Yazarlar Aile; en tekinsiz sığınak

Aile; en tekinsiz sığınak!

Sema Karabıyık
Sema Karabıyık Gazete Yazarı

Kimseye güvenme kardeşine bile mottosuyla kardeşlerin birbirlerinin sevdiklerine göz koyduğu hikayelerle ailenin tekinsiz bir yer olduğu yavaş yavaş işlendi zihinlere. Cinayet, tecavüz haberlerinin tüm detaylarıyla yer aldığı üçüncü sayfa haberleriyle de desteklendi. Diziler mi hayatı taklit ediyor kişiler mi dizileri sorusu cevapsız kalırken; dizilerde işlenen konular kimseyi etkilemez mesela beni hiçbir şekilde etkilemiyor savunusunda bulunanlar da etkileyebilir çünkü toplumda sapkın zihniyete sahip bir sürü insan var noktasına geldi. Aşk ihanet intikam sarmalının dışına çıkamayan diziler; aileyi toplumun en küçük biriminden ziyade en tekinsiz birimi olarak yazmaya devam ediyorlar.
Kırgın Çiçekler aile olmayı başaramayan ailelerin dağılması üzerinden yol alırken kadın karakterlerini anne içgüdüsünden uzak çiziyor. İkizlerin annesi okul aile birliği başkanı için önemli olan evli olmaktı, evli kalmaya devam etmek. Evli olduğu müddetçe aldatılıyor olmasının önemi yoktu. Yetimlere nasıl bu kadar insafsız ve duygusuz davranabilir diye sorgularken kendi çocuklarına da aynı derecede duygusuz ve insafsızdı. Tek farkla 'insanlar ne der, benim çocuklarım yapmaz' düşüncesiyle güya çocuklarını korumaya çalışıyordu ama neticede hepsine zarar veriyor. Eylül'ün annesi genç kocasını kaybetmemek uğruna kızını gözden çıkaran, kızı yerine kocasına inanmayı tercih eden annelikten uzak bir kadın. İki çocuk doğurması üçüncüye hamile olması anne olmasına yetmemiş! Kader'in aile yoksunluğunu sonuna kadar kullanan, kızın seni arıyor diyerek bir telefon mesafesindeki annesini Kader'den gizleyen müdire hanım, bir sürpriz olmazsa Kader'in anneannesi büyük ihtimal. Kendi torununu casus olarak kullanan, sevgisinden mahrum eden bir kadının diğer çocuklara kol kanat germemesi, şefkat göstermemesi, memur zihniyetinde işini yapması çok normal. Geriye kala kala evli olmayan nişanlısından darbe yiyen Feride kaldı ki anne olmanın doğurmakla alakası olmadığını anne olabilmek için önce insan olmak gerektiğinin en büyük ispatı.
1970'li yıllarda evlerin minibüslerin baş köşesine asılan ağlayan çocuk fotoğrafı zamanla suçla özdeşleşen sokak çocuğu imgesine bıraktı yerini. Nurdan Gürbilek acıların çocuğu imgesinin henüz yoksulluk ve toplumsal şiddetin tüm dehşetiyle kentleri tehdit etmeye başlamadığı, toplumsal adalet ve dayanışmanın tümüyle anlamını yitirmediği bir dönemin ürünü olduğunu; sokak çocuğu imgesinin ise bireyci rekabetçi kıran kırana bir düzenin simgesi olduğunu ifade eder. Sokak çocuğu mağdur edilmişliğin simgesidir. Önce parçalanmış ailelerin sonrasında toplumun mağdur ettiği çocuklar. Yetimhaneyi çekim mekanı olarak kullanan yerli dizilerle birlikte potansiyel suçlu sokak çocuğundan suçlu yetim çocuklara geçiş yaşandı. Yemekleri beğenmeyip kazan kaldıran kızlara yetimhane müdürünün söylediği üzere, aç değil açıkta değil başlarını sokacak bir çatıları olan, devlete minnettar olmaları beklenen yetimler aile değerlerinin çözüldüğü bir dönemin simgesi. Masum olmak masum kalmak zorunda hissetmeyen, suç işlemeleri yaşadıkları zor hayat şartlarından dolayı normal görülen yetimler; haklarını korumak hayattan intikam olmak gibi sebeplerle suç işliyorlar. Aile, sevgi, anne şefkati eksikliği çeken yetimlerin yaşadıkları yoksunluklar suça dönüşüyor.
Cemre'nin hikayesi üzerinden maddiyatın önemini vurgulayan Kırgın Çiçekler para olmadığında geniş ailenin sığınak olamadığının altını çizerken; Güneşin Kızları aileyi en tekinsiz yer olarak anlatıyor. Güneş ve kızları İzmir'de mutlu mesut bir hayat yaşarken gizemli Haluk'un evlilik teklifiyle hayatları kökünden değişti, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlatan bir hikaye başladı.
Öfke kontrolü problemi yaşayan, şiddeti iletişim ve çözüm aracı olarak kullanan Haluk, boşandığı eşine şiddet uyguladığı gibi halen daha oğlu Ali'yi kemerle dövmeye devam ediyor. Anlayamadığım nokta Sevilay'ın Haluk'a dönmek için istekli olması Ali'nin yanına taşınma önerisine karşı çıkması. Yine annelik içgüdüsünden uzak, anne olmayı değil evli olmayı önemseyen bir kadın var karşımızda. Haluk psikopat, ablası Rana'nın da ondan geri kalır tarafı yok. Böyle bir ortamda yetişmesine rağmen en normalleri, sağduyulu duyarlı olan Ali. Kız arkadaşının kaybolmasından sorumlu tutulan katil damgası yiyen psikolojik sorunları var diyerek kliniğe yatırılan Savaş'ın hafıza kaybı dışında bir problemi yok. Gerçek ailesi gözlerinin önünde intihar etmiş bir çocuk Savaş. Ali ve Savaş her ikisi de ebeveyn kurbanı. Genelde anne babalar normal çocuklar anormal çizilirdi, o çocukların neden öyle olduğunu çözemezdik bir türlü. Güneşin Kızları'nda ise çocuklar her şeye rağmen normal, anne babalar ise sorunlu psikopat tipler. Bir Güneş var genç yaşta anne olup kızlarıyla birlikte büyüyen.
Haluk'un ailesi tekinsiz, ürkütücü, geçmişin travmatik izleriyle baş edemeyen bireylerden oluşan bir aile. Aile insan ruhunun en karanlık yerlerinin sahnelendiği aynı zamanda saklandığı bir sığınak. En uç örneklerin ve psikopat karakterlerin yer aldığı son senaryo trendine göre güvenilir bir sığınak olmaktan uzaklaştı aile, kaçıp kurtulunması gereken en tekinsiz sığınağa dönüştü.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.