Yazarlar Emperyalizmin yarattığı vahşi savaşçı imgesi

Emperyalizmin yarattığı vahşi savaşçı imgesi

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı

Filistinli bir çocuk, İsrail’in haksızlıklarını protesto etmek için elinde taşıdığı bayraklarla Gazze’de gösteri yapıyor. Fakat elinde silah ile nişan alma pozisyonundaki İsrail askeri için Filistinli çocuğun elinde bayraktan başka bir şey olmamasının bir önemi yok. İsrail askeri tetiği çekiyor ve çocuk ağır yaralanıyor. Konu, haberlere elinde silah bulunan çocuğun İsrail askeri tarafından vurulması şeklinde yansıtılıyor. İsrail askerlerinin bu tarz uygulamalarının yüzlerce, binlerce örneği var fakat benzer olayların tamamı Batı basını tarafından Müslümanları belirlenmiş bir imgenin içine hapsedecek şekilde yansıtılıyor. Bu da “vahşi savaşçı” imgesidir. Bu imgenin belirlenmiş siyasî, askerî, iktisadî amaç doğrultusunda oluşturulduğuna şüphe yoktur.

Modern sömürgecilik tarihini 1492’den başlatma yönünde bir eğilim vardır. Sömürgecilik tarihi açısından modern döneme işaret ettiği için bu, doğru bir tanımlamadır. Kabaca 16. yüzyılın başından 19. yüzyılın sonuna kadar geçen yaklaşık dört yüz yıllık dönemde emperyalist Batı Avrupa ülkelerinin Amerika, Afrika, Asya ve Avustralya’da büyük bir sömürü yarışı vardı. Sömürgecilerin insanlık dışı uygulamaları Avrupa ülkelerinin kendi halklarında dahi tepkiye yol açmaktaydı. Kapitalist sömürge siyasetine karşı Avrupa fikir hayatında yükselmekte olan olumsuzlayıcı yaklaşımı etkisizleştirmek ve yeni bir dönemi başlatabilmek için sömürge siyaseti “medeniyet götürme, medenileştirme” faaliyeti şeklinde takdim edildi. 1885’ten sonraki yeni sömürge yarışına, sömürgeci Avrupa ülkelerinin kendi halkları nezdinde kitlesel bir tepkinin oluşmaması önemlidir. Bu dönemin Afrika ülkelerinde yol açtığı yıkımlar köle ticaretiyle özdeşleşen dönemlerden daha fazladır, denilse herhalde hata sayılmaz. Sömürgecilik tarihinin doğrusal bir çizgi şeklinde ele alınması yanıltıcıdır.

19. yüzyılın sonundan itibaren “medeniyet götürme, medenileştirme” bir misyon hâlini aldı ve bu, İkinci Dünya Savaşı’na kadar etkili bir şekilde sürdürüldü. Bu dönemde Batı Avrupa ve Amerika karşısında varlık gösterebilecek herhangi bir merkezden bahsedilemez. Afrika ülkeleri mutlak bir işgale uğradı, Osmanlı coğrafyası parçalandı, Asya ülkelerinde Batı hâkimiyeti tesis edildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı karşısında oluşan meşru muhalefet cepheleri, zamanla etkinlik kazanmaya başladı. Bu dönemin farkı sömürge ülkelerinde Batı yanlısı görüş ve ideolojilerin çok geniş bir kabule mazhar olmasıdır. Sömürge ülkeleri kendi içinde parçalanmış ve kısır fikir savaşları başlamıştı. Batı karşıtlığının meşru bir muhalefet biçimi olarak mahallî dinamikleri harekete geçirmeye başlamasıyla birlikte Batı edebiyatında “vahşi savaşçı, cihadist, terörist” yaftaları tedavüle sokuldu. Çünkü Batı Avrupa ülkelerinin entelektüel ortamında sömürge tarihine ve siyasetine yönelik eleştirel bir yaklaşım söz konusuydu. Bugün bu eleştirel yaklaşımın neredeyse tamamen yok olduğunu söyleyebiliriz.

Amerika Irak’ı işgal etti, Fransa Cezayir’de demokratik seçimlerle yerel yönetimlerde iktidara gelen İslamî Selamet Cephesi’ne savaş açtı. Fransa’nın askerî müdahalesiyle istihbarat birimleri de devreye girdi ve Cezayir’de meşru muhalefet terör kıskacına alındı. Bu model Irak’ta ve diğer birçok bölgede yıllarca uygulandı. 19. yüz yıl Batı edebiyatında Müslüman imgesi edilgen bir sömürge nesnesine indirgenmişti. Kabaca 1990’lardan itibaren “vahşi savaşçı”, “cihadist” ve “terörist” imgesi Müslümanlarla özdeşleştirildi. Çok hızlı bir geçiş söz konuydu. Meşru muhalefet merkezlerinin teşekkülü ile birlikte Müslüman imgesi hızlı bir değişime tabi tutuldu. Bu yaftaların İslam dünyasında da yoğun bir şekilde tedavülde olması anlamlıdır.

İsrailli askerin vurduğu Filistinli çocuğun akıbeti çok kimseyi ilgilendirmiyor. 2011’den bu tarafa Suriye’de öldürülen, yerinden sürülen yüz binler de çok kimseyi ilgilendirmiyor. 2013’te Mısır’da da 1990’larda Cezayir’de olduğu gibi meşru muhalif unsurlar iktidardan uzaklaştırıldı ve terör kıskacına alınmak istendi. Suriye’de 2011’den bu tarafa yaşanılan katliamlar ve İdlip’e sıkıştırılmış üç milyondan fazla insanın hayatı “vahşi savaşçı”, “cihadist” ve “terörist” imgesine indirgeniyor.

Doğu ve İslam dünyasında herhangi meşru muhalefet hareketinin dahi “suç” kapsamına alınarak her türlü cezalandırma ve katliam yöntemine meşru bir zemin oluşturulması oldukça tehlikeli bir döneme işaret etmektedir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.