu satırlara ilk önce Babacan ve Davutoğlu’nun itiraz etmesi gerekirdi. Her iki şahsın Erdoğan karşıtı söylemlerinin başkaları tarafından yorumlanma biçimi dikkat çekicidir. Her iki şahsın partisi, İyi Parti Başkanı’nın dâhil olduğu ittifakın muhafazakâr dindarları kapsayacak şekilde genişlemesi için ara yapılar olarak görülüyor. Şahsî kanaatime göre bu açıklamalar enine boyuna düşünülmeden yapılmıştır. Konuşan kişinin siyasî hırslarıyla düşünce arasındaki zıtlığa işaret eden bu konuşma, Türkiye’de on beş yıldan fazla bir zamandır devam eden temel çatışmayı da gösteriyor. Erdoğan’ı devirmek için bir cephe oluşturuluyor ve bu cephede birçok tarafın yer alması hedefleniyor. Şahsın bu kadar açık konuşmaması gerekirdi. Babacan ve Davutoğlu’nun itiraz etmesi bu açıdan önemlidir.

On beş yıldan bahsettiğimize göre konuya açıklık getirmek gerekir. 2007’den itibaren Erdoğan karşıtı cephenin genişletilmesi gerektiğine karar verdikleri anlaşılmıştı. Klasik solun Erdoğan’ı tek başına deviremeyeceği biliniyordu. Etnik, dinî, mezhebî ve ideolojik farklılıklara bakılmaksızın tüm taraflar bir şemsiye altında toplanabilirdi. Bunun için kimliklerin aşınması gerekiyordu. FETÖ’cü yapılanma, kimliklerin aşındırılması ve tarafların bir zeminde buluşturulması açından en kullanışlı yapıydı. 28 Şubat sürecinden sonra rakipsiz kalan bu yapı her siyasî eğilime rahatça ulaşabilmek açısından epeyce bir mesafe kat etmişti. FETÖ’cü yapılanmanın da elemanları açısından kimliksiz bir yapılanma olduğunu bilmemiz gerekir. Kimliksizliği hem etnik, dinî, mezhebî, ideolojik hem de cinsel açıdan düşünmek gerekir.

15 Temmuz gecesi milletin kimliğinin kaybolmadığı aşikâr oldu. Fakat İyi Parti Başkanı’nın konuşmasında gündeme getirildiği gibi bu kimliğin aşınması yönünde adımlar atılmaktadır. Muhafazakâr muhalefet ve muhafazakâr müdahale kavramlarının, vehimlerine teslim olmuş bir zihnin ürünleri olmadığını, kısa zamanda görmüş olduk. Türkiye uzunca bir zamandır açık dış müdahalelerle yüzleşmektedir. Bu müdahaleler içerideki bağımlı yapılar eliyle yapılmaktadır. Her bir müdahale katmanlar hâlinde bulunan bağımlı unsurların deşifre olmasını icbar etmektedir.

Uzun bir zamandır Türkiye’nin ekseni meselesi tartışılıyor. Bazı görüş sahipleri Türkiye’nin bir eksenden başka bir eksene doğru kaydığını dile getiriyor. Bununla Türkiye’nin Batı ekseninden Doğu eksenine yani Amerika-İngiltere ekseninden Rusya ve ilave olarak Çin eksenine kaydığı söylenmeye çalışılıyor. Eğer bu görüşler maksatlı olarak dile getirilmiyorsa 1990’lardan bu tarafa klasik eksenlerin kaybolduğunu görememek gibi büyük bir zaafla maluldür. Türkiye’nin bir eksenden başka bir eksene doğru kaydığını söylemek büyük bir haksızlıktır. Bu, son yıllarda verilen büyük mücadelenin görmezden gelinmesi anlamını taşır. Türkiye, bizatihi kendi eksenini oluşturmaya çalıştığı için açık müdahalelere maruz kalıyor.

Amerikancı ve İngilizci kanat ısrarla Türkiye’yi eksen değiştirmekle suçluyor. Bunun için de Erdoğan’ı devirme düşüncesinden vazgeçmiş değiller. Muhafazakâr muhalefet ve muhafazakâr müdahale kavramlarını bu çerçevede tekrar düşünmek gerekir. Amerika’nın muhafazakâr dindarlara ulaşmak suretiyle hedefine varmak istediğini söyleyebiliriz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.