Yazarlar Akıl, servet ve taraftarlık üzerine

Akıl, servet ve taraftarlık üzerine

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Fanatizm böyle bir şeydir. Sporda sana haksız yere kazandığın penaltıyı savundurur, rakip futbolcuya yapılan faulu, topa müdahale olarak gösterir.

Siyasette aynı partiden ne kadar ahlaksız varsa sahiplendirir, rakip partideki temiz ve dürüst adamları şerefsiz ilan etttirir.

Oysa düşmanlık ayrıdır, doğruları söylemek, uyarmak, yol göstermek ayrıdır.

Akıl zenginliği o yüzden cüzdan zenginliğinden önemlidir.

***

Geçenlerde bir meslektaş köşesinde padişah Abdülhamit’i överken Said Nursi ile Mehmet Akif’i yermiş.

Birini sevmek için illa birilerine sövmek gerekmiyor.

At gözlüğü atlar için çok faydalı ama insanlar için değil.

***

Her muhalif düşman anlamına gelmez.

Siyasi iktidarlara doğruyu söyleyen, onları uyaran, yol gösteren birilerinin olması o iktidar için büyük bir şanstır.

Bugün muhalefet yokluğundan en fazla rahatsız olan yine iktidardır.

***

Düşmanları Padişah Abdülhamit’e “kızıl sultan” derken, Said Nursi ona “şefkatli sultan” diye hitap ederdi.

Düşmanları ona suikast tertipleyerek öldürmek isterken, Said Nursi, Abdülhamit’i etrafındaki dalkavuklara karşı uyarırdı.

Asrın Bediüzzamanı Said Nursi, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif, Vatan şairi Namık Kemal ve o dönemde Abdülhamit’e muhalif birçok aydın vardı.

Hepsinin ortak derdi, özgürlük alanlarının genişletilmesi ve padişahın çevresini saran, yanlış bilgilerle onu korkutan, dalkavukların yüzünden memlekette oluşan baskıcı politikaların yumuşatılmasıydı.

Bu aydınların arasında Abdülhamit’i sevmeyen yoktu.

***

Yalnız Abdülhamit’in düşmanı da çoktu.

Kimler sevmiyordu?

Dışarıda Abdulhamit’in Filistin politikasından rahatsız olan Avrupa’daki siyonist lobisi.

İçeride de Abdulhamit’in dindarlığından rahatsız olan Batı hayranı dini ve milli değerlerinden kopmuş, gözünü iktidar hırsı bürümüş, masonlarla işbirliği yapan İttihat Terakki üyeleri.

***

Akıl zenginliği yoksa özellikle siyasetin ve sporun cezbeden fanatizmine hemen kapılır insan.

Ve şeytanı melek, meleği de şeytan görmeye başlar

Fanatizmin her türü akıl tutulması yaşatır insana.

Aşk da öyledir, maşuku meczup eder.

Bu hastalıktan kurtulmanın çaresi:

At gözlüğünü çıkarıp bol bol okumak.

O yüzden insanlığın ‘O’ rehberine inen ilk emir, ‘Oku’dur

***

Konuya farklı bir yönden bakalım;

Zenginlikle özgürlüğün arasında çok yakın ilişki vardır.

Bu yüzden de zengin ülkelerde özgürlüğün daha geniş olması tesadüf değildir.

Bir ülkenin makro anlamda ekonomisi büyürken bu büyümeden faydalanma oranı arasında o ülke yaşayanları açısından uçurum varsa o ülkede önce hukuk ve demokrasinin tartışılması gerekir.

Gelir dağılımındaki bozukluk ve fırsatlardan sadece birilerinin faydalandığı bir ülkede hukuk ve demokrasinin varlığı tartışılmalı ve çözülmesi gereken en öncelikli konu olmalıdır.

Biz biliyoruz ki hukukun üstün olduğu ülkelerde fırsat eşitliği vardır.

Elit ve üstünlerin hukukunda ise fırsatlardan sadece bazı gruplar faydalanır.

***

Geçen hafta Uluslararası Şeffaflık Derneği ve İsveç Konsolosluğu’nun katkılarıyla düzenlenen “Hukuk ve İktisat İlişkisi: Özgürlüğün Toplumsal Refah Boyutu” konulu konferansta da bu konu tartışıldı.

Thomas Jefferson’ın “Özgürlüğün bedeli sürekli tetikte olmaktır” dediği, burada da sürekli tetikte olması gerekenlerin halk olduğu vurgulandı.

Akıl ve servet zenginliğinin olmassa olmazı; bireysel özgürlük alanlarının genişletilmesi.

Yani Milletin efendi, devletin hizmetkar olduğu bir anlayış

Ama Freud de şöyle der; Çoğunluk aslında sessizce özgürlüğü istemez, çünkü özgürlük sorumluluktur ve çoğunluk sorumluluğu korkutucu bulur.

Günün sözü: Aydın, koyun olmalı kuş olmamalı, kuş yavrusuna kusmuk, koyun yavrusuna süt verir.
Said Nursi

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.