Yazarlar Kudüs Müslümanlara İstanbuldan seslendi Haydi Kurtuluşa

Kudüs Müslümanlara İstanbul’dan seslendi: Haydi Kurtuluşa

Yasin Aktay
Yasin Aktay Gazete Yazarı

İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi, Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını bildirmesinin üzerinden bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde dönem başkanlığını yürüten Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olağanüstü toplantı çağrısı üzerine İstanbul’da toplandı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yasin Aktay : Kudüs Müslümanlara İstanbul’dan seslendi: Haydi Kurtuluşa
Haber Merkezi 02 Aralık 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Kudüs Müslümanlara İstanbul’dan seslendi: Haydi Kurtuluşa yazısının sesli anlatımı ve tüm Yasin Aktay yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Öncelikle Kudüs hassasiyetiyle bu kadar kısa bir süre içerisinde böyle bir toplantının gerçekleşmiş olması, İslam dünyasının bir birlik ve beraberlik görüntüsünü sergilemiş olması başlı başına önemli bir olaydır.

Toplantıya bazı ülkelerin yüksek seviyede bir katılım yerine bakanlık düzeyinde bir katılım sergilemiş olması neticeyi değiştirmiyor. Neticede alt düzeyde de olsa gösterdikleri katılımla oradaki görüntüye katılmış, Teşkilatın tarihinde bu netlikte ve bu kararlılıkta nadiren ifade edilmiş sonuç bildirisine imza atmış oldular.

Kudüs’ü İsrail’e başken ilan eden “ABD’nin güçlü bir biçimde kınandığı”, “Doğu Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olarak ilan edildiği” ve bundan sonra “bu devletin ve kuruluşlarının uluslararası zeminde her türlü destekleneceğinin” güçlü bir biçimde ifade edildiği bildiriye, zirveye bizzat olmasa da, gönderdikleri ve yetkilendirmiş oldukları temsilciler eliyle katılmış oldular.

Bu katılım ortaklığı özellikle Kudüs sözkonusu olduğunda, yani Kudüs’ten bir çağrı geldiğinde, İslam dünyasının, liderleri hangi halde olurlarsa olsunlar, katılmaktan başka bir çarelerinin olmadığını da gösterdi. Böyle bir çağrıya lakayt kaldığında, herhangi bir İslam ülkesi lideri, kendi halkıyla tam bir meşruiyet sorunu yaşayacağını bilir çünkü.

Mevzu sadece çağrının Erdoğan veya Türkiye’den gelmiş olması değil yani. Mevzu, Kudüs’ün İslam dünyası için oynamakta olduğu rolle ilgilidir. Bu rol, özellikle Kudüs bir saldırıya maruz kaldığında herkesi bir onur ve haysiyet imtihanında kendini kanıtlamaya zorlayan bir roldür.

Burada insan kendini kanıtlamak hatta kendini kurtarmak için Kudüs’e sarılmak, Kudüs’e katılmak zorunda kalır. Kudüs bir Nuh gemisi gibidir. Onun dışında kalan tufanın sularına gark olur.

Kudüs’ün işgal altında olduğu doğrudur ama Kudüs tarih boyunca bu tür işgalleri çok yaşadı, atlattı. Önemli olan Kudüs işgal altındayken Kudüs’le şahsiyetini bulanların ne yaptıklarıdır. O insanlar üzerlerine serili ölü topraklarını ne zaman ve nasıl silkeleyeceklerdir.

Abdurrahman Dilipak’ın geçtiğimiz günlerde yayınlanan yazısı çok doğru ifade etmiş. Kudüs kurtarılmayı bekliyor değil, bizi kurtuluşa davet ediyor. Uyuşuk köleler gibi sinirleri ve iradesi alınmış haysiyetsiz kişilikten kendi iradesine sahip çıkıp bir özne, bir fail olmaya davet ediyor. Kudüs kurtarılmaktan ziyade içinde bulunduğu durumla bizi kurtuluşa davet ediyor.

