Yazarlar Bir taşla birkaç kuş

Bir taşla birkaç kuş

Taceddin Ural
Taceddin Ural Gazete Yazarı
Hafta başından bu yana bir Hizbullah olayıdır, yaşayıp gidiyoruz. Gelişmelere bakınca, kafa karıştıracak ve hadisenin sağlayacağı "fayda"yı artıracak sayısız nokta var. İşte, birkaçı:

Hizbullah olayı öncesi neyi tartışıyorduk ? PKK elebaşısı Abdullah Öcalan''ın idam kararı Türk siyasetinin en şahin temsilcileri tarafından iptal edilmiş ve ortalık da birbirine girmişti. Şehit yakınları, iktidar ortağı partilerin bazı teşkilatları, tabanları infial halindeydi. Cumhur''un Babası, cumhurun gözönünde şehid yakını evlatlarından fırça yiyordu, "sizi hiç yanımızda göremedik" diye. Devlete en saygılı kesim olarak bilinen milliyetçi-muhafazakar kesim, Ankaradakiler''in çok önemsedikleri "devlet ciddiyeti"ne halel getirir noktaya ulaşmışlardı. Ne oldu bütün o tepkiler ? Hizbullah''la yok oldu.

Hafta başında Türkiye''deki yabancı konuk kimdi ? İran Dışişleri Bakanı Harrazi. Harrazi, her İranlı yetkilinin "İran''daki terör kampları" klasiğiyle karşılanmasına ilaveten, "kökü İran''da olan" Hizbullah''ın ininin dağıtılmasıyla da istikbal edildi. İran''ı- hem Türk hem de uluslararası kamuoyunda bir güzel mahkum ettik. İranlı bakanın içine düştüğü durumun vehametini anlamak için, bizden bir yetkilinin Tahran''da olduğu sırada Halkın Mücahitleri örgütünün benzer bir olayı karşısında ne hale geleceğini tasavvur ederseniz, durum daha iyi anlaşılacaktır.

Hizbullah''tan çıkan post hiç biter mi ? Emniyet''in "başarılı operasyon"unun Mossad''ın himmetiyle kotarıldığı basında yer aldı. Başbakan Ecevit; bu iddialara mahcup, tekzip şiddeti düşük bir tonla cevap verdi, "Ne olmuş İsrail''le mektuplaşıyorsak, biz herkesle mektuplaşırız" diyerek. Al sana, "terörü engelleyen İsrail" masalına güzel bir fasıl daha.

Ve tabii bazıları için asıl bitip tükenmek bilmez "kazanım" İslam ve terörü yanyana zikretme keyfi. Ekranlarda, gazetelerde, "Gerçek müslümanlıkta böyle bir şey olmaz" bir parmak balını ağızlara çaldıktan hemen sonra bir "ama" ekleyip, köktenci İslami akımların ne feci -hatta PKK''dan bile kötü-, ne acımasız olduklarına, 28 Şubat''ın iyi ki devam ettiğine, aksi halde mezkur terörün genel bir yaygınlık kazanacağına, devleti Hizbullah''ı koruyup kollamakla suçlarken bile zımmen, "Niye bu İslamcılar''la işbirliği içindesiniz, laik emniyet müdürleri, valilerimiz olsaydı böyle mi olurdu ?" deyip, terörü tartışmaktan vazgeçip Kur''an kurslarında bile Hizbullah gölgesini aramalarına ve benzeri hezayanlara kadar uzanan bir geviş imkanı, köktenlaik çevrelerin eline geçti. İşte, hemen akla geliveren Hizbullah''la ilgili birkaç edinim böyle. Siz bu satırları okurken, mutlaka yeni bir kaç "post" daha birilerinin altını ısıtıyor olacaktır.

DTP niye kapanmıyor ?

28 Şubat Süreci''nin sırtını sıvazlayıp yola çıkardığı Demokrat Türkiye Partisi''nin, "işlev"ini bitirdiği çoğu kimsede hakim bir kanaat. MHP''nin, aslını inkar edercesine Anasol-D terkibinde Anasol-M olarak yerini almasıyla, DTP''nin kapanmasının an meselesi olduğu düşünülüyor. Geçtiğimiz günlerde DTP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Tufan''la görüşen bir grup gazeteci de, partinin ne zaman kapatılacağını sordu. Tufan da, kamuoyunda böyle bir imaj olmasına rağmen kendilerine pekçok yeni katılım olduğunu, bu katılımlar çerçevesinde bir zamanların meşhur dizisi Kaynanalar''ın Tijen''i Ece Aydan''ın da İzmir teşkilatına girdiğini anlattı. Bu arada Tufan''ın gazetecilere anlatmadığı ancak kulislerde konuşulan bir iddia da, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in Köşk''teki koltuğu kaybetmesi halinde aktif siyasete DTP üzerinden döneceği yönünde yoğunlaşıyor. Eh, 28 Şubat''ın Babası''na da, bu süreç mamülü bir parti pek yakışır doğrusu.

ANAP''ta Botaş krizi

Geçtiğimiz Salı günü toplanan ANAP Başkanlık Divanı''nda "Botaş krizi" yaşandı. Ama bu kriz, partinin enerji politikalarından değil, kaloriferlerinden kaynaklandı. Toplantı için genel merkeze gelen Mesut Yılmaz ile Başkanlık Divanı üyeleri, kaloriferlerin yanmadığını farkettiler. Genel Merkez yöneticileri hemen devreye girerek, kaloriferlerin sürekli bakımını yapan teknisyeni çağırdılar. Tamirci onca uğraşmasına rağmen, Ankara''ya gelen doğal gazdaki basınç düşüklüğü nedeniyle ortaya çıkan aksaklığı gideremedi. Tabii başta Yılmaz olarak partinin yöneticilerinin soğukta kalmasından rahatsız olan genel merkez idarecileri de, tamirciyi sıkıştırmaya başladılar. Baskılardan bunalan tamirci de en sonunda patladı: "Ne sıkıştırıyorsunuz kardeşim. Botaş ANAP''ta değil mi ? Adam gibi bir sistem kurun, şu basınç düşmesin, bizi de boşu boşuna uğraştırmayın."

BUNLARI

Alman Hıristiyan Demokratlar''ın yeni lideri Wolfgang Schauble''in Türkiye''nin Avrupa Birliği''ne üye olma ihtimaliyle ilgili olarak, "Türkiye konusundaki durum tek cümleyle şudur: Olmayacağını herkes biliyor. Kimse istemiyor, kimse söylemiyor, kimse açık konuşmuyor; bu da siyasal dürüstlük kurallarına ters. Böylece, kötencilerle Avrupa''nın kuşkucuları ateşleniyor" dediğini

BİLİYOR MUSUNUZ?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.