Yazarlar Çin mi, Hindistan mı?

Çin mi, Hindistan mı?

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi Öğün Gazete Yazarı

Dünyâ târihi bir hegemonyalar resmi geçidi gibidir. Sosyal teoride “Bağımlılık Okulu” olarak bilinen akademik çevre bunun derinliklerinde çalışır. “Târihsel ilişkiler eşitsizdir” demek yetmiyor. Eşitsizlik, tek boyutlu ilişkiler doğurmuyor. Tam tersine, yer yer hayli karmaşık olarak bir “dünyâ işbölümü” ortaya çıkarıyor ve diyalektik olarak “karşılıklı bağımlılıkları” doğuruyor. Bunun sebebi de basit olarak, şimdiye kadar hiçbir hegemonik gücün tek başına , mutlak bir hegemonya oluşturamamasıdır. Bunun böyle olmasında , “ekonomik” yapılarla, “siyâsal-idârî “ yapılar arasındaki kapasite farkı belirleyiciydi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Süleyman Seyfi Öğün : Çin mi, Hindistan mı?
Haber Merkezi 12 Ağustos 2019, Pazartesi Yeni Şafak
Çin mi, Hindistan mı? yazısının sesli anlatımı ve tüm Süleyman Seyfi Öğün yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bâzı misâller üzerinden yürüyelim: Kadim dünyâda, bâzı hegemonik süreçler kendi kapalı devre yapılarına sâhipti. Meselâ Amerikalarda, hegemonik oluşumların, Asya veyâ Afrika’daki benzeri oluşumlarla alâkası yoktu. Asya’daki oluşumlar ise, ister İpek ister Baharat Yolu üzerinden, çok parçalı hegemonik yapıları ortaya çıkarmıştı. Merkezde yer alan Çin’in ürünleri kervanlar mârifetiyle çok uzak yerlere taşınabiliyordu. Ama Çin imparatorluğu ,siyâsal ve idârî olarak bunun biricik hâkimi değildi. İpek Yolu’nda kısmen varlık gösteren, daha çok deniz üzerinden Baharat Yolu üzerinde iş yapan Hindistan ise ayrı ve hayli karmaşık bir siyâsal yapıydı. Doğu Akdeniz mecrâsındaki siyâsal oluşumlar ise ister “polis”, ister “imperium” ekseninde, Baharat ve İpek Yolu’na kendi özgül artığını ve onun dolaşımını katarak eklemleniyordu. Hâsılı, hegemonyalar büyük ölçüde çok parçalıydı ve yerel bir karakter taşıyordu . Aralarında, merkezden kenara doğru hayli karmaşık olmakla birlikte bir “işbölümü” ve “karşılıklı bağımlılıklar” mevcuttu.

Modern dünyâ bunu tamâmen ortadan kaldıramadı. Ne İspanya, ne Portekiz gibi öncüler; ne de onlardan sonra gelen Fransa, Hollanda ve Britanya, tek başlarına bir dünyâ hegemonyası kurabildiler. Kendi aralarında sık sık bir paylaşım savaşı yaşadılar; ama zaman içinde bir paylaşım iyi kötü de olsa gerçekleşti. En büyük parçaları kazanan ve “üzerinde güneşin batmadığı” bir imparatorluk olmakla iftihar eden Birleşik Krallık bile tek başına dünyâ hegemonyasının sâhibi değildi.

Pekiyi, Birleşik Krallıkla anılan bir hegemonyanın yerini alan ABD hegemonyası için durum değişti mi? Hayır. 1990’larda “Berlin Duvarı”nın yıkılması ve “Sovyet Kampı”nın çöküşünü, düz bir akıl yürütmeyle değerlendiren çevrelerin, “tek kutuplu” olduğuna inandıkları bir dünyânın kuruluşunu kutlaması, tam bir ıskalamaydı. Şimdi buna bir bakalım…

