Yazarlar Filistin"de barış mümkün mü?

Filistin"de barış mümkün mü?

Süleyman Gündüz
Süleyman Gündüz Gazete Yazarı
Sömürge dönemlerini hatırlatırcasına son birkaç yıldır Afrika"da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Arap Baharıyla başlayan süreç Orta Doğu"yu etkilediği kadar Kuzey ve Orta Afrika"yı etkiledi /etkilemeye devam ediyor. Cezayir-Mali ekseninde Tuaregler üzerinden ortaya çıkan soruna Fransa müdahale etti. Birkaç aydır da Fransa"nın müdahalesine rağmen Orta Afrika Cumhuriyeti"nde Müslümanlara yönelik katliamlar sürüyor. Bu konuyu önümüzdeki günlerde ele almış olacağız.

Türkiye içe kapanıp kendi sorunlarını tartışmaya başladığı andan itibaren doğal olarak halkın gündemini ülkedeki olaylar oluşturuyor ve bölgedeki gelişmeler sadece Suriye ekseninde dikkate değer gözüküyor.

Oysa Filistin bugünlerde tarihi bir sınavdan daha geçiyor. Filistin-İsrail arasında 2010"da kesilen barış görüşmeleri geçen yılın ortalarında tekrar başlamıştı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, iki gün önce ağır aksak giden barış görüşmelerinde sona doğru yaklaşılmakta olduğunu açıkladı.

ABD barış görüşmeleri için taraflara 9 aylık bir süre tanımıştı ve önümüzdeki mart ayında bu süre dolmuş olacak. Bu hafta perşembe günü Kerry bakanlık görevine başladığından beri 10. kez bölgeye gelecek ve tarafların genel hatları içeren taslak bir metin üzerinde uzlaşma sağlamalarına çalışılacak.

Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, 10 sayfalık taslak metin her iki tarafında ana taleplerini gözeten düzenlemeler içeriyor.

Geçmişe yönelik bir hatırlatma yapalım: 1948"den beridir devam eden soruna batının ürettiği tek çözüm iki devletli bir yapı olmuştur. 1991 Madrid Konferansı, 1993 Oslo Süreçleri, 1998 Wye River Memorandumu ve 2000 Camp David görüşmelerinde taraflar bugüne kadar iki devletli yapının hangi sınırlarda oluşacağı ve Kudüs"ün statüsü üzerine anlaşma sağlayamamışlardı.

Bugünkü barış görüşmelerinin temelini: 1967 sınırlarında Doğu Kudüs"ün Filistin Devleti"nin başkenti olacağı iki devletli bir yapı oluşturuyor. Bağımsız gözlemciler ve analistler her iki durumu da imkânsız görüyorlar.

Bunun nedenini, İsrail Parlamentosu Knesset"in Kudüs Yahudilerin ezeli ve ebedi başkenti olduğunu ilan etmesi ve Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşim bölgelerinin statüsü oluşturuyor. Barış görüşmeleri sürerken Knesset Filistin"in Batı Şeria bölgesinde yeni yerleşim alanlarının kurulmasına karar verdi.

Bu şartlar altında bugüne kadar yapılan 20 görüşmede taraflar bu konuda herhangi bir uzlaşma sağlayamadılar.

Kerry yaklaşık yarım yüzyıldır devam eden uzlaşmazlığı bitirmek üzere, ocak ayı sonuna kadar ana maddeler üzerinde tarafların kabul edeceği çözümler ortaya koyulmasına gayret gösteriyor. Kerry"nin girişimlerine bakılırsa ABD taslak metin üzerinde anlaşmaya varmaları için taraflara baskı uygulayacak.

Geçmiş dönemlere göre bu dönem yapılan barış görüşmelerinde İsrail daha avantajlı bir konumda bulunuyor. Bunun nedeni Filistinli gruplar arasında birliğin sağlanamamış olması ve İslam dünyasının kaotik bir durumda olmasıdır.

Filistinli gruplar topraklarının kaderinin belirlenmesinde Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve El Fetih"in tek başına barış görüşmelerine başlamasına karşı çıktılar. Bu konuda en güçlü itiraz Hamas"tan gelmişti. Bu itiraz Hamas"ın bazı İslam ülkeleri nezdinde izole olmasına neden oldu.

Mısır"daki darbe yönetiminin ülkesindeki terör saldırılarından Hamas"ı sorumlu tutmasının ardından; Ürdün yönetimi Hamas"a kapılarını kapattı. Ayrıca İran"ın uluslararası sistemle barışma girişiminden dolayı radikal davranamaması, bu girişim üzerine Suudi Arabistan-İsrail yakınlaşması, Suudi-Kuveyt ittifakının Mısır darbesini desteklemesi ve Katar"ın El Fetih"e toprak takası önerisinde bulunması; Filistin sorununa karşı İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu resmetmeye yetiyor. Katar yönetiminin önerisine ek olarak, İsrail de ülkenin kuzeyinde sınır düzenlemesi yapılırken toprak takası teklifinde bulundu. Her iki öneri de El Fetih yönetimi tarafından bugüne kadar yalanlanmadı.

Son günlerde İsrail"in Gazze"ye yönelik ambargoyu ağırlaştırması, saldırılarını artırmasına ve yaşanan süreçlere baktığımızda Hamas ve barış görüşmelerine karşı çıkan diğer Filistinli örgütler etkisizleştirilmeye çalışılıyor. İşin acıklı yanı ise; etkisizleştirmeye Abbas ve El Fetih"in de destek vermesidir.

Hiç olmazsa Abbas ve El Fetih barış görüşmelerinde "muhalif guruplara söylenecek sözümüz olmalı" savıyla başta "Hamas olmak üzere diğer muhalif örgütler" kartını masada kullanabilirdi.

Bu şartlar altında yapılacak barış Filistin sorununun çözümüne katkı sağlamayacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.