Yazarlar Soruyu doğru sormak

Soruyu doğru sormak

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kendi yürüyüşümüzü küçümseyip, özendiğimiz başkalarını taklit ederek onlar gibi yürümeye çalışmaktan yorgun ve yoksul düştük.

Birinci dünya savaşına kadar dünyanın en güçlü devletleri arasında yer alan bizler, bugün batının “gelişmekte olan ülkeler sınıfındasın” sözünü iltifat kabul eder hale geldik.

Dünyadaki konumumuzu ve yerimizi kendimiz değil, onlar belirliyor.

Bu gidişatı değiştiremezsek gelecek kuşakları da kaybedeceğiz.

Bizim değerlendiremediğimiz genç nüfusu, verimli topraklarımızı ve turizm merkezlerimizi onlar değerlendirecek.

Oysa tarım ve turizmdeki doğal kaynaklar ile teknolojiye yatkın genç nüfus bu ülkenin elindeki en değerli sermaye.

Ekonomik sıkıntılarımızı çözebilmek için yapabileceğimiz en doğru şey; Bu sermayenin doğru işletilmesi.

Bu hedeflere ulaşmak için de tarım, turizm ve teknolojiyi merkeze alan devlet politikalarına ihtiyaç var.

Bu alanlarda uygulanacak devlet politikaları hükümetlere ve bakanlara göre değişmemeli, kalıcı olmalıdır.

Bu hedeflerin gerçekleştirilmesine sanayiciler, Sivil Toplum Kuruluşları ve üniversiteler de katkı sağlamalıdır.

**

Türkiye tarım potansiyeli yüksek, dünyada yetişmeyen birçok ürünü yetiştirebilen bir ülkedir.

Tarımın GSYH içerisindeki payı yüzde 5,6.

Tarımsal hâsıla 45 milyar dolar, ihracat 25 milyar dolar.

Tarımda kişi başı gelir yıllık 3 bin doların altında.

İşsizlik, yoksulluk ve gelir adaletsizliği zincirlerini kırmamız için bu tablonun değişmesi şart.

Hedef 100 milyar dolar hasılası olan, 50 milyar dolar ihracat yapan ve çiftçisinin refahını sağlamış bir tarım sektörü olmalı.

Tarım nüfusu hızlı bir şekilde azalıyor, şehirlerdeki işsizlik ve düşük ücrete rağmen gençleri kırsalda tutmak zorlaştı.

Sektörde yer alan üreticiler, Türkiye’de sağlıklı bir tarım envanteri olmadığını, halen 2001 yılındaki veriler kullanıldığını, işletme sayısı, arazi büyüklüğü, parsel sayısı, kimyasal gübre, zirai ilaç kullanımı ve hayvan sayılarıyla ilgili verilerin sağlıklı olmadığını söylüyorlar.

TZOB Başkanı haklı olarak diyor ki; “Tarımsal üretim alanları açık fabrikadır.

Üreticiler her türlü doğal afete maruz kalarak risk altında üretim yapıyor. Bu şartlarda üretim yapan çiftçiler bütün girdilerini belirlenen fiyattan alıyor.

Üretimin bütün maliyetini üstlendiği halde ürettiği ürüne fiyat belirleyemiyor. Türkiye’de giderini hesaplayan, ancak ne kadar kazanacağını bilmeyen tek meslek çiftçiliktir.

Bu sürdürülebilir bir durum değildir.

Türkiye’de dağ taş ekilsin isteniyorsa üreticiye gelir garantisi verilmelidir.

Bu sağlandığında ülkede bir karış arazi boş kalmaz.

Üreticiyi de tüketiciyi de memnun eden bir yapıyı kurmuş oluruz.

Hayvan yetiştiricileri de mutlu değil. Süt ve besi hayvancılığı zor bir süreçten geçiyor. Bu ülke insanını dışarıdan hayvan ve ürünlerini ithal ederek beslememiz mümkün değildir.”

**

Tarım konusunda bu hafta güzel haberler vardı.

KAGİDER ve Migros iş birliğiyle ‘Tarımda Kadın Girişimci Geliştirme ve Hızlandırma Programı’, 16-17 Mayıs 2022 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. 60 kadın girişimci arasından belirlenen 15 kişiye bir yıl boyunca mentorluk desteği verilecek. Uygun üretim yapan girişimcilerin ürünlerine Migros’ta satış imkânı sağlanacak.

Ayrıca bu hafta İstanbul Kalkınma Ajansı 2021 Yılı Yenilikçi İstanbul Mali Destek Programı kapsamında desteklenen Tarım 4.0 Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin açılışı yapıldı.

Araştırma Merkezi, ilklerin projesi olarak Eyüp sultan Belediyesi yürütücülüğünde ve Kadir Has Üniversitesi ortaklığında hayata geçti.

Proje kapsamında 100 gence Girişimcilik Eğitimi, 200 Çiftçiye Toprak İşleme ve Kompost Eğitimi, 250 kişiye Kentsel Tarım ve Permakültür Eğitimi, 50 çiftçiye dijital ürün pazarları başlıklarında eğitim verilecek.

Merkez, tarım ve ilgili sektörler özelinde yatırım yapmak isteyen yatırımcı ve fikri olan girişimcileri bir araya getiren bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Tarım ve hayvancılığın gelişmesine katkı sağlayan bu haberler için “yetmez ama evet” diyoruz.

**

Biz ne zaman ve nasıl dünyaya hakimdik, ne zaman ve nasıl dünyanın geri kalmış toplumu ve ülkesi olduk?

Bu sorulara biraz kafa yorarsak doğru cevabı buluruz.

Üzerimizdeki ölü toprağını atmak, tembellikten, nemelazımcılıktan, bananecilikten, egoizmden kurtulmak için topyekûn silkinmek, kısacası kendi yürüyüşümüze dönmek lazım.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.