Yazarlar Tunusun sınavı

Tunus’un sınavı

Taha Kılınç
Taha Kılınç Gazete Yazarı

Bugün hâlâ içinden geçmekte olduğumuz bölgesel türbülans sürecinin başlangıç noktası olduğu için “Arap Baharı’nın beşiği” unvanıyla anılan Tunus, özellikle birkaç aydır ilginç bir tartışmaya şahitlik ediyor. Bireylerin haklarıyla İslâm’ın temel emirlerinin karşı karşıya getirildiği tartışma, haliyle Tunus toplumunu ciddi bir bölünmeye de sürüklemiş durumda. Meseleyi, gündeme getirilişinden itibaren, şöyle özetlemek mümkün:

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Taha Kılınç : Tunus’un sınavı
Haber Merkezi 29 Ağustos 2018, Çarşamba Yeni Şafak
Tunus’un sınavı yazısının sesli anlatımı ve tüm Taha Kılınç yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Tunus Cumhurbaşkanı Becî Kâid es-Sebsî, geçtiğimiz yıl ağustos ayında bir açıklama yaparak, kadınlarla erkeklerin tamamen eşit haklara sahip olması için ciddi adımlar atılması gerektiğini söyledi. Tunus’ta “Kadınlar Günü” olarak kutlanan 13 Ağustos’a denk getirdiği konuşmasından sonra kolları sıvayan es-Sebsî, konuyla ilgili rapor hazırlayacak bir komisyon oluşturdu. Söz konusu komisyon, meseleyi etraflıca inceleyerek, siyaset kurumuna ve devlete tavsiye niteliğinde hatırlatmalarda bulunacaktı.

Bir dönem Tunus’ta orucu bile yasaklayacak kadar “jakoben laik” olan eski Cumhurbaşkanı Habib Burgiba’nın kadrosunda yetişen 91 yaşındaki Cumhurbaşkanı es-Sebsî, oluşturduğu “Kişisel Haklar ve Eşitlik Komisyonu” (kısaca COLIBE) için dokuz üye belirledi: Büşra Belhac Hamide (Solcu, kadın hakları konusunda çalışan bir avukat), Dora Buşuşa (Müstehcen filmleriyle ünlü bir kadın yönetmen), Abdulmecid Şarfi (İslâm tarihi profesörü), Selim Langmani (Uluslararası hukuk profesörü), Kerim Buzeyta (Antropoloji doktoru), Salahaddin Curşi (Gazeteci, romancı), Selva Hamruni (Kamu hukuku profesörü), İkbal Garbi (Dini antropoloji doktoru), Malik Gazvani (Hukukçu).

Temel haklar ve özgürlükler söz konusu olunca, komisyon üyelerinin kimliği de oldukça önemli hale geliyordu şüphesiz. Profillere yakından bakınca, es-Sebsî’nin sadece belli bir dünya görüşüne mensup kişileri özellikle tercih ettiği anlaşılıyordu. Meselelerin İslâm’a göre de kritik edileceği komisyonda, uzmanlık alanı İslâm hukuku olan tek bir isim bile yoktu.

COLIBE Komisyonu, beş aylık bir çalışmanın sonucunda, 235 sayfalık bir rapor hazırladı ve geçtiğimiz 8 Haziran’da bunu kamuoyuyla paylaştı. Tavsiye niteliğindeki kararlar ve metne hâkim olan bakış açısı, şaşırtıcı değildi. Komisyonun, Kur’ân’da belirtilen miras paylaşım usulünün ortadan kaldırılarak kadınlarla erkeklerin mirasta eşit tutulması, neyin karşılığında olursa olsun ölüm cezasının ilgası, eşcinselliğin suç olmaktan çıkarılması ve eşcinsel ilişkilerin tamamen özgür bırakılması gibi tavsiyeleri bilhassa dikkat çekiciydi.

Cumhurbaşkanı es-Sebsî, raporun kendisine takdimi sırasında yaptığı açıklamada, kadınlarla erkeklerin mirastan eşit pay almasıyla ilgili kanunî düzenlemeyi, ekim ayında parlamentoya sunacaklarını belirtti.

Komisyonun raporunu açıklamasından sonra, tahmin edilebileceği gibi, Tunus’ta ciddi bir tartışma patlak verdi. Kısa süre içinde, mesele “Peki, Kur’ân’ın açık hükümleri ne olacak?” sorusu etrafında düğümlendi. Raporun taraftarları ve karşıtlarının başkent Tunus’un sokaklarında ayrı ayrı düzenlediği gösterilerde açılan pankartlar bile, toplumsal gerilimin düzeyini gözler önüne seriyordu. Rapor yanlıları “sınırsız ve kesintisiz bir özgürlük” sloganları atarken, rapora karşı çıkanlar “Ya Rabbi, içimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi sorumlu tutma!” yazılı afişler taşıyordu. Bu ifade, elbette Kur’ân’daki o ünlü ayete atıftı.

Tartışmaya konu olan maddeler, önümüzdeki ay parlamentoya bir kanun teklifi olarak sunulduğunda, Tunus’ta tansiyon daha da yükselecek gibi görünüyor.

***

Tüm bunlar olurken, elbette cevabı aranan bir soru da şu: “Nahda Hareketi, tartışmaların neresinde?” Öyle ya, ‘İslâmcı’ kimliğiyle bilinen partinin iktidarda olduğu düşünüldüğünde, Nahda’nın Tunus’taki tartışmaların direkt muhataplarından biri olduğu da su götürmez bir gerçek.

Râşid Gannûşi liderliğindeki Nahda Hareketi, tartışmalarla ilgili şimdiye kadar açıktan bir pozisyon almadı. Nahda cephesinde, meselelerin tartışılarak orta bir çözüm yolunun bulunacağı düşüncesi hâkim. Ancak sokaklarda protesto gösterilerine katılan binlerce kişinin, Nahda’nın tabanını oluşturduğunu da unutmamak gerekir. Parti yönetimi soğukkanlı duruşunu koruma konusunda ne yaparsa yapsın, halk kitlelerinin “Kur’ân’ın hükümlerini tartışmaya açtırmayız” ısrarı, boş verilecek bir manzara değil.

Geçtiğimiz yıl, “Biz artık demokrat Müslümanlarız, siyasal İslâm diye bir ajandamız yok” açıklamasıyla farklı kesimlerden farklı tepkiler alan Gannûşi, öyle görünüyor ki, önümüzdeki süreçte ciddi bir sınavla karşı karşıya kalacak. Şimdiye kadar olduğu gibi “yorumların esnekliği” üzerinden değil, direkt şekilde Kur’ân’ın metninin konu edileceği bir sınav bu üstelik. Gannûşi ve Nahda’yla birlikte Tunus da sınav verecek.

***

Dünya, hızla marjinalliğin, bencilliğin ve kutsala saygısızlığın “norm” olarak dayatıldığı bir yere dönüşüyor. Arap dünyasının diğer ülkelerinden farklı biçimde, hatırı sayılır bir sol ve seküler sınıfa sahip olan Tunus da, bu gidişattan nasibini alıyor elbette. Tunus’un yaşayacağı tecrübe ve göstereceği toplumsal performans, İslâm dünyasının diğer coğrafyalarına birçok yönden örnek olacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.