Yazarlar İhtiyar acıdığı için gelmesinler diyor

İhtiyar acıdığı için “gelmesinler” diyor

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İmalatta kullanılan ham maddelerin yüzde 90’ı ürün fabrikadan çıkmadan önce israf olurken, yapılan ürünlerin yüzde 80’i ise ilk altı ay içinde ticari ömrünü tamamlıyormuş. Yapılan bir araştırmanın sonucu böyle söylüyor.

Yani üretilen ürünlerin yüzde 80’i çöpe gidiyor ama biz o ürünü alırken bu çöpe giden ürünlerin parasını da ödüyoruz.

Fabrika sahiplerinin servet hırsları yüzünden 1 liraya almamız gerek ürünü 10 liraya alıyoruz.

O ürün gerçek değerine satılsaydı, yani 1 liraya ne olurdu?

10 lirası olmadığı için o üründen mahrum kalan milyonlarca insan o yoksulluğu yaşamazdı.

**

Neden böyle?

Çünkü ihtiyaçtan fazla üretmek için kurulan fabrikaların çarkları sadece sahibine çok para kazandırmak amacıyla dönüyor.

Kurulan fabrikalardaki makinelerin 3 vardiya çalıştırılması daha fazla insana iş imkânı sağlamak değil.

Ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamak da değil.

Dünyayı güzelleştirmek ve zengin kılmak hiç değil.

Servet ve güç sahibi olmak.

Nereden biliyoruz?

Şuradan; sermaye ve siyasi iktidar sahiplerinin amaçları insani olsaydı, teknolojinin geldiği bu noktada dünyanın yarısı açlıktan yarısı da tokluktan ölmezdi.

Tamir yok, kullan at, fazla üret, fazla tükettir, kendi çıkarlarını düşün, felsefesi ile yolun sonuna geldik.

Ya birlikte yani üreten yöneten ve tüketenler olarak ortak bir karar vererek üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı yavaş yavaş değiştireceğiz, ya da 3-4 kuşak sonra yok olacağız.

**

Bu kötü gidişatı durdurmak için yeni bir ekonomik sistemin nasıl olması gerektiği uzun bir süredir tartışılıyor.

Döngüsel ekonomi, bir kavram olarak son 20–30 yıldır ekonomi alanında fikir sahibi olanların tartıştığı bir alan.

Döngüsel ekonomi nedir?

Döngüsel bir ekonomi, üç ilkeye dayanan ekonomik bir sistem: Azaltma, yeniden kullanma ve geri dönüşüm.

Doğal kaynakları daha sorumlu kullanmak, atık miktarını azaltmak ve yeniden kullanabilmek.

Bu ekonominin önemli tarafı servet biriktirmek yerine dünyayı yaşanılır hâle dönüştürmeyi hedeflemesi.

Döngüsel model ile üretim ve tüketim alışkanlıklarımız yeniden şekillenirken, maliyetler ve çevre kirliliği azalıyor, yeni iş imkanları oluşuyor.

Dünyayı kirletenler arasında lider olan AB bu konuda şimdiden önemli adımlar atıyor.

2030 yılına kadar Avrupa’da atığın ikincil hammadde olarak yeniden kullanımı ile AB ekonomisine 600 milyar dolar katkı sağlanabileceği hesaplanıyor.

**

Plastik, istenilen biçimi alabilen anlamına gelen yunanca “plastikos” sözcüğünden geliyor.

Plastiklerin kaynağı, ham petrol, gaz ve kömürdür. Plastiğin genelde ana kaynağı petrol rafinerisinden arta kalan maddeler.

Her yıl dünyada 500 milyar plastik poşet kullanılıyor. Sadece okyanuslara dökülen plastik miktarının en az 8 milyon ton olduğu söyleniyor.

Deniz, göl ve toprağa gömülenleri bilmiyoruz.

Tabii sorun sadece plastik atıklarından ibaret değil!

Genel olarak ambalaj atıkları konusunda maalesef hem kamu hem de tüketiciler yeterli duyarlılığa sahip değil. Ambalaj atıkları çöp değil, geri dönüşümle aynı zamanda sanayinin hammaddesi.

Ne yapalım?

Çöpleri ayıralım. Geri dönüşüme önem verelim. Özellikle kağıt atıkları evsel atıklarla ve diğer ambalaj atıklarıyla karıştırmayalım, ayrı toplayalım.

Kağıt yapısı gereği diğer atıklarla karıştığı takdirde kolayca yok olabilir.

Bu ciddi bir, sanayi hammaddesinin kaybı demektir.

Denizde bir kağıt parçası 2 hafta , bez parçası 1-5 ay, ip-urgan 1 yıl, boyalı bir tahta 13 yıl, teneke 100 yıl, alüminyum kutu 250 yıl, plastik şişe 450 yıl erimeden kalabiliyor.

Peki çözüm nedir?

Üretirken de yönetirken de tüketirken de havanın, suyun, toprağın herkese ait olduğunu düşünmek ve her şartta insan kalmaya çalışmak.

**

Sokakta gördüğü ihtiyara mikrofonu uzatarak soruyor genç haberci; Gelecek nesillere ne tavsiye edersiniz?

Uzun bir cevap bekliyor genç haberci ama ihtiyar adam gün görmüş, yaşamış, tecrübe sahibi olduğu için vereceği cevabı biliyor ve tek kelime ile cevaplıyor: Gelmesinler.

Mümkün mü bu?

Değil tabii ki.

İhtiyarın, “gelmesinler” derken söylemek istediği şey bu zor hayat şartlarının getireceği sıkıntılar.

Gelecekler ama mavisi kaybolmuş daha gri bir deniz, daha petrol ve gaz kokulu siyah bir hava, daha kirlenmiş bir toprak, daha çok beton ve daha çok kirlenmiş ilişkiler bulacaklar.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.