Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Görme Biçimleri-II
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Görme Biçimleri-II

Süleyman Gündüz
Süleyman Gündüz Gazete Yazarı
''Neyi arıyorsan o"sun sen''

Hz. Mevlana

Arap Baharı"nın başlangıç ülkesi Tunus"u ziyaret ettim. Arap Baharı ilk olarak bu ülkede başladı ve İslam dünyasına yayıldı.

Tunus, Libya, Mısır ve Yemen"de değişiklikler oldu. Fas ve Ürdün"de Krallar parlamentoların kısmi etkinliğinin artırılmasını sağladı.

Suriye"de rejim değişikliğini sağlamak için çatışmalar ve diploması atakları devam ediyor.

Krallık, meliklik ve emirlikle yönetilen diğer İslam ülkelerinde henüz bir gelişme yok ve Bahreyn"deki kalkışma da şiddetle bastırıldı.

''Müslümanların Masumiyeti'' filminin etkisinin devam ettiği bu günlerde başkent Tunus sokaklarında dolaşmak ve insanlarla konuşmak, gözlem için önemli fırsatlar sundu.

ABD"nin davranışını ve İslam dünyasındaki algısını iki lider açıkladı. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi: ''ABD kendi vergileriyle kendi aleyhinde propaganda yaptırtıyor'' ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad"ın BM kürsüsünden yaptığı konuşmada da: ''İslam Dünyası"nda ilkokul sıralarındaki çocuklar bile artık ABD"nin ne olduğunu biliyorlar'' dedi.

Eskiden İslam dünyasında olumsuz gelişmeler, Yahudilerin teşvikiyle ABD ve onun işbirlikçileri tarafından yürütüldüğüne inanılırdı. Artık İslam dünyasında olan bitenden birinci derecede sorumlu ABD kabul ediliyor. İster kullanılsın, ister kendisi tasarlasın; tek sorumlu artık ABD"dir.

Batılı ülkelerin elçiliklerinde de güvenlik artırılmış, etrafları dikenli tellerle çevrilmiş ve zırhlı araçlarla korunuyor. Batılı bir tipolojiniz varsa sokakta her an birinin ''Go home! Yankee'' sözüyle karşılaşabilirsiniz.

Arap sokağındaki hava; safların daha da keskinleşmekte olduğunu gösteriyor. Bunun böyle olması isteniyordu veya olup bitenin karşısında Müslümanlar tuzağa düştüler gibi düşünebilirsiniz.

Artık batılıların, İslam dünyasına kazandırmak istediklerinden çok alacakları konuşuluyor. Onlar kendilerine sunulan modernite ve imkânlarının kendilerinin daha iyi sömürmek için sunulduğunu söylüyorlar.

Hiç kimse hiçbir batılı ülkenin İslam dünyasının kalkınması için fedakârca çalışacağına inanmıyor. Eğer önümüze bir avuç kepek koyuyorlarsa bunda bir hinlik vardır düşüncesi yaygın. Bu durum, yeni iktidara gelen yönetimlerin üzerinde de soru işaretleri oluşturuyor.

Herkes yeni anayasayı bekliyor. Yeni anayasadan sonra yapılacak seçimler belki de ortamı birazcık rahatlatabilir.

ABD Başkanı Barack Obama"nın Hz. Peygamberimize yönelik hakaret içeren filmle ilgili BM"de yaptığı konuşma tam bir fiyasko olarak görüldü. Kendisine yönelik yapılan ağır eleştiri ve hakaretleri örnekledikten sonra iğrenç filme tahammülü ''fikir özgürlüğü'' olarak görmesi tam bir skandal olarak değerlendiriliyor. Gençlerden biri ''fikir özgürlüğü'' savunmasına itiraz ediyor: ''birincisi ''hakaret'' fikir özgürlüğü olamaz, ikincisi Obama Peygamber değil'' diyor.

''Onlar, Afganistan"ın işgaline Bamyan"daki Buda heykellerini ve Burka"yı bahane etmişlerdi. Buda heykellerinin vurulması doğru bir olay değildi başkasının kutsallarına saygılı davranılmalıydı, dinimiz de bunu emreder. Ama bu olay Afganlıların başına yıllardır bomba yağdırma özgürlüğünü ve haklılığını onlara vermez.

Kabul edersiniz veya etmezsiniz; ''Başörtüsü ve Burka'' bir inanma biçimidir, buna karşı savaşmak ve yasaklamak bir hak değildir. Kimse benim gibi düşünme ve yaşama mecburiyetinde değildir, ben de başkası gibi düşünme ve yaşama mecburiyetinde değilim.

Bütün bunları bir inanma ve yaşama özgürlüğü olarak görmeyeceksiniz ama Hz. Peygambere ve Ehli Beyti"ne hakareti fikir özgürlüğü olarak göreceksiniz bu doğru değil.''

Gençler arasında ortak kanaat bu.

Tuzak kuruluyor hatırlatmasını yapıyorum.

Neden hep ben tuzağa düşüyorum, artık onlar kendi kurdukları tuzağa düşüyorlar/düşecekler.

''Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir'' el-Enfal sûresi 30. âyetini okuyor Gassam.

''Evet, biz Müslümanların da içinde bulunduğu durum da pek parlak değil'' diyor Sare ve devam ediyor: ''Bir kez Müslümanca bir düşünme ve yaşama biçimimiz yok. Hayatımıza İslami olmayan davranışlar hâkim konuma geldi. İnsanın varoluşunda kazandığı özellikleri kaybettik. Hz. Peygamberimizin getirdiği mesajda ki ''muttaki'' olma vasfına sahip değiliz. Bundandır Kur"an bizleri etkilemiyor. Her şeyimiz şeklî, bir alışkanlık, özü içselleştirmemişiz. Yalan söylüyoruz, hile yapıyoruz, haram işliyoruz, günah etkilemiyor. Hak ve hukuk tanımıyoruz, yolsuzluk, rüşvet, nüfuz kullanma almış başını gidiyor. Bunları kendini Müslüman olarak kabul edenler veya tanımlayanlar yapıyor, acı olan bu.''

Aklıma Mardin Süryani Kadim Kilisesi eski Metropolitinin cemaatine yaptığı vaazda söyledikleri geldi. ''Yalan söylüyorsunuz, sözlerinizde durmuyorsunuz, hile yapıyorsunuz, haksız kazanç elde ediyorsunuz. Müslümanlara benzemeye başladınız...''

Başkent Tunus"tan Ferid, Sare, Beşar, Sousse"den Amani, Bizerte"den Gassam, Sahara"dan Muhammed Ali, Hammamet"ten Mustafa ve seyahat boyunca konuştuğum onlarca insandan süzdüklerim. Ne kadar benzeşmişiz.

Bir Anadolu Ereni daha toprakla sırlandı. ''Yalan dünya'' dedi ''üç günlük'' dünyaya. Allah"ın rahmeti üzerine olsun.

Tunus"ta son gecem; Hammamet"te ay ışığı denizin sularında yıkanıyor. Gece ilerliyor herkes kalktı, sokaklar sessizliği ve yalnızlığı paylaşıyor. Sahilde yürüyorum, ay ışığını yıkayan deniz dalgalarının kumsala vuruşunu ve Ağustos böceklerinin sesini duyuyorum.

Karşı tarafta İtalya"nın ışıkları görülüyor.

Birilerinin Reform ve Rönesans"a ihtiyacı olabilir.

Benim gerçek bir ''dirilişe'' ihtiyacım var.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.