Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar İdeolojiler, radikallik ve muhafazakarlık
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

İdeolojiler, radikallik ve muhafazakarlık

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi Öğün Gazete Yazarı
İdeolojiler dünyaya hayata esastan vaziyet eden modern bakış örüntüleridir. Aslında bu, ideolojilerde ortaya çıkan bir durum değildir. İdeolojiler dünyaya esastan vaziyet etmenin en bildik ve keskin örüntüleridir sadece. Daha derinde ideolojileri de besleyen, ama ideolojilerle özdeş olması gerekmeyen başka bir duruş; radikallik yatmaktadır.

Radikal, dünyaya, hayata toptan ve esastan bakan adamdır. İdeolojik duruşlar ya da bakışlar radikalliğin ekseninde şekillenir. İdeolojiler düşüncenin radikalleşmesinden değil; bizatihi radikal duruştan türediler. İdeolojik duruş kaçınılmaz olarak radikal oluşu içerir. Ama onun en sert ve sivri yorumunu yapıp; dünyaya esastan vaziyet etmeyi, kestirmeciliğe, aşırılaştırmaya uğratır.

Radikal duruş, dünyayı sadece toptan, ya da bütüncül bir kavrayış değildir. Bu aynı zamanda dünyaya insan iradesiyle müdâhil olma iddiasıdır. Bu iddia, çoğu kez ideolojilerle şekillenen, içi doldurulmak istenen modern bir iddiadır. Radikallik ve ona sinen ideolojik hegemonya o kadar özdeşleştirilmiştir ki; artık radikal olmakla ideolojik tavır takınmak arasında hiçbir mesafenin olmadığı yaygın bir kamu kanâatidir. İdeolojiler sorunluysa, radikallik de sorunlu olarak algılanmaktadır ki; yanlışlık burada yapılmaktadır.

Problemli olan radikallik değil, radikal duruşun ideolojilerce sömürgeleştirilmesidir. Örnekten giderek söyleyecek olursak; mazrufun (ideolojiler), zarfı (radikallik) aşındırdığını, istenmiyen sızıntılara yol açtığını söyleyebiliriz. Zaten devrimcilik, belki de mazrufun en sorunlu olduğu sızıntıyı karşılar.

Modern hesaplaşmalar birbirisiyle çelişen farklı ideolojilerce yürütüldü. Ama en esaslı celsenin, kutuplaşan ideolojiler- mesela sol ve sağ - arasında değil; radikallik ile muhafazakârlık arasında yapıldığını düşünüyorum. Muhafazakârlık, ideolojik duruşları, yönelişleri; özellikle de devrimciliği bastırmakta çok başarılı oldu. (Burada muhafazakârlığı ideolojik muhafazakârlıktan; mesela siyasal sağ''dan ayrı tuttuğumu belirtmeliyim). Muhafazakârlık, ideolojileri ve özellikle de devrimciliği bastırdı. Ama amaçladığının bu olduğunu sanmıyorum. Muhafazakârı esasta tedirgin eden bakışın radikal bakış olduğunu düşünüyorum.

21.Yüzyıl, ideolojik mağmaların sönümlendiği, soğuduğu bir zaman dilimi. Belki de bunda hayır var. Ama bu “muhafazakâr başarının” radikalliğin de tasfiyesi olarak sunumlanması son derecede sorunlu. Çünkü muhafazakârlığın, tematikleri arasında, son tahlilde geleceğe dönük olarak vaad ettiği bir dünya yok. İşleri oluruna bırakmak, derin temellerle uğraşmamak, telifçilik, uzlaşmacılık, esastan vaziyet etmediği bir dünyada temâyüz etmek arzusu vb muhafazakâr duruşun üzerinde yükseldiği payandaları işaret ediyor. Bu duruşun mevcut dünyada bireylere ya da topluluklara yol aldırdığı muhakkak. Ama Halil Cibran''ın da dediği gibi yolcunun yol almaktan daha önemli olarak yapması gereken menzili tartışmaktır.

Radikallik zarfı, mazrufunu boşalttı. Hâl-i hazırda içi boş. Dökülenlere bakıp, onları bir zaman itibarıyla taşıyan mazrufa da sırt çevirmemek gerekir. Çünkü parçalanan savrulan, dağılan hayatlarımızı anlamlı bir bütün olarak bizlere yeniden kavratacak olan ve yeni bir dünyayı bize hayal ettirecek olan radikal duruştan başkası değildir. İdeolojilerde ısrarcı olmak, devrimcilik gütmek radikal duruşun eğreti yorumlarıdır. Galiba insanlık hâlleri itibarıyla yanlışlar ne kadar sert ve dayanıklı ise; doğrular da o kadar kırılgan. Belki bu yüzden “yanlış hayat doğru yaşanmıyor”(Adorno). Ama tersinden o kadar da emin değilim. Yani zemberek kırılabiliyor ve “doğru hayat pekalâ yanlış yaşanabiliyor”.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.