Yazarlar Mısır üzerinde dolaşan Seyyid Kutub hayaleti

Mısır üzerinde dolaşan Seyyid Kutub hayaleti

Yasin Aktay
Yasin Aktay Gazete Yazarı

Mısır tarihinin demokratik seçimlerle göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi'ye karşı 2013 yılında gerçekleştirilen hükümet darbesinin ardından yaklaşık iki yıl geçti. Bu süre zarfında darbeci General Abdülfettah Sisi iktidarının meşruiyet bunalımını aşabilmek için bir terör rejimi kurdu, katliamlar gerçekleştirdi, ülkeyi Hüsnü Mübarek, Cemal Abdülnasır günlerine geri döndürdü.
Son olarak Kahire Ceza Mahkemesi “casusluk” ve “hapishaneler baskını” davalarında seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin de aralarında bulunduğu 106 kişinin idam edilmesine dair Mısır Müftüsüne görüşünü sordu. Henüz kesinleşmiş bir karar yok. Mısır yasalarına göre mahkeme nihaî kararı vermeden önce verilmesi düşünülen cezayı Mısır Müftüsüne sormak mecburiyetinde. Nihaî kararın 2 Haziran'da açıklanması bekleniyor.
Darbe yönetimi daha önce de Müslüman Kardeşler'in önderlerinden M. Bedii hakkında ve onlarca Müslüman Kardeşler mensubu hakkında idam kararı vermişti ancak şimdiye kadar bu kararlar uygulanmadı. Özellikle Bedii'ye yönelik dört idam kararı olmasına rağmen bunların uygulanmaması dikkat çekici bulunuyor. Mısır'ı takip eden araştırmacılar zaten bir meşruiyet bunalımı yaşayan darbe hükümetinin Bedii'nin idamıyla yeni bir Hasan el Benna ya da Seyyid Kutup hayaletiyle karşılaşmaktan endişe ettiği için idam kararlarını uygulamadığını düşünüyor. Uzunca süredir yargılaması devam eden ve daha önce 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Mursi hakkında ise verilen ilk idam cezası bu.
Mahkemenin Müftüye görüşünü sormasının ardından İslâm dünyasının çeşitli ülkelerinden Mursi'ye destek mesajları gelmeye başladı. Zalime karşı ezilenin yanında saf tutan herkes bu kararın kabul edilemez olduğunu haykırdı fakat gelin görün ki devlet yöneticileri arasında bu karara yüksek sesle karşı çıkan tek isim Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan oldu. Demokrasi ve insan hakları gibi konularda devamlı ahkâm kesen batılı ülkelerin yöneticileri kendisini savunmasına dahi müsaade edilmeden hakkında karar verilen, üstelik gayri meşru bir darbeyle görevinden uzaklaştırılmış Mursi'ye idam kararı konusunda seslerini çıkarmadılar.
Uluslararası toplumda Türkiye'den başka tepki gösteren iki kuruluştan daha söz edilebilir. İdam kararlarının açıklanmasının ardından Uluslararası Af Örgütü söz konusu kararların Mısır'daki adalet sisteminin içler acısı halde olduğunu gösterdiğini duyurdu. İnsan Hakları İzleme Örgütü ise kararın ülkedeki muhalefeti sindirme amacı taşıdığını düşünüyor. BM Genel Sekreteri sözcü yardımcısı ise gelişmeleri Genel Sekreterin endişeyle not ettiğini açıklamakla yetindi.
Kimsenin bu karara ses çıkarmaması aslında Mısır'da olan biteni, darbeyi ve katliamları desteklediklerini gösteriyor. Onyıllardır diktatörler tarafından yönetilen Mısır'ın demokratikleşmesi bir takım güçler tarafından elbette kabul edilemez bir durumdu çünkü önlerinde demokratikleşme sonrası kendilerinin kontrolünden çıkan, gelişen ve güçlenen bir Türkiye örneği vardı. Mısır'ın ikinci bir Türkiye olması ihtimali başta İsrail olmak üzere birilerini devamlı olarak ürküttü. Bölgede toplumsal tabanı olan siyasal hareketlerin sadece İslâmî hareketler olması ve onların da dünya düzenine eleştirel bir tutum sergilemesi, başta Mısır olmak üzere bölgede gerçekleştirilecek özgür seçimlerin bölge açısından bir kaos yaratacağı tezinin işlenmesini beraberinde getirdi. İslâm dünyası için kimsenin gerçek bir demokrasi talep ettiği yok. Beklenti başta İsrail olmak üzere birilerinin beklentisini karşılayabilecek liderlerin iktidarda olmasıdır. İşte bu yüzden Mursi'ye verilen idam kararına sessiz olan birileri Türkiye'de Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve AK Parti aleyhine yoğun bir dezenformasyon ve spekülasyon üretiyorlar.
Hatırlayın, 2013 Temmuzunda Mısır'da darbe gerçekleştiğinde Türkiye'de bir takım yazılı ve görsel medya “Mısır'ın Tayyip'i devrildi” manşetleri atmıştı. Bu yayın organlarından birisi Mursi'ye yönelik idam talebinin Mahkemece açıklanmasının ardından da “% 52 ile gelip idama mahkum oldu” gibi akıllara zarar bir manşet atmak suretiyle algı operasyonu yapmaya kalkıştı.
İdam cezalarının hukuksal anlamdan ziyade siyasal bir anlam taşıdığı herkes tarafından kabul ediliyor. Darbeci Sisi ülkedeki meşruiyetini sağlayabilmek için darbeden sonra muhalif gruplara yönelik baskıyı yoğunlaştırmıştı. Bu gruplar arasında en yoğun baskıyı hiç kuşkusuz Müslüman Kardeşler'e yöneltti. Rabia Meydanı'nda darbeye karşı direniş gösteren silahsız ve sivil binlerce kişiyi katletmekten sabıkalı Sisi'nin amacı Müslüman Kardeşler'i ön şartsız ve savunmasız biçimde masaya oturtabilmek ve kendi iktidarını tanımalarını sağlayabilmekti. Aradan geçen iki yılda bu konuda başarılı olamayan, hem içerde hem de uluslararası toplumda Mısır'ın saygınlığını yitirmesine sebep olan Darbeci Sisi'nin son hamlesi Mursi'nin de aralarında bulunduğu 106 kişinin idamının sağlanması oldu.
Bütün bunlar Mısır'da devrim sürecinin devam ettiğini gösteriyor. Mursi'ye idam cezası verilerek Mısır'ın demokratikleşmesini ve Mısırlıların olmasını isteyen kimseler korkutulamaz, caydırılamaz. Mısır'ın Mısır'dan yönetilmesini, insanca ve adaletle yönetilmesini isteyenler için, tüm dünyada askerî darbelerin ve onların vahşet rejimlerinin yaşanmamasını isteyenler için Mısır tarihinin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Mursi bir sembol olmaya devam edecek.
Başta Seyyid Kutup olmak üzere İhvan hareketinden gelenlerin idamları Mısır'da halkın özgürleşme iradesini bitirememiş, aksine bu idamlar firavunlar üzerinde dolaşan birer ürkütücü, korkutucu hayalet olmuştur.
İdam cezaları firavunların çaresiz ecel korkularının ifadesi olmuştur, ama firavun korkusunun mukadder eceline bir faydası yok. Mısır'ın üzerinde dolaşan Seyyid Kutub hayaleti firavunların sonunu da haber veriyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.