Yazarlar Kırmızı gül satan çiçekçi kız ve darbukacı çift

Kırmızı gül satan çiçekçi kız ve darbukacı çift

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Üsküdar Salacak’ta kırmızı elbiseli 5-6 yaşlarındaki kız çocuğunun elinde 2 adet, annenin elinde de bir demet kırmızı gül vardı.

Hem yürüyorlar hem de sahil boyunca dizilen banklarda oturanları gözlüyorlardı.

Kız çocuğu kendisini izlediğimi görünce bana yöneldi.

Karşıma geldiğinde gülümseyerek kırmızı güllerden birini uzatarak; “İçimden geldi” dedi.

Biz küçük sevimli çiçek satıcısıyla konuşurken, annesi de o esnada bizden hemen sonraki bankta oturan iki gencin yanına gitmiş ve gülümseyerek aynı cümleyle kırmızı güllerden birini uzatmıştı.

“İçimden geldi” sözcüğünü gülümseyerek söyleme ve ardından kırmızı gülü uzatma çok etkileyici bir cümle ve iyi bir satış ve pazarlama stratejisi.

Merak edenler için söylüyorum. O kırmızı güllerin ikisini de aldım.

Başarıyı ödüllendirmek lazım.

**

Bir de darbukacı çift var.

Onlar da Üsküdar sahilinin sürekli dolaşan kırmızı gül satıcılarından.

Erkekte darbuka kadında güller var.

Kuş Konmaz Camii’nin yanında önceki akşam rastladım onlara.

Sahilde iki çiftin karşısında uzata uzata söylediği mavi mavi masmavi şarkısıyla darbukayı konuştururken yanındaki kadın da kırmızı gülü kıza uzatıyor

Ama kız ve erkek oralı olmadan yürümelerine devam ediyor.

Kırmızı gül satıcısı kadın, darbukacıya, “Alacak olan belli almayacak olan da belli” diyor.

Anlamış onların almayacağını.

Alacak insanla almayacak insanı ayırt edecek kadar işlerinde uzmanlaşmışlar.

Kadın söylenirken darbukacı sahildeki kafenin bahçesinde bir müşteri bulmuş.

En ön masada oturan bir ailenin küçük kız çocuğuna mavi mavi masmavi gözleri boncuk mavi şarkısını söylemeye başlamıştı.

Satıcı kadın hemen masanın yanına geldi ve kız çocuğunun eline kırmızı gülü tutuşturdu.

Anne, kırmızı gülü çocuktan alıp satıcıya geri vermeye teşebbüs etti ancak çocuk gülü vermedi.

Baba sakin hem kızına gülerek bakıyor hem de darbukacıya gülümsüyordu.

Şarkı bitince adam darbukayı tersine çevirerek masadaki adama doğru uzattı.

Kırmızı gülün ücretini darbukanın içine atmasını bekliyordu.

Adam darbukanın içine parayı attı.

Bir şarkıyla bir kırmızı gül daha satılmıştı.

Herkesin kendine has bir satış yolu ya da yöntemi var.

**

Türkücü İbrahim Tatlıses bir söyleşide kendisine neden okumadığı sorulduğunda; hala söylenen o meşhur cevabı vermişti; “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik”.

Çiçekçi kız ve annesi de darbukacı çift de muhtemelen bu satış tarzını Oxford Üniversitesi'nde öğrenmedi.

Nasıl öğrendi?

Sahada yaşayarak öğrendi.

Satış esnasında edindiği her tecrübeyi akıl tenceresine attı, orada pişirdi ve kendine has özel bir ürün çıkardı.

Tecrübe ve aklın iş birliği onları iyi bir pazarlamacı yapmış.

Herkesin harcı değil.

Akıl, artı yetenek, artı emek, artı tecrübenin birlikte harmanlanması.

**

Yılda yaklaşık 1 milyar kesme çiçeğin yetiştirildiği Türkiye’de en fazla üretim Antalya, İzmir ve Yalova’da gerçekleşiyor.

Bu yıl 14 Şubat Sevgililer Günü öncesi Antalya’dan 27 ülkeye 7 milyon dolar değerinde 70 milyon dal kesme çiçek gönderilmiş.

En çok tercih edilen çiçeğin kırmızı gül olduğunu tahmin ediyordum ama Türkiye’de üretilen kırmızı güllerin ihtiyacı karşılayamadığı için yüzde 70’inin yurtdışından ithal edildiğini bilmiyordum.

Biz dışarıdan kırmızı gül alırken yurtdışına da en çok kırmızı karanfil gönderiyoruz.

Bu yüzden de karanfil çiçek pazarının yüzde 80’ine hâkim.

**

Rızık endişesi çeken bir Roman görmedim.

Sabah erkenden kalkıp gece yarılarına kadar sokaklarda çalışıp emeklerinin karşılığını alacaklarını biliyorlar.

Günlük yaşarlar, bugün kazandıklarını akşama tüketirler.

Dillerinden duymasam da lisan-ı hallerinden yani vücut dillerinden, “Yarına Allah Kerim” dediklerini çok gördüm.

Güne en erken başlayanlar da onlar.

Çiçek satan bu güleryüzlü insanlar İstanbul’un olmazsa olmazları.

Kimilerinin şimdi Roman, eskilerin ise Çingene dediği, ayakkabı boyacılığı yapan, çöplerden kağıt, plastik ve her nevi geri dönüşüme uygun şeyler toplayan, semt pazarlarında limon, meyve, caddelerde çiçek satan bu insanları seviyorum.

Pandeminin en mağdur insanları sokak satıcıları oldu.

Mesleği, kimliği ne olursa olsun, ahlaklı, dürüst, işinde emek veren, ter döken her insan saygıyı hak eder.

Onlardan alışveriş yapmaya çalışın, sizin ihtiyacınız yoksa bile onların ihtiyacı vardır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.