Yazarlar Bir Trumpı anlama kılavuzu

Bir Trump’ı anlama kılavuzu

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi Öğün Gazete Yazarı

Trump’ın Cumhûriyetçi-Muhafazakâr bir siyâsetçi olduğunu biliyoruz. Ama bunu bir basitleme olarak görmemek gerekiyor. Soru şudur: Trump nasıl bir muhafazakârdır? Amerikan siyâsal kültüründeki ayırımlar düşünüldüğünde, muhafazakâr olmanın çeşitlemeleri olduğunu biliyoruz. Dahası, Amerikan muhafazakârları arasındaki iki büyük akım kendi içinde çatışmaktadır. Bunlardan ilki, Yeni Muhafazakârlık olarak bilinen ve kısaca Neo-Con’luk olarak anılan bir türdür. Askerî ve istihbârî yapılarda yaygın olan ve büyük ölçüde Amerikan silâh sanayiini yanına alan bir bakıştır bu. Doğrudan, tartışmasız ve boyun eğdirilerek cümle dünyâya Amerikan hâkimiyetini kabûl ettirmeyi hedefler. Başka bir ifâdeyle, Amerika’nın dünyâ hâkimiyetini hegemonik; yâni “Zor+Rıza” formülüne dayanmaktan çıkarır ve tek dereceli, yâni dayatma ve zorlama üzerinden yeniden üretmeyi gâye edinir. Neo-Con bakış, dünyâ dizilimini, ABD ve dünyânın geri kalanı olarak yapar. ABD ile Avrupa arasındaki bütünleşme projelerine karşı çıkar. Zihin dünyâsındaki Soğuk Savaş tortuları üzerinden Rusya’dan asla hoşlanmaz. İran’a nefretle bakar. Çin’in yükselişine ağır bir tonda karşı çıkar. İsrâil’e ise büyük bir sempati ile yaklaşır. Çürümüş petrol krallıkları ile kirli bağlar geliştirir. Türkiye’yi ise çoktan gözden çıkarmışlardır. Zihinlerinde bölünmüş Türkiye haritaları uçuşur.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Süleyman Seyfi Öğün : Bir Trump’ı anlama kılavuzu
Haber Merkezi 03 Ekim 2019, Perşembe Yeni Şafak
Bir Trump’ı anlama kılavuzu yazısının sesli anlatımı ve tüm Süleyman Seyfi Öğün yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

İkinci akım ise “Eski Muhafazakârlık” (Paleo-Conservatism) olarak târif edilir. Bunlar, ABD’nin bir Dünyâ Hegemonyası inşâ etmesini büyük bir mâliyet olarak telâkki ederler. Onlara göre ABD Hegemonyası, ABD’nin çıkarlarını zedeleyen mânâsız bir teşebbüsten ibârettir. Yapılması gereken, dünyâ ile ABD arasına duvar ören tecritçi, Neo-Merkantilist siyâsetlerle ABD’nin içe dönmesini sağlamak ve ekonomisini güçlendirmesine öncelik kazandırmaktır.

İster Neo-Con, ister Paleo-Con olsun, ABD muhafazakârlığı, Demokratların dünyâ diziliminden esasta hoşnut değildir. Ama Demokratların dünyâ görüşü ile aralarında tuhaf ortak paydalar da yok değildir. Evet, Demokratların ABD-Avrupa bütünleşmesine hem Neo’lar hem de Paleo’lar karşı çıkar. Evet, İsrâil’i bypass eden ve İran ile barışmak istikâmetindeki Demokrat bakışına her iki muhafazakârlık da îtiraz edecektir. Ama bu îtirâzın Neo’larda çok kuvvetli bir tona sâhip olduğunu, Paleo’larda ise silik kaldığını söyleyebiliriz. Rusya ve Türkiye karşıtlığında ise, bir Neo-Con ile bir Demokrat arasında fark bulmak neredeyse imkânsızdır. Çin endişesi esaslı paydalardan birisidir. Neo-Con’lar ile Demokratlar burada da ortaklaşırlar. Bu tehlikeyi Demokratlar, Avrupa-ABD bütünleşmesi üzerinden Rusya ve Türkiye’yi de ezerek karşılamak isterler. Neo-Conlar ezilecekler listesine Avrupa’yı da katarak sertleştirirler. Paleo’ların bu konudaki bakışı farklı gözüküyor. Onların, Çin meselesini Rusya ve Türkiye ile birlikte karşılamaktan yana bir tavrı benimsemekte olduklarını görüyoruz. Bu bloka İsrâil ve Arap Dünyâsını da ortak etmek istediler.

Trump, Neo ve Paleo’ların ittifâkıyla Başkan oldu. Ama tercihinin Paleo-Con bir temelde olduğunu düşünüyorum. Meksika Duvarı ve “We will make America great again” sloganı kısmen Neo-Con çağrısımlar yapsa da esasta Paleo’lara hitap ediyor. Bu sebeple, daha ilk günlerinden başlayarak muazzam bir Neo baskısına mâruz kalıyor. Son zamanlarda, özellikle de Mattis ve Bolton’ı gönderdikten sonra bir hayli rahatladı. Yardımcısı Steven Miller’in son açıklamaları, bu baskı karşısında Trump’ın azmini ortaya koyuyor. Fırat’ın Doğusundan çekilme kararı da, Paleo’ların Neo baskısını durdurmalarının ardından geldi. Azil baskısı netice vermedi. Eğer bu şekilde giderse; hele hele Trump ikinci defâ seçilirse, plânını hayâta geçirmek için eli çok daha rahat olacak gözüküyor. Bu plân, Avrupa’yı dışlıyor ve Rusya, ABD, Türkiye, İsrâil ve Arap Dünyâsını uzlaştırmaya dayalı bir açılıma sâhip. Dolayısıyla Trump, Rusya-Türkiye yakınlaşmasından hiç de rahatsız değil. Sıkıntısı, bu bloka İsrâil ve başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Arap Dünyâsını dâhil etmekte uğradığı başarısızlık. Asrın Barışı, Türkiye dışarıda kaldığı için başarılı olamadı. Aslında o mâhut Küre’yi, İsrâil ve Mısır karşısında dik duran Türkiye çatlattı.

Doğu Fırat hamlesi, Türkiye’nin yıldızını biraz daha parlatacak. Türkiye, bundan sonra ABD ile Rusya arasındaki dengeyi sağlayacak kilit bir devlet olacak. Bu pozisyon Trump’ın kafasındaki Türkiye resmi ve Rusya da bu pozisyona sıcak bakıyor. Yeni dönemde İsrâil, Mısır ve Suudi Arabistan, Türkiye’yi dışlayarak tâkip ettikleri siyâsetlerin çıkmazlarını idrâk edeceklerini ve Türkiye ile uzlaşmak için yol arayacaklarını düşünüyorum. Bu da İran’ı zorlayacak gözüküyor… Heyecan verici günlerdeyiz…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.