Yazarlar occupySAADET

occupySAADET

Taha Ün
Taha Ün Gazete Yazarı
Bu satırları son seçimler hariç bu güne kadar oy sandığına girdiğinde bütün oylarını Saadet Partisi"ne vermiş birisi olarak yazıyorum.

Occupy kelime anlamı olarak işgal demekmiş. OccupyGezi vs gibi eylemlerden anlaşıldığı gibi bu yazı Saadet Partisi"ni işgal çağrısı filan değildir.

Zira Saadet Partisi zaten şuan fiilen bir işgal altındadır.

Milli Görüş tarihinde hiçbir zaman taban ile üst yönetim birbirinden bu kadar kopuk olmamıştı.

Milli Görüş tarihinde hiçbir Genel Başkan uluslararası güçlerin arkasında olduğu bir operasyona sahip çıkmamıştı. Bırakın sahip çıkmayı bu tarz operasyon hesabına girecek olan odakların raporlarına ilk yazdıkları şey Milli Görüş"ten aldıkları, alacakları tepkiler olmuştu.

Saadet Partisi"nin mevcut Genel Başkanı kitlesel tarihi Merhum Erbakan"a "yamuk yapmak, kin gütmek, düşman olmak" tarihi olan paralel örgütle kol kola hareket etmektedir.

17 Aralık operasyonunun arkasında yabancı güçlerin de olduğu bizzat Oğuzhan Asiltürk tarafından da ifade edildiği halde Sayın Kamalak 17 Aralık darbe girişimine sahip çıkmakta bir beis görmemektedir.

Bundan birkaç günce televizyon kanalına canlı yayına çıkan Mustafa Kamalak"ın yaptığı açıklamanın bazı cümlelerini not ettim, son kongrede oyunu Mustafa Kamalak"a vermiş olan bir Saadet Partisi Genel Merkez Delegesine bu cümleleri okudum. "Sence bu satırları kim yazmıştır" dediğimde dostum bana ancak birkaç tane Zaman Gazetesi yazarının ismini saydı.

Saadet Partisi açısından tablo işte bu kadar vahimdir.

Saadet Partisi işte tam olarak böyle bir işgalin altındadır.

Saadet Partisi"nin mevcut genel başkanının söylemlerinin, eylemlerinin Milli Görüşün hassasiyetlerini, ilkelerini, geleneklerini ya da tabanın beklentilerini ne kadar karşıladığını ilerleyen zamanlarda belki yazarım.

Ben bugünkü yazımda Türk Siyasetinin "Yeni Erbakan"ına" hoş geldin demek istiyorum.

Biraz geriden başlayalım.

Aylarca Saadet Partisi"nde tam bir komedi izledik. Komedi dediğime bakmayın, yaşananlar son derece trajikomik hadiselerdi esasen.

Erbakan"ın partisinde Erbakan olmak, Erbakan"a muhabbet beslemek, Erbakan"a yakın olmak hatta hatta Erbakan demek suç haline geldi.

Numan Kurtulmuş"u "Fatih Erbakan"ı dışlıyor" diye suçlayanlar fırsat ellerine geçince Fatih Erbakan"ı konferansa çağıran, iftara çağıran kim varsa emeğine, geçmişine bakmaksızın görevden aldılar.

Ben Numan Kurtulmuş"un Saadet Partisi Genel Başkanlığı yaptığı dönemde Fatih Erbakan"ı davet ettiği için görevden alınan herhangi bir teşkilata rastlamadım.

Ama mevcut yönetimin "neredeyse" Fatih Erbakan"a selam verdiği için görevden aldığı onlarca Saadet Partisi teşkilatı biliyorum.

Bugün daha iyi anlıyoruz ki o gün Numan Kurtulmuş"a karşı partiye kayyum getirenlerin derdi "Erbakan Sevdası" filan değil, kişisel ve zümresel iktidar hegemonyalarının yıkılması endişesiymiş. Zira "ya bizim için de tehdit olursa" diyerek Merhum Erbakan Hocamızın biricik emanetlerinden olan Fatih Erbakan"ın ismini Saadet Partisi"nden silmek adına atmadıkları adım kalmadı.

Fatih Erbakan iki sene boyunca kendisine, arkadaşlarına yapılan onca haksızlığa rağmen duruşunu, zarafetini, itidalini asla terk etmedi. Tam bir "Erbakan gibi" davrandı.

Bazı çevreler Genel Başkan adaylığı için zamanlamanın doğru olmadığını düşünüyor olabilir. Ben buna katılmıyorum. Doğru zamanda doğru çıkışı yaptı.

Merhum Erbakan Hocamızın en yakın iki dava arkadaşı olan Recai Kutan ve Ahmet Tekdal "baba dostu" olmanın gereğini yerine getirdi. Fatih Erbakan"a bu süreçte büyük destek oldular.

Kongre salonunda tribünler coşkuyla Fatih Erbakan"ı bağrına bastı.

Fatih Erbakan"ın yaklaşık bir saat süren konuşması iyi hazırlanmış bir konuşmaydı.

Milli Görüş refleksinin her satıra, her kelimeye sindiği cesur bir metindi.

Sadece tribünler değil, yüreği ümmetten, memleketten, Milli Görüş"ten yana atan herkes kongrede Fatih Erbakan dedi.

Mustafa Kamalak kendi yazdığı delegelerin ancak yarısının oyunu alabildi. Fatih Erbakan ise Mustafa Kamalak"ın yazdığı delegelerin iki yüz on yedisinin reyini alarak çıktı kongreden.

Siyaset uzun soluklu bir yürüyüş. Kimin kazanıp kimin kaybettiğine bence tarih karar verir.

Ortada yadsınmaz bir gerçek var artık.

Fatih Erbakan artık Türk Siyasetinde belirgin bir figür haline gelmiştir.

Türk Siyasetine "Yeni Erbakan" hayırlı olsun.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.