Doğrudur, Trump’ın “İslami teröre karşı ittifak” çağrısına icabeten tam 40 İslam ülkesi lider seviyesinde katılım sergiledi. Bu bence İslam dünyası için utanılası, yerin dibine geçiresi bir manzara ortaya koydu. O toplantıya 40 ülkenin lider seviyesinde katılım göstermesine karşılık Erdoğan’ın Kudüs için çağrısına lider seviyesinde katılanların 18’de kalması, davete daha alt düzeyde katılım göstermeyi tercih etmesi, tabii ki ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu, İslam dünyasının halen nasıl bir dünya olduğuna dair bütün ipuçlarını ortaya koyacak bir veridir. Ama bu durum, bu noktaya nasıl gelindiğine de bakmayı gerektirir.

ÖLMÜŞ BİR BEDENE ÜFLENEN RUH: İKÖ

Teşkilat’ın dönem başkanlığı dolayısıyla Türkiye’de gerçekleşen ilk toplantısı dolayısıyla Teşkilatın İslam Konferansı Örgütü olarak ilk teşekkülü için “ölmüş bir bedene üflenen ruh” tabirini kullanmıştım.    

1969 yılında Kudüs’ün bir Fanatik Yahudi tarafından yakılma teşebbüsü Müslümanların dünyada ayrıca bir uluslararası siyasal güç olması yönünde bir refleksi harekete geçirdi. Bu refleks, dünya çapındaki örgütlülükleriyle İhvan-ı Müslimin ve Cemaat-i İslami gibi sivil oluşumları saymasak, devletler düzeyinde 1918’de ölmüş bir bedenin tekrar dirilme çabası gibi bir şeydi. Büyük ölçüde Suudi Arabistan Kralı Faysal’ın inisiyatifiyle başlatılan bir konferansla dünyada Müslüman ülkeler arasında bir işbirliği ve dayanışma örgütünün kurulması bu vesileyle olgunlaştı.

Şimdilerde nüfusu 1,7 milyarı bulan Müslümanların dünyadaki siyasi ağırlığı bugün bile, bu teşkilata rağmen yok denecek kadar az. Dünya enerji kaynaklarının yüzde 70’e yakını Müslüman coğrafyada bulunuyor ancak küresel gelirin sadece yüzde 7,5’u, ticaretin de sadece yüzde 11’i bu dünyaya ait.

G8 ülkeleri arasında bir Müslüman ülke yok.

BM Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri arasında bir Müslüman ülke yok.

Oysa, dünyada son zamanlarda savaşların, istikrarsızlıkların büyük bir çoğunluğu Müslüman ülkelerin oluşturduğu coğrafyalar içinde cereyan ediyor.

Buna mukabil bunlara gerekli müdahale için BM iradesini harekete geçirecek bir Müslüman ülke yok. En gelişmiş 20 ülke içinde Suudi Arabistan, Türkiye ve Endonezya bulunuyor, ancak bu yapının etkinliği de bu yapının içindeki Müslüman varlığının etkisi de oldukça sınırlı.

Bölgesel örgütlenmelerin, uluslararası dayanışma ve işbirliği örgütlerinin öneminin çoğaldığı bir dünyada Müslüman alemi temsil edecek, Müslümanlar arasındaki işbirliğini hatta birliği temin edebilecek bir yapının önemi her geçen gün kendini bir ihtiyaç olarak hissettiriyor. 1969 yılında Kudüs duyarlılığının harekete geçirdiği bu yapının biraz daha etkinleşmesi yönünde bizzat Müslüman nüfusun sosyolojisinden mütevellit ciddi bir baskı var.

Ne yazık ki Müslüman ülkeleri yönetenler bu sosyolojik taleplere cevap vermek yerine başka arayışların içindeler.

Buna rağmen, Kudüs hassasiyetiyle olağanüstü toplanan İslam Dünyası, İstanbul’dan, dünyadaki bu potansiyeli, bu gücü bütün alt ve üst imalarıyla birlikte hatırlattı ve gereken mesajı yerine ulaştırmış oldu. İslam Dünyasının liderlerine ayrı, ABD ve İsrail’e ayrı, Müslüman halklara da ayrıca

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.