Yazarlar ​İki şeyi dizginlersen enflasyon düşer; Nefsini ve fırsatçıyı​

​İki şeyi dizginlersen enflasyon düşer; Nefsini ve fırsatçıyı​

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Doların anormal artışının ardından başlayan tartışmalar, ekonomi ve siyaset gündemine oturdu.

Ortalık bulanınca her zaman olduğu gibi fırsatçılara da gün doğdu.

Piyasalarda timsah gözyaşları ile gerçekten gözyaşı dökenler birbirine karıştı.

Ancak ortada şöyle bir tablo var; Üretici kazanamıyor, tüketici yani halk da kazanamıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : ​İki şeyi dizginlersen enflasyon düşer; Nefsini ve fırsatçıyı​
Haber Merkezi 30 Ocak 2019, Çarşamba Yeni Şafak
​İki şeyi dizginlersen enflasyon düşer; Nefsini ve fırsatçıyı​ yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Ama bu bulanık havada kazanan birileri var.

Evet, enflasyon, kazanan azgın bir azınlığın dışında çoğunluğun canını sıkıyor.

Canı sıkılan herkes suçlu arıyor.

Oysa suçlu aramakla fiyatlar düşmez.

İşaret parmağımızla karşıdaki suçluyu gösterirken, işaret parmağının altındaki 3 parmağın da bizi gösterdiğini görmüyoruz.

**

Fiyatlar nasıl düşer?

Herkes gerçek ihtiyacını belirleyip, gelir seviyesine bakıp harcamalarını ona göre yeniden düzenlerse fiyatlar düşer.

Eskilerin tabiri ile formül klasik ve net: Ayağını yorganına göre uzat.

Sonu izmle biten hangi sistem gelirse gelsin, ekonomik sistemler nasıl değişirse değişsin bu kural hiç değişmez.

**

Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda yapılan araştırmadan çıkan sonuç çok net: Her yüz kişiden 37’sinin elbise ve ayakkabı dolabında satın alıp hiç giymediği ayakkabı ve kıyafetleri var.

Her yüz kişiden 46’sı kredi kartlarının taksit imkanlarının fazla olmasının alışveriş iştahını artırdığını itiraf etmiş.

Her yüz kişiden 55’i nişan, düğün, bayram gibi özel günlerde bütçeyi zorlayan alışveriş yaptığını söylemiş.

**

Hayatımızdaki gereksiz ihtiyaç maddelerini o kadar çoğaltmışız ki yorgan, mendil kadar kalmış.

O yüzden borca alıştı-rıldı-k.

Borca alıştıkça da yüzsüzleştik, arsızlaştık.

Biz jokey, nefsimiz at olacaktı, biz at olduk, nefsimiz Jokey!

**

Biraz acıtacak canımızı ama gelirimizle yaşamayı öğreneceğiz.

İşe kendimizden başlayacağız.

Sonra ailenin diğer fertlerine öğreteceğiz.

Neyi?

Harcama disiplinini.

Temel ihtiyaç maddelerini yeniden belirleyeceğiz.

Sonra ikinci, üçüncü, dördünce ihtiyaç maddelerini sıralayacağız.

**

Günde 5 milyon ekmek çöpe atılıyorsa bunun suçlusunu başka yerde aramayacağız.

‘Ben taze ekmek yerim’ deyip 2 günlük ekmeği çöpün kenarına koyuyorsak ‘Yemen’de açlıktan çocuklar ölüyor’ deyip ağlamayacağız.

**

Pazara ya da markete gittiğimizde kışın kışlık yiyecekleri, yazın yazlık yiyecekleri alacağız.

Yani kışın patlıcan, domates biber, karpuz yemeyeceğiz.

Yazın tatile gidecek paramız yoksa gitmeyeceğiz.

Evimizde giysiler ihtiyacımızı karşılıyorsa marka heveslisi olmayacağız.

‘Satın alarak mutlu olma’ duygumuzu körelteceğiz.

**

Ev ve aile ekonomisini kendi hayatında uygulayan Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu’na kulak vereceğiz.

Bakın ne diyor hoca; “Ülke ve kendi ekonomimizi düşünüyorsak, en önemli şey israf etmemektir.

Bizim gerçek ihtiyaçlarımız neler?

İlk önce gelirimizi bir kenara yazacağız.

Defterin diğer tarafına da giderleri tek tek yazacağız.

Çünkü bu dönemde ayağımızı yorgana göre uzatmamız lâzım.

Ve bunların hepsi yazılı bir şekilde not alındığı için fiyat bilincimiz de oluşacak.

Gerektiğinde diyeceksiniz ki. ‘bu meyvenin fiyatı artmış, bundan yemeyelim. Başka bir meyve bakalım.’”

**

“Çöplerimize baktığımızda bunların çoğunluğunun yemek artıkları olduğunu görüyoruz.

Gidin bakın gardıroplarımıza, giymediğimiz, yıllarca dolapta duran elbiselerle doludur.

Az şeyle mutlu olmayı başarmamız lâzım.

Büyük bir israf toplumu haline geldik maalesef.

O nedenle insanları önce ailede eğitmeye başlayacağız.

Eğitim evde, öğretim okulda başlar.

O yüzden çocuklara ihtiyacından daha fazlasını almamayı ve neyin gerekli, neyin gereksiz olduğunu anlatmamız gerekiyor.”

**

“Bir de paylaşmayı öğretmemiz lâzım.

O kadar bencilleştik, kapitalizmin dikte ettiği şeylerin içine gömüldük ki, hepimiz mülkiyetçi olduk.

Açgözlülüğü bırakacağız, ihtiyacımız kadar alıp, ihtiyacımız kadar tüketeceğiz.

Temel öğretilerimizde paylaşmanın ibadet olduğuna inanan bir toplumuz.”

Hoca ne kadar haklı.

Bildiğini hayatına uygulayan böyle insanlara ne kadar ihtiyacımız var.

**

Çarşı pazarda fiyatlarla istediği gibi oynayan fırsatçılar, bizim doymak bilmeyen iştahımızdan besleniyor.

Nefsimizi dizginlemeye çalışmak, fırsatçıları terbiye etmeye ve fiyatları indirmeye yeter.

Ondan sonrası da devletin işi olsun

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.