YazarlarSütçü kız

Sütçü kız

Yaşar Süngü
YaşarSüngüGazete Yazarı

Önce şu meşhur hikaye ile başlayalım; İslam dünyasının ikinci halifesi Ömer bin Hattab halkın ne düşündüğünü öğrenmek için tebdili kıyafetle gezerken, süt satan bir genç kızın annesinin süte su karıştırması emrini dinlemediğini ve onunla tartıştığını görür.

Ertesi gün Halife Ömer, kızı ve annesini makamına çağırır ve aralarındaki anlaşmazlığı duyduğunu söyler.

Sütçü kızı ödüllendirmek için ona kendi oğlu Asım ile evlenmeyi kabul etmesini istediğini bildirir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Sütçü kız
Haber Merkezi04 Şubat 2018, PazarYeni Şafak
Sütçü kız yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kız bunu kabul eder ve bu evlilikten çiftin Leyla adını verdikleri bir kızları olur. İşte Halife Ömer’in torunu Leyla, adaletiyle meşhur olan Ömer bin Abdülaziz’in annesidir.

REKLAM

Emevî halifelerinin sekizincisi ve en adaletli halifesidir.

Halifelik döneminde yaptıklarını idarecilik örneği olarak başka bir yazının konusu yaparız.

**

İnsan yetiştirmekteki en büyük yanlışımız eğitim yaşını ıskalamamızdır.

Sahip olduğumuz ya da olduğunu sandığımız dine rağmen eğitim süresinin anne karnında başladığını öğrenemedik.

Oysa uzmanların altın çağ olarak tanımladıkları 0-3 yaş döneminde, çocuğun beyin gelişiminin yüzde 85’i tamamlanıyormuş.

Biliyorsunuz anaokulu, 36 - 66 aylık çocukların eğitimi amacıyla açılan okul öncesi eğitim kurumudur.

Anaokulu ve uygulama sınıflarına, 36 ayını tamamlayan ve 66 ayını doldurmayan çocukların kaydı yapılır.

REKLAM

Yani biz çocuğun temel eğitiminin bittiği 3 yaşında onun eğitimine başlayarak çocuğu baştan kaybediyoruz.

Bu yüzden çağı yakalayamıyoruz, bu yüzden birbirimizle savaşıyoruz belki de!

**

Yine uzmanların dediğine göre bu dönemde çevrenin ve özellikle de ailelerin desteği büyük önem taşıyor.

Hesaplara göre, erken çocukluk dönemine harcanan her 1 dolarlık yatırım, ekonomiye 7 ila 10 dolar olarak geri dönüyormuş.

Ancak bu yatırımın yapılmadığı durumlarda hem bireyler hem de toplumlar ağır bedeller ödüyor.

Erken müdahale edilen çocuklar ilerleyen hayatlarında eğitime devam, iş gücüne katılım gibi alanlarda yaşıtlarına göre daha avantajlı olduğu görülmüş.

REKLAM

**

Bunu neden anlattım?

Dünyada sosyal ve ekonomik olarak dezavantajlı 0-3 yaş arası çocukların gelişimi konusunda yürüttüğü toplumsal çalışmalarla tanınan Bernard van Leer Vakfı, finansal ve teknik destek sağladığı İstanbul95 programını kamuoyuna tanıttı.

İçeriği Boğaziçi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, TESEV ve Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kent Laboratuvarı Studio-X İstanbul tarafından oluşturulan program Beyoğlu, Maltepe, Sarıyer ve Sultanbeyli Belediyeleri tarafından yürütülecek.

Boğaziçi Üniversitesi Ev Ziyareti Temelli Aile Rehberliği Projesi hazırlayacak.

Kadir Has Üniversitesi çocuğa uyumlu kent tasarımın geliştirilmesi için bu yıl yüksek lisans öğrencilerine yönelik stüdyo dersi açacak.

REKLAM

Pilot olarak uygulanacak ve iki yıl sürecek olan İstanbul95 programı kapsamında, dört belediyede toplam 480 dezavantajlı aileye hamilelikten başlamak üzere, doğum sonrası depresyon, beslenme, 0-3 yaş arasında beyin gelişimi, aile-çocuk ilişkisinin önemi gibi pek çok konuda rehberlik hizmeti verilecek.

Bu amaçla, 0-3 yaş arası çocuklar ve ailelerine yönelik park ve yeşil alanlar tasarlanırken, gerçekleşecek seminer, konferans ve atölye çalışmaları ile kamuoyunda erken çocukluğun önemine dikkat çekilecek.

“Hatanın neresinden dönülürse kârdır” demiş atalarımız.

  • Pazar hikayesi
  • Bir arı, bir karıncanın bin bir güçlükle taneyi yuvasına götürdüğünü görünce, kibirlenerek ve küçümseyerek ona şöyle seslendi:
  • “-Ey karınca, bu nasıl bir yüktür? Gel de benim yediğim içtiğim yeri bir gör. En güzel ve en hoş yiyecekler benden artmadıkça padişahlara ulaşmaz. İstediğim yere konar, istediğimi seçer ve istediğimden yerim.”
  • Bu sözleri söylerken uçtu ve kasap dükkânında bir etin üzerine kondu.
  • Kasap elindeki bıçağı o mağrur arının üzerine öyle bir vurdu ki onu iki parçaya böldü ve yere attı.
  • Karınca gelip onu ayağından çekti ve şöyle dedi: “Nice bir anlık şehvet vardır ki, sahibini uzun zaman üzüntüde bırakır.”
  • Arı ise: “Beni istemediğim yere götürme” dedi.
  • Karınca cevap verdi: “Kim hırs ve şehveti sebebiyle dilediği, arzu ettiği yere konarsa, onu istemediği yere götürürler.”