Birleşik Krallığın hegemonyası daha 1870’lerde alarm veriyordu. Onun yerini , yükselen üç büyük güçten birisi, ya Almanya ya ABD, veyâ Japonya alacaktı. Hâlâ Avrupa merkezli bir bakış hâkim olduğu için tahminler, ipi göğüslemeye namzet gücün Almanya olduğu ve sermâyenin artık Almanya’da yoğunlaşacağı istikâmetindeydi. II.Genel Savaş’ın sorunsalı ABD-Almanya ve Japonya arasındaki rekâbetti. Eğer Almanya kazansaydı, çok daha büyük bir savaşın, her ikisi de militarizminin zirvesinde olan Almanya ve Japonya arasında çıkacağı ihtimâli çok da yabana atılır bir ihtimâl değildir. Her neyse, neticede ABD kazandı. Kapasitesini her alanda en üst seviyeye taşımış olan ABD, ilk iş olarak Sovyet Kampı ile bir işbölümü yapmaya girişti. Yalta Konferansı bunun için yapıldı. ABD, üstün gücüne rağmen mutlak bir dünyâ hegemonyası kuramayacağını biliyordu. Sovyetler’e, “Dünyânın 2/3’ü benim, 1/3’ü de senin olsun” denilen bir konferanstır Yalta Konferansı. Bu aslında ,dünyânın yeni hegemonik gücü olan ABD’nin Sovyetler’e; Sovyetler’in ise ne kadar ABD’ye bağımlı olduğunu gösteren bir olgudur. Eğer “komünizm tehlikesi” taşıyan Sovyetler olmasaydı, ABD 2/3’ü nasıl kontrol edebilecek; dayatmalarını nasıl hayâta geçirebilecekti ki? Aynı durum “ABD emperyalizmi tehlikesi “üzerinden Stalin Rusya’sı için geçerliydi. Hâsılı, Berlin Duvarı’nın yıkıması ve Sovyetler’in çözülüşü, ABD hegemonyasının zaferi değil; onun nasıl da sonuna gelindiğini gösteriyor.

Şimdilerde herkes ABD yüzyılının bittiği ve Çin’in, onun yerini almaya en yakın namzet olduğunu konuşuyor. ABD hegemonyasının çözüldüğü yerlerde bölgesel güç birikimleri yaşanıyor. Türkiye de bunlardan birisi. Türkiye’nin karar alıcıları artık geleceğin Çin’de olduğunu görüyor. Son resmî “Asya Açılımı “ stratejisi de buna işâret ediyor. Türkiye ABD hegemonyası devrinde PTT Ligi’nde oynadı. Artık yeni kurulacak dünyânın Süper Ligi’ne yükselmek irâdesi ortaya koyuyor.

“Yeni Dünyâ Düzeni” demek, ABD’nin yerini alacak olan yeni bir hegemonik gücün kuracağı “işbölümü” ve “karşılıklı bağımlılıklar” demektir. Ama bu gücü kimin temsil edeceğinden o kadar da emin olmayalım. Nasıl ki, bir zamanlar herkes Almanya’nın yolunu gözlerken ABD aradan sıyrılıp ipi göğüslediyse, bu aralar herkes Çin’i beklerken bambaşka bir güç aradan çıkabilir. Doğrusu, ben bu rakip gücün Hindistan olabileceğini düşünenlerdenim. Çin’in çok ciddî riskleri var. Olağanüstü kalkınmasını ABD ile kurduğu, başta dolar üzerinden karşılıklı bağımlılıklara dayandırdı. ABD’nin çözülüşünün Çin üzerindeki mâliyetinin ne olduğu ve olacağı hayli belirsiz. 2008 Krizi gibi veyâ ondan daha çaplı bir krizin çıkması Çin’i ne hâle getirir, bilmiyoruz. 2008’de “urbanization” hamlesiyle buradan çıktılar, ama yeni krizde ne olur, meçhûl. Tutalım ki, Çin bütün bu bâdireleri atlattı ve düze çıktı. O zaman ne olur? Endişe ederim ki, dünyâyı muazzam bir Hindistan-Çin gerilimi, muhtemelen de savaşı bekliyor. Hindistan ve Pakistan arasında yükselen ve nükleer savaşı da telâffuz eden tırmanma bunun işâret fişeğidir..Bu aslında Çin-Hindistan rekâbetinin yansımasıdır. Türkiye Asya açılımı yaparken çok,ama çok dikkatli olmak zorunda….

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.