Yazarlar Anayasa Mahkemesinden son çıkan ışıkları söndürsün

Anayasa Mahkemesi’nden son çıkan “ışıkları” söndürsün!

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz Gazete Yazarı

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın Salı gecesi twitter’da zuhur eden “Işıklar Yanıyor” repliği “AYM, Işık Evi mi olmuş?” dedirtti!

*

Darbe iması içeren bu çıkış, Ankara’nın siyasi kulislerinde dalgalanmaya neden oldu; büyük tepki gördü.

İlk tepkiyi, İçişleri Bakanlığı “fevkalade isabetli” bir karşılıkla verdi:

Bakanlık merkezinin fotoğrafı eşliğindeki “Işıklarımız hiç sönmüyor” paylaşımıyla…

“Madem öyle, gel böyle!” yahut “Hodri Meydan!” demeye getirdiler.

*

Hain FETÖ cuntasının 15 Temmuz gecesi korsan bildiri okuttuğu TRT’ye beraberindeki vatandaşlarımızla girerek binayı darbecilerin işgalinden kurtaran Bakanın Süleyman Soylu olduğunu, bu vesileyle bir daha hatırlıyoruz.

*

Son dönemde ise AYM Başkanı Zühtü Arslan ve onun dublajcısı Engin Yıldırım ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında yaşanan tartışmalar hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Karşılıklı beyanların ardından…

Soylu’nun “AYM Başkanı’nın mesleğe aldığı amirlerin yüzde 41’ini FETÖ’den ihraç ettim” şeklindeki sözleri, Zühtü Arslan’a havlu attırmıştı!

*

Bu hadisenin hemen ardından ise MHP lideri Bahçeli’nin “Anayasa Mahkemesi yeni hükümet sisteminin doğasına uygun biçimde baştan yapılandırılmalıdır: AYM kapatılmalı, Divan-ı Âli kurulmalı” şeklindeki sözleri dikkat çekmişti!

ÇEVİR KAZI YANMASIN

Engin Yıldırım’a dönecek olursak…

Mister Yıldırım, 2010 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından AYM üyeliğine seçilmişti.

Görev süresi, 2031’de sona erecek.

*

Engin Yıldırım önce “Hukukun ışığını kastettim” diyerek “Çevir kazı yanmasın” çalıştı.

Ardından da özür diledi.

Ne var ki, özür dilemesi yeterli değildir.

Bir an evvel: istifa etmelidir.

Çünkü bu çıkışı “taammüden” yapmıştır.

Artı, bu tavrı ihsas-ı rey anlamına geliyor.

Yazdığı o cümlenin siyasi tarihimizde ne manaya geldiğini bilmiyor olamaz:

-Gayet iyi bildiği için yazıyor, zaten!

*

“Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor” lafı, uzun yıllardır darbe hazırlıklarını ifade etmek için kullanılıyor.

“Komprador Burjuvazinin televizyoncusu” Mehmet Ali Birand’ın Türkiye’nin yakın siyasi tarihini anlatan belgeselinde formüle ettiği bir repliktir.

Geçmişin apoletli gazetecilerinden Kurtul Altuğ’un “Genelkurmay’ın Işıkları Yanıyordu” başlıklı bir kitabı bile vardı…

Mister Altuğ’u, 28 Şubat darbesinin siyasi ayağındaki bir numaralı isim olan Demirel’le malum süreçte yaptığı ekran söyleşileriyle de hatırlıyoruz.

YAMAN SORULAR

AYM üyesi Yıldırım, her ne kadar çark etmiş olsa da; “Ne oldu da ışıkları yaktınız?” yahut “Neden gece mesaisine çıktınız?” ya da “Hangi mücbir sebeple ışıkları yaktınız?” yollu suallerin cevabını vermek zorundadır.

YAZI BAŞLIĞI, NEREDEN KOŞUYOR?

1992’de İngiltere’de genel seçimlerin yapılacağı gün, Muhafazakar Parti’nin Başbakan adayı John Major’ı destekleyen tabloid “Sun” gazetesi şu başlıkla çıkmıştı:

“Şayet, bugün seçimi İşçi Partisi lideri Neil Kinnock kazanırsa; İngiltere’den son çıkan lütfen elektrikleri söndürsün!”

*

Bu çarpıcı manşette, muhtemel neticenin ne denli berbat bir durum olacağını anlatmak üzere manidar bir “benzetme” yapılmıştı.

Yazımızın başlığı, işte bu ilginç başlıktan mülhemdir.

Anayasa Mahkemesi’nde bir süre Başkan Vekilliği de yapmış olan bir üyenin “Işıkları yakan!” paylaşımı; AYM’nin bir dolu tartışmalı kararı hatırlandığında “bardağı taşırmış” oldu!

*

Ezcümle: MHP lideri Bahçeli’nin AYM ile alakalı önerisi, hayata geçirilmelidir.

Bir başka deyişle…

Mevcut yapısıyla devam etmesi mümkün olmayan Anayasa Mahkemesinden “en son çıkacak kişi -her kimse- bi zahmet elektrikleri söndürmelidir!”

FRANSA’DA LAİKÇİ FAŞİZM TAMGAZ

Emmanuel “Mikron” mikrobu, ülkesindeki Müslümanlara/İslam’a savaş açtı, malum…

Son olarak Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin “Radikal İslamcılıkla Mücadele!” iddiasıyla bu yılın başından itibaren ülkede 73 cami, özel okul ve işyerinin kapatıldığını” açıkladı.

*

Eh, Cumhuriyet’teki ‘Laikçi Taş Kafa’ İnce Özdemir’in acayip mutlu olduğuna hiç kuşku yoktur!

*

Sadece bu son örnek bile…

Fransa’daki laikliğin “İslam düşmanlığı ile eş anlamlı” olduğunun tescilidir.

Hani, “din ve vicdan özgürlüğü, laikliğin teminatı altında” idi?

Türkiye’deki laiklik putçularının ‘Sevgili Fransa’sı işte budur!

*

AB’nin Almanya ile birlikte başat ikilisini oluşturan bu Fransa; Türkiye’mize küstahça saldırmayı adeta günlük spor haline getirmiş vaziyettedir.

Fransa’da cami kapatmak, Almanya’da ise cami yakmak; sistemli devlet politikasıdır!

Batı Putçusu Ertuğrul’un Türkiye’yi her fırsatta “itelemeye” yeltendiği “Hıristiyan Kulübü” AB’nin dominant ikilisinin hakiki yüzü tam olarak budur!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.