|
Yazarlar

Fırsat ve zorlukların kardeşliği

04:00 . 7/12/2022 Çarşamba

Yaşar Süngü

1962 yılında Kocaeli’nde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Ortadoğu'da başladığı gazeteciliğe Yeni Şafak Gazetesi’nde devam etti. 10 yıl boyunca Yeni Şafak Gazetesi Ekonomi Şefliği görevini yürüttü. 2006'dan bu yana Yeni Şafak'ta köşe yazarı olarak mesleğine devam eden Süngü, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yaşar Süngü

Küresel ekonominin yavaşladığı ve dünya genelinde enflasyonun yükseldiği bir dönemdeyiz.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaş ve 2 yıla yakın süren küresel koronavirüs salgını nedeniyle büyük artış gösteren
enerji ve gıda fiyatları
bütün kesimlerin üzerinde büyük bir yük oluşturuyor.
Dünyada ve Avro Bölgesi’nde
yıllık enflasyon yüzde 10-12 bandında. Rusya’nın enflasyonu Ukrayna’yı işgalinden bu yana ikiye katlandı, ancak düşüyor.

Almanya, İtalya ve Birleşik Krallık çift haneli seviyelerde.

**

Türkiye ekonomisi
2022’nin
üçüncü çeyreğinde yüzde 3,9 büyüdü.

Yıllık bazda enflasyon ise yüzde 85 seviyesinde.

İstanbul’da
yıllık bazda enflasyon yüzde 105 ile üç haneli oldu.
Muhtemelen 2022 yılını temel ihtiyaçlardaki
yüksek enflasyon
tartışmalarıyla kapatacağız.

Şimdi merak edilen 2023 yılı nasıl geçecek sorusunun cevabı.

İş dünyasının ihracat ve ithalat tarafında yer alan temsilcilerinin ekonomiye bakışları özetle şöyle;
Üretim girdisi olarak yapılan
ithalatın
oranı toplamın yüzde 80’ini oluşturuyor.
Bu ithalatı yapmasak, zaten
ihracat
şansımız da olamayacak. Dolayısıyla bizim daha çok üretimle
ham madde ihtiyacımızı
yurt içinden karşılayacak hale gelebilmemiz gerekiyor.
Yani sadece
üretmek
yetmiyor, tasarımla, teknolojiyle, inovasyonla ürettiğimize değer katmak, markalaşmak zorundayız.
Bunu başarabilir,
enerjinin ithalattaki
payını azaltabilirsek orta vadede ihracatımızın ithalatı karşılayabileceği bir noktaya gelebiliriz.
2023
yılının ilk yarısı hem dünya hem de ülkemiz açısından zor geçecek.
İkinci yarıdan itibaren
yabancı sermaye
yatırımlarının gelişinin hızlanacağı tahmin ediliyor.
Türkiye gerek
coğrafi
avantajları, gerekse
güçlü insan kaynağı
ile zamanla daha avantajlı bir konuma geçecek.

Yılı ikiye ayırırsak, ilk bölümü zor, ikinci bölümü ise önemli fırsatlarla geçirilecek bir sene gibi gözüküyor.

**

Arjantin
son 10 yıldır girdiği yüksek enflasyon sarmalından çıkamadı.

Arjantin’de günde 5.50 dolar altında ile geçinmeye çalışanların nüfusa oranı 2012’de yüzde 4 iken 2022’de yüzde 36’ya ulaştı.

Enflasyonun
olduğu ülkelerde gelir dağılımı yok, alım gücü yok, işsizlik, geçim sıkıntısı, fakirleşme ve kıtlık var.

Türkiye’nin güçlü bir büyüme sağlaması ve devamlılığı için enflasyonu kalıcı bir şekilde indirmesi gerekiyor.

Dünyanın iki kilit ekonomisi
ABD
ve Çin’de
büyüme istikrarı var.
Türkiye
çok fazla dalgalanma yaşıyor.

Bir dönem sonra büyümede yavaşlama söz konusu olacak.

Enflasyonun kontrol altına alındığı, öngörülebilir bir ortam şart.

Yatırım güven
ortamında oluyor.

Gerçek kalkınmaya giden yol bu.

**

İlk iki çeyreğe göre
büyüme
hızında bir düşüş var.

Bu düşüş ana pazarlardaki ekonomik durgunluktan kaynaklanıyor.

Bu durgunluk, bir süredir beklenen
yurt dışı talep düşüşüne
bağlı negatif gelişmelerin sonucu.

Üstelik küresel piyasalardaki belirsizlik artarak sürüyor.

Çin
tekrarlayan salgınla tekrar kapanma sürecinde.
Rusya-Ukrayna
savaşı sürüyor.
Suriye, Irak, Libya ve Yemen’de
kaos devam ediyor.
İş dünyası içeride ve dışarıda artan
sis
bulutu
nedeniyle önünü görmekte zorlanıyor.

**

Reuters ve Maersk’in
ortak çalışmasına göre; Avrupalı şirketler için Türkiye Polonya ve Almanya’nın ardından en popüler tedarik merkezi olmuş.
Fırsatlar ve zorluklar
bir arada olmazsa gelişme olmaz, canlılık olmaz, değişim olmaz, kısaca hayat olmaz.

Tıpkı gözün siyah ile beyazının bir arada olmasıyla gözün var olduğu gibi.

Yalnız fırsatların şöyle bir özelliği vardır; Sadece
sabredenlere
gözükürler.

Her dönemde zorluklara sabredenler, zorlukların içindeki fırsatları görüp yakalayabilenlerin kimisi yürüyecek, kimisi koşacaktır.

Etrafı bahanelerle kapalı fırsatları göremeyenler, zorluklara teslim olanlar, şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirenlerin kimisi yerinde sayacak, kimisi de gerileyecektir.

Ekonomik ve sosyal
sıkıntıların faturasını sürekli birilerine çıkarma alışkanlığı hem bireysel hem toplumsal geleneksel sporumuz oldu.
Fatura kesme alışkanlığını sürdürüp, sorunları ağırlaştırmak yerine hep birlikte
çözüme odaklanarak
bu kısır döngüden kurtulabiliriz.
#Ekonomi
#Türkiye
#İhracat
#ABD
#Çin
2 ay önce
default-profile-img
Fırsat ve zorlukların kardeşliği
Bir özür borcu…
Derin uykuları bölen acının derinliği
Aynı safta
Charlie Hebdo’nun tankları Türkiye’ye gelir mi?
Ucuz fırsatçılıklar…