Yazarlar Paralel evrende hayat var mı?

Paralel evrende hayat var mı?

Yasin Doğan
Yasin Doğan Gazete Yazarı

Son günlerde yaşanan gelişmelere bakınca Türkiye''de hep aynı senaryonun devreye konulduğunu ve sadece aktörlerin değiştiğini görüyoruz. Siyaset kurumu vesayetçi odakların her türlü kirli girişimine karşı amansız bir mücadele veriyor. Dış ve iç mihraklara dayanan yerli odaklar menfaat temelinde bir iktidar mücadelesi veriyorlar ve milletin iradesiyle yönetimde olan partiye karşı siyaseti tanzim etmeye soyunuyorlar. Kimi zaman terör, kimi zaman irtica, kimi zaman yolsuzluk kılıfı siyasi iktidarları baskı altına almak için kullanılıyor. Paralel evrenin ahlak, vicdan ve adalet üzere dönmediği türlü zulümlerle çok iyi ortaya çıktı. Ancak üretilen korku iklimi paralel evrende yaşam sürmenin de mümkün olmadığını gösteriyor.

CHP yine vesayetten yana...

CHP''nin istikrarını bozmadığı tek konu vesayetçi odaklar karşısındaki tavrıdır. Her dönemde vesayetçi odakların yanında durmak apayrı bir kabiliyet olsa gerek. Vesayetin siyah, kızıl veya yeşil olmasını ayırt etmeden her türlüsüne destek olan bir parti olmak CHP''nin karakterine dönüşmüştür. CHP, 28 Şubatçılara, 27 Nisancılara, şimdi ise 17 Aralıkçılara destek olan, onlarla angajmana giren bir parti görünümündedir. HSYK ile ilgili düzenlemede çoğu CHP''li milletvekili siyasete tasallut olan vesayet tehlikesinin farkında olmasına ve hükümete haklılık vermesine rağmen parti yönetiminin paralel yapıyla iş tutarak topyekün siyaset kurumunun sonunu hazırlayacak tavırlar sergilemesi çok hazindir.

Gerçekten 28 Şubat gibi...

Vesayet odaklarını destekleyen medyanın gündeme getirdiği bir konu var. Sanki hükümetin yaptıkları 28 Şubat sürecini andırıyormuş gibi bir hava estirmeye çalışıyorlar. Ne hikmetse hiçbir İslami cemaat bu fikirde değil, ama bu cemaatleri hiçbir zaman kale almayan bu kesimler hükümeti otoriter göstermek için böyle bir kampanya yürütüyorlar. Aslında bunun adı kendi durumunu hükümete yansıtmadır. Eğer bugün 28 Şubat sürecini anımsatan bazı gelişmeler oluyorsa bunun faili hükümet değil, bu paralel yapıdır. Muhafazakar kesimin işadamlarına yönelen saldırı bunlardan gelmektedir. Ömrü hayır hizmetleriyle geçen ve herkesin takdirle andığı işadamlarını lekelemeye çalışmak 28 Şubat sürecinin adiliklerini geride bırakmaktadır. İslamcı vakıf ve dernekleri radikal örgüt diye kriminalize etmeye çalışmak yine böyle bir girişimdir. Kendilerini eleştiren muhafazakar medyadaki yazarların üzerine gitmek, tehdit ve baskı oluşturmak tam da böyle bir çabadır. Bugün devreye konulan tezgah, tertip ve itibarsızlaştırma girişimleri 28 Şubat''takilerden çok daha insafsız ve vicdansız bir şekilde gerçekleşmektedir. Milletin meşru hükümetine yönelen siyasi operasyonların her türlüsü bugün devreye konulmaktadır. 28 Şubat kişileri fişliyordu, bugünküler özel hayatı yok eder derecede illegal dinlemeler, fişlemeler, kasetlemelerde bulunmakta; herkesle ilgili dosyalar oluşturmakta; yalan ve iftirada sınır tanımamaktadır. Bugünkü vesayet odağının kirli girişimlerinin yakın tarihte eşi benzeri yoktur. Hoşgörü maskesi altındaki tahammülsüzlük, zirve yapmıştır. 28 Şubatçıların giremediği alanlara sirayet eden bu yapı, topyekün hayatı esir almaya çalışmaktadır.

Ciddi bir güven sarsılması yaşanıyor...

Toplum, hükümete yönelen siyasi operasyonu çok doğru bir şekilde anladı. Anlamakla da kalmadı devletin içindeki hastalıklı yapının nasıl bir tehlike oluşturduğunun da farkına vardı. Bu yapıyla ilgili iki tür güven sarsılması oldu. Birincisi iyi niyetle bunlara sempati duyan çevreler ciddi sorgulamalar içine girmeye başladılar. Manevi hareket olmakla siyaset mühendisliğine soyunan bir istihbarat şebekesi olmak arasındaki fark herkes tarafından sorgulanmaya başladı. İkincisi bu vesayet odaklarına yaranmaya çalışan iş, medya ve siyaset çevreleri bunlara yakın durmaya çalışanların başına gelenleri görünce bunlara yaranmaya çalışmanın da fayda getirmediğini anladılar. Şantajvari ilişkilerin içinde tutunmaya çalışanlar ''kullan at mantığı''yla ilk harcananlar oluyor.

Paralel yapı çırpındıkça batıyor...

Ardı ardına gelen operasyonlar karşısında üretilmek istenen algı tam tersine döndü. Atılan her adım paralel yapının deşifre olmasına ve daha fazla tepki çekmesine yol açıyor. Özellikle MİT tırına ve bazı stk''lara yönelik hamleler çırpındıkça batan bir yapının inandırıcı olmayan girişimleri olarak algılanıyor. Kendi ülkesinin ulusal çıkarlarına zarar verenlerin kimin amacına hizmet ettiği daha yüksek sesle sorgulanmaya başlıyor. Devletin gücüyle devlete operasyon çekenlerin nasıl bir tehlikeye dönüştüğü daha iyi idrak ediliyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.