YazarlarKağıt çöpü toplayan gencin kıblesi

Kağıt çöpü toplayan gencin kıblesi

Yaşar Süngü
YaşarSüngüGazete Yazarı

Evde epeyce biriken kağıt çöplerini sokağın başındaki çöp yerine götürmeden önce pencereden baktım.

Dışarıda kar soğuğu vardı.

Rüzgarla birlikte yağmur da şiddetini artırmıştı.

Bir çuvala yakın kağıt çöpünü, çöpün kenarına koysam, çöp toplayıcılar gelmez ise yağmurda ıslanıp ziyan olur endişesiyle bir an yağmursuz bir güne mi bıraksam diye düşündüm.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Kağıt çöpü toplayan gencin kıblesi
Haber Merkezi17 Aralık 2017, PazarYeni Şafak
Kağıt çöpü toplayan gencin kıblesi yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Sonra, “Çuvalı ters koyarım ıslanmaz.” diyerek aldım ve sokağa çıktım.

Çöpün yanına yaklaştığımda çöpün yanında iki tekerlekli çöp taşıma arabasını görünce sevindim.

Aklımdan, “Nasibini bekleyen varmış.” diye geçirdim.

Çöp arabasının sahibini ararken gözlerim hemen kenarda yerde oturan bir gence ilişti.

25 yaş civarında hafif sakallı bir gençti.

Çöpün kenarındaki parkın beton zemininde sokak lambasını kendisine kıble yapmış namaz kılıyordu.

REKLAM

Saate baktım. İkindi ezanının okunmasına 5-10 dakika bir şey kalmıştı.

Herhalde camiye yetişemeyeceğini düşündü ve hemen orada namazı kılmaya karar verdi.

Üstündeki parkası ve ayakkabısı ile çoraplarını kenara koymuştu.

Namaza durduğu ıslak betona hiçbir şey sermemişti.

Ayakları da çıplaktı.

Neden çıplak ayakla namaz kıldığını önce anlayamadım.

Ama düşününce hak verdim.

Çorapla namaz kılsa, çoraplar ıslanacaktı.

Namazdan sonra kuru kalan çoraplarını tekrar giyerek üşüyen ayaklarını ısıtması mümkün olacaktı.

Kafamda dolaşan soru ve cümlelerle ben onu şaşkın biçimde izlerken o namazın selamını verdi.

Ayağa kalktı, tekrar namaza durmadan önce benim bakışlarımdan ve duruşumdan yanlış bir şey yaptığını düşündü sanki.

REKLAM

Bana dönüp; “Yanlış tarafa doğru mu namaz kılıyorum, kıble mi yanlış?” dedi.

"Yok delikanlı" dedim sessizce; "Senin kıblen kesinlikle doğru ama bizim kıblemizde bir yanlışlık var gibime geliyor."

Çıplak ayaklarıyla ıslak betonda namaz kıldığı parkın adı Cahit Zarifoğlu parkı idi.

O kim mi?

“Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.” Diyen adam .

  • Birileri enerjimizi çalıyor
  • Hayat toz pembe demiyorum.
  • Ekonomik, sosyal, siyasal sorunlarımız yok demiyorum. 
  • Yaşanan kötü şeyleri yok sayalım demiyorum.
  • Görmezden gelelim de demiyorum.
  • Söylediğim başka bir şey.
  • Suriye, Irak, Yemen, Afrika ve Filistin’de yaşanan şiddet olayları yetmezmiş gibi son dönemde ulusal basın ve televizyonlarda şiddet haberlerinin sayısının artması endişe verici boyutlarda.
  • Bu dünyaya kötülük olarak bir Trump yetiyor zaten.
  • Bu tür olumsuz haberlerin köpürtülerek ve defalarca tekrar tekrar verilmesinin mantığını anlamak mümkün değil.
  • Toplumun bütün pozitif enerjisini yok eden, sürekli negatif elektrik yükleyen, moral ve motivasyonu yok eden, olumlu haberleri küçülten, olumsuz haberleri şişiren bir mantık neye hizmet ediyor anlamış değilim.
  • Bir ülkeye düşmanlık yapmak için başka bir şey yapmaya gerek yok.
  • Pozitif enerjisini çalın yeter.

Gençler masum, suç bizde

Geçtiğimiz hafta bir okulda işlenen cinayetin ardından görüşlerini dile getiren bir eğitim müfettişinin dile getirdiği gibi tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyoruz.

Gençlerin telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz.

Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.

REKLAM

Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar.

Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz.

Üşümek nedir bilmiyorlar. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar.

Islanmak nedir bilmiyorlar. Evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz.

Yorgunluk nedir bilmiyorlar. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.

Bu yüzden varlığın kıymetini de bilmiyorlar.

Elleri yanmasın, kesilmesin diye ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz.

Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar.

“Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın, huzurun ve ana babanın.” diyor müfettiş.

REKLAM

Biz ne öğretirsek onu bilir ve yapar gençler.

Bizde olanı verdik.

Kaygı duyduğumuz bu gençlik hepimizin eseri.