Yazarlar Kafası karışıklar için zihin açıcı bir "gezi" klavuzu-1

Kafası karışıklar için zihin açıcı bir "gezi" klavuzu-1

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı

Önce şu tespitin altını kalın harflerle çizelim: Bir kişinin hakkı bile kutsaldır. Ancak Türkiye"de yaklaşık iki yüzyıldır, çoğunluğun azınlığa değil, azınlığın çoğunluğa tahakkümü, hak gasbı vardır.

Bu nedenle Türkiye"de yaşanan şey, her şeyden önce, hak mücadelesi değil, azınlığın tahakkümünü koruma mücadelesidir. Önce bunu konuşmalı sözümona insan-hakları savunucuları, özgürlük-düşkünleri!

O yüzden Türkiye"de yaşanan gösterilerin bir görünen / iç boyutu, bir de görünmeyen / dış boyutu olduğunu göremiyoruz. Türkiye"nin kalemşörleri, bu gösterilerin görünen yüzünü de, görünmeyen yüzünü de bihakkın göremedi, hâlâ da tam olarak göremiyor maalesef.

Meselenin görünmeyen / dış yüzünü, biraz daha görünür kılmaya çalışacağım bu yazıda. Yarınki yazıda Alain Badiou"nun küreselleştirilen nihilist, hedonist ve neopagan "çocuklarının" Türkiye"deki kolanlarını yazacağım.

TÜRKİYE, KÜRESEL SİSTEMLE HESAPLAŞIYOR… İLK KEZ!

Türkiye, Türkiye"nin "altını oymaya", önünü tıkamak için "numara üstüne numara" yapmaya ve bugüne kadar sistemle anlaşılmasına rağmen Türkiye"ye "madik atmaya" çalışan küresel sistemle hesaplaşıyor beyler! Bunu görelim!

Küresel sistemin lordları, dünya büyük bir ekonomik krizin eşiğinden geçerken Türkiye"nin istikrarlı bir şekilde büyümesinden, küresel sermayenin uzantısı faiz lobisinin, "karanlık çevreler"in, "İstanbul dükalığı"nın iplerinin kesilmesinden fenâ hâlde rahatsız oluyorlar.

28 Şubat soruşturmalarında sıra faiz lobisine, Türkiye"nin finans, medya ve kültür dünyasına keyiflerince hükmeden İstanbul dükalığına geliyor çünkü…

KAPİTALİZMİN KOMUNİST, HEDONİST, NİHİLİST, "BADİOU"CU ÇOCUKLARI FÂŞ OLURKEN…

O yüzden kapitalizme karşı, tabiat düşmanlığına karşı, özgürlük düşmanlığına karşı yapılan bu gösterileri, tabiat düşmanı, özgürlük düşmanı kapitalistlerin finanse ediyor olmaları oldukça ironik ve anlamlıdır.

Komünist-kapitalist ittifakı ilk kez fâş oluyor Türkiye"de belki de!

Kapitalistlerin komünist, nihilist, hedonist -cins adam Alain Badiou"cu!- çocukları, en çok Amerika tarafından, kapitalist Avrupa tarafından destekleniyor!

Bu zokayı yutalım mı şimdi?

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ, DOMİNO ETKİSİ YAPACAK VE TÜRKİYE"NİN ÖNÜNÜ İNANILMAZ BİR ŞEKİLDE AÇACAK

Hiç beklenmedik bir zaman diliminde, beklenmedik bir şekilde ve süratle Kürt sorununun çözümü konusunda Türkiye"nin büyük bir başarı gösteriyor olması, küresel sistemin lordlarını çıldırtıyor.

Hem ekonomik kaynaklarının kurutuluyor olması, hem de jeo-politik ve jeo-stratejik oyunlarının püskürtülüyor olması, Kürt sorununu başından bu yana kaşıyan, kışkırtan, besleyip büyüten Almanya, Fransa, İsrail, İngiltere ve Amerika"nın bütün oyunlarının boşa çıkarılması anlamına geliyor.

Kürt sorununun çözülmesi, "domino etkisi" yapacak kadar hayatî ve Türkiye"nin önünü inanılmaz bir şekilde açacak hayat-bahşedici bir atılımdır.

Bu, Türkiye"de barış, güven ve kardeşlik ortamının tesis edilmesi, dolayısıyla Türkiye''nin bölgesel bir güç olma yolculuğunun önündeki psikolojik, stratejik ve siyasî bariyerlerin yıkılması demektir çünkü.

TÜRKİYE, ÖNALIRKEN…

Ve daha önemlisi de, küresel sistemin lordlarının gelecek senaryolarının suya düşmesi ve bölgenin geleceğinin şekillendirilmesinde Türkiye"nin bölge ülkeleriyle birlikte ortak bir yürüyüşe -nihayet!- soyunmaya başlaması demektir.

İşte bu, küresel sistemin çatırdamasıyla ve bütün mazlum halkların önlerinin açılmasıyla sonuçlanacak küresel bir bahar havasının tohumlarının ekilmesi çabasıdır.

Bu nedenle Taksim"de başlayan olaylar, başlangıç değil, sonuçtur. Türkiye"nin bağımsızlaşma sürecini önleme girişiminin sonunun başlangıcı yani.

Taksim"deki göstericiler, bunları anlayabilecek durumdalar mı acaba? Ne yazık ki, hayır.

Hayır; çünkü kendileri üzerinden büyük bir oyun tezgâhlandığını anlayabilecek algılama biçimlerine sahip değiller… Değiller; zira algı/lama kapılarının kapanması olarak tanımladığı ayartıcı "pornografik algılama biçimi", tek varoluş biçimleri… O yüzden küresel postmodern kültürün Türkiye klonları sözkonusu göstericilerin dertleri hedonist, nihilist, dekadant / sefih bir özgürlük kavgası vermek yalnızca…

ERDOĞAN, İÇERİYİ DEĞİL, KÜRESEL SİSTEMİ GERİYOR… ÇILDIRTIYOR HATTA!

Şunu unutmayalım: Türkiye ile küresel sistem(in lordları) arasında kapalı kapılar ardından inanılmaz bir savaş yaşanıyor.

Bu savaşın açıkça dillendirilmesi, Türkiye"nin kendi kuyusunu kazmasıyla sonuçlanır.

O yüzden Başbakan"ın söylediklerini değil, söylemediklerini, söyleyemediklerini anlamaya, alt metnini okumaya çalışmakla yetinmek zorundayız, ne yazık ki.

Başbakan Erdoğan, Mağrip dönüşü sergilediği performansla Türkiye"yi mi geriyor; yoksa küresel sistemi ve onların yerli uzantılarını mı?

Ya da şöyle soralım: Türkiye"nin yaşadığı gerilim, Türkiye içinde yaşanan gerilim midir; yoksa Türkiye"nin küresel sistemin lordlarıyla yaşadığı gerilim mi?

Hiç kuşkunuz olmasın ki, Türkiye, gerçekte, küresel sistemin lordlarıyla gerilim yaşıyor. Başbakan Erdoğan"ın Fas, Tunus ve Cezayir dönüşü yaptığı konuşmalar, asıl küresel sistemin lordlarını çıldırttı, çileden çıkardı.

ERDOĞAN"DAN, AB"NİN "TEPE"SİNİ "ŞAPA OTURTAN" TOKAT GİBİ, KLAS CEVAPLAR

Türkiye"de yaşanan hâdiseler dolayısıyla Başbakan Erdoğan"ın yaptığı konuşmalar, küresel sistemin lordlarının, Türkiye"yi -özellikle son iki yıldır