Yazarlar Olmazsa olmazlar olmadan olmaz

Olmazsa olmazlar olmadan olmaz

Serdar Tuncer
Serdar Tuncer Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Rüzgar ne yandan eserse essin, mevsim şartları ne olursa olsun, vakit ister gece ister gündüz olsun, eli baltalı adamlar ne yandan gelirse gelsin dimdik, köklü, yerinden kıpırdamayan, kıpırdatılamayan, yaprak döktü gibi gözükse de daha nefis çiçeklerle meyveye duran, budandı gibi gözükse de toprağına daha sıkı tutunan asırlık ağaçlar gibi insanın kalbinde kök salan, zihninde çiçeğe duran, hayatının her alanında kendisinden meyveler devşirdiği, ikram ettiği; değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez, zerre taviz verilemez doğruları, sabit dayanakları, tutunma noktaları yani sâbiteleri vardır. Herkesin yoktur, insan olma iddiasındakiler onları var etmeye çalışır, halifelik sırrının yeryüzündeki gölgeleri gibi dolaşan gerçek insanlar onlarla var olmaya ve her geçen gün insan oluş sırrından nimetler devşirmeye onlarla devam ederler.

Sâbitesiz olmaz! Çünkü insan çağa, zamana, şartlara, batıl ve sun’î fikir ve anlayışlara, modern yargılara, ıvır zıvır genel kabullere onlarla meydan okur ve bu suretle kendisi kalır. Soru şudur: Şartlara göre değişen, kıvrak, dönek birisi olup; dışımızdaki değişkenlerin içimize ve içimizde taşıdığımızı iddia ettiğimiz değerlere yön vermesine müsaade mi edeceğiz yoksa inandığımız değerler manzumesinin ve onların gerektirdiklerinin sapasağlam, kavî ve sabit oluşuyla dışımızdaki o ya da bu sebepten olmazsa olmaz gibi gözüken şartları, değişmeye ve bize uymaya mecbur mu edeceğiz? Zor olan ikincisi elbette ama kim dedi insan olmanın, insan kalmanın ve insan ölmenin kolay olduğunu! Zora talip olacağız.

Birkaç müşahhas misal üzerinden biraz daha açalım mevzuyu.

Tecessüs yasaktır! Başkasının hata ve kusurlarını, ayıplarını araştırıp ortaya saçmak Kerim kitabımızca katiyetle yasaklanmıştır. Tecessüsün ve ifşanın neticesinde siyasi rakibimiz oy kaybedecek olsa da, inandığımız değer iktidar olacak olsa da, rakip firma ihaleden çekilmek zorunda kalacak olsa da, aldığımız ihale ile bin tane hayır yapacak olsak da ya-sak-tır! Alın size sâbite. Allah’ın yasakladığı yahut emrettiği hususların ama’sı, fakat’ı olmaz! İnandık diyorsanız bu böyledir. İnanmadıktan ve utanmadıktan sonra sizi tutan yoktur zaten, her şey serbest!

Sadece siyasetin ve ticaretin menfaat elde edilen argümanı olarak değil, cemaat içi iktidar savaşlarının kullanışlı malzemesi olarak ta tecessüs yasaktır. Hatta en çok o zaman yasaktır! Allah’ın nehyettiği bir işi yaparak neler yapılabilir bilmem ama asla yapılamayacak olan şey bellidir: Allah’ın dinine bu yolla hizmet edilmez!

Adalet emredilmiştir. Sadece devletin ve hakimlerin ilgi sahasına hasredilmemiş, her insana kendi kalbinin tasfiye ve tezyininden başlayarak çevresine ve maiyetine adil olma mesuliyeti yüklenmiştir. Adil kimseler; kendisi ve yakınları menfaat elde edeceği zaman değil, inandıklarını iddia ettikleri değerler fayda göreceği zaman değil; kendilerinin, yakınlarının ve inandıklarının zararına dahi olsa adalet neyi gerektiriyorsa onunla muamele ederler. Düşmanım, sevmediğim, yahut rakibim bu işten fayda sağlayacak mı diye bir sorusu yoktur adaletin. Neticeye bakmaz yargısını verirken adalet, sebepten hareket eder. Senin aleyhine de olsa, sevmediğin kimselerin lehine de olsa adalet neyi emrediyorsa yapılması gereken odur. Davalının ve davacının kimliğinden, kartvizitinden, mensubiyetinden, inancından bağımsız olarak tecelli ediyorsa adalet adalettir; değilse hikâye! O suçu işleyen Ömer’in oğlu dahi olsa hükmü veren Ömer’se, oğul o kırbacı yiyecektir, o kadar! Müslümanın üç sabitesi olmalı deseniz birincisi adalettir.

Bu değişmezler sadece beşeri münasebetlerin tanziminde ve ahlaka dair hususlarda bize yol gösterip yön çizmez; aynı zamanda Allah’la olan hukukumuzun gereği olarak, ibadet hayatımızda da yer alır ve bizim kulluk borcumuzun ifasında bir imza niteliği taşır.

Namaz olmazsa olmazıdır Müslümanın mesela. Toplantı olur, trafik olur, uçuş olur, çok önemli bir iş olur, reddedemeyeceğiniz bir davet olur nasıl hareket edeceksiniz? Sâbiteniz netse, o toplantıya ara verilir, o uçuşa erken gidilir, o iş tehir edilir, o davet planlanır; hepsi değişebilir, değiştirilebilir ama namaz hükmüyle ve vaktiyle sabittir! Ölçüyü şöyle koymalıdır Müslüman namaz hususunda: Boğulmak üzere olsam, denizin dibine doğru hızla sürükleniyor olsam, az sonra can vereceğimi ve kurtulamayacağımı bilsem, eğer vaktin namazı girmişse onu îmâ ile eda etmek boynumda borçtur! Bu ölçüyü böylece tespit edip onu içselleştiren insan için hangi toplantı, hangi uçuş, hangi bilmem ne engel olabilir ki namaza?

İlginçtir sâbiteler. Birinden taviz verdiğiniz anda diğerleri önce ehemmiyetini kaybetmeye başlar, sonra olmasa da olur, giden ulvî doğruların yerini süflî yanlışlar alır, bir de bakmışsınız ki İslam’ı çağa, Müslümanlığınızı zamanın şartlarına kurban edivermişsiniz.

Mevzu mühim, devam edeceğiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.