Yazarlar Haklı olman yetmiyor, güçlü olman lazım

Haklı olman yetmiyor, güçlü olman lazım

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, batılı sömürgeci zihniyeti arkasına alarak Akdeniz’de Türkiye’nin haklarını boğmaya çalışıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Haklı olman yetmiyor, güçlü olman lazım
Haber Merkezi 03 Temmuz 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Haklı olman yetmiyor, güçlü olman lazım yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Maden açısından zengin Afrika ülkelerine baktığında insan yerine kazanç gören zihniyet de, bugün Doğu Akdeniz’de haksız kazanç elde etme peşinde.

Onlar da Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz yataklarını Türkiye ve KKTC’yi yok sayarak elde edemeyeceklerini biliyorlar.

Oldu bitti peşindeler.

Glasgow Üniversitesi’nde uluslararası deniz hukuku alanında doktora yapan Ferhat Ercümen’e göre Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs’ın güneydoğu açıklarında bulunan enerji yataklarının bölüşülmesi, çıkartılıp işletilmesi kapsamında, İsrail ve Mısır gibi bölge ülkeleriyle daha önce sınırlı olan ilişkilerini geliştirmek, Ada’nın tek söz sahibi sıfatıyla antlaşmalar yapmak ve Total, Eni, Exxon gibi uluslararası şirketlere tek taraflı imtiyazlar vermek suretiyle, ekonomik çıkarın yanı sıra KKTC ve Türkiye aleyhine siyasi güç de elde etmek istiyor.

***

Uzmanımız uluslararası deniz hukuku hakkında şu bilgileri vererek sorunun kaynağını da gösteriyor;

Günümüzde geçerli deniz alanları tanımları kıyıdan başlayarak iç sular, karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) ve nihayet açık deniz şeklinde sınıflandırılır.

Doğu Akdeniz enerji kaynakları konusunu anlamak için kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) kavramlarını bilmek gerekiyor.

Deniz yatağı ve toprak altındaki petrol ve doğalgaz gibi doğal kaynaklara yönelik haklar, kıta sahanlığına sahip denize kıyısı olan devletlere verilmiş.

Bu hakların ilan edilmesi gerekmiyor.

Ancak münhasır ekonomik bölge (MEB) ise kıta sahanlığı üzerindeki su kütlesinde balıkçılık, dalga ve rüzgârdan enerji üretilmesi gibi faaliyetlere yönelik haklar doğuran, ilan edilmesi gereken bir deniz alanı olarak kabul ediliyor.

Uluslararası hukuk, bu alanların öncelikle denize kıyısı olan devletler arasında anlaşarak bölüşülmesini öneriyor.

Bu mümkün olmadığı takdirde, uluslararası tahkim ve mahkemeler gibi çözüm yollarına başvuruluyor.

Bunun da sağlanamaması ihtimalinde uluslararası hukuk, haklı menfaatleri olan ilgili devletler arasında, bu doğal zenginliklerden yararlanılmasına yönelik geçici çözümler üretiyor.

Nitekim bu prensipler 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde açıkça belirtilmiş.

En nihayetinde, bölünmemiş deniz alanlarında ilgili ülkelerin haklarını geri alınamaz şekilde değişime uğratacak, doğal kaynakların tek taraflı kullanılması gibi girişimler hukuk dışı kabul edilmiş.

***

Geldik şimdi bu sorunun kaynağına?

Buradaki sorunun kaynağı şu;

Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve petrol kaynaklarının işletilmesine yönelik olarak devletler arasında kapsamlı bir kıta sahanlığı bölüşümü gerçekleşmemiş.

Neden?

Başta Kıbrıs sorunu olmak üzere Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasındaki siyasi ve deniz alanlarının bölüşümüne yönelik anlaşmazlıkların sürmesinden dolayı.

Buna rağmen Rum yönetimi Mısır ve İsrail’le, Ada’nın tek otoritesi sıfatıyla deniz alanlarını sınırlandıran antlaşmalar imza etmiş, Lübnan ile yapılmak istenen antlaşma ise Türkiye’nin çabaları sonucu engellenmiş.

Buna rağmen son dönemlerde İsrail’in Leviathan, Rumların Afrodit ve Mısır’ın Zohr adı verilen ve birbirine yakın konumda bulunan bölgelerde ciddi doğalgaz yatakları keşfetmesi, adı geçen devletleri yakınlaştırmış.

Yunanistan’ın da bu gruba dahil olma çabasıyla, buradan çıkarılabilecek gazın Avrupa’ya nakli tartışılmaya başlanmış.

Fakat bu denklemde ne Türkiye’ye ne de KKTC’ye yer verilmiş.

Bütün çabaları DoğuAkdeniz’de fiili bir oldu bitti üretmek.

***

Türkiye ise bu oyunlara karşı geri adım atmadan kozlarını kullanıyor.

Ve sahada ben varım diyor.

Ancak DoğuAkdeniz’deki uluslararası oyun, içerideki ekonomik, siyasi ve sosyal sorunları unutturacak kadar ciddi.

***

Menfaatler vazgeçilmez hale dönüştürülünce, güçlüler tarafından hukukun askıya alındığına insanlık tarihi şahittir.

O yüzden haklı olmak çoğu kez yetmez, hem dışarıda hem içeride güçlü olmak gerekir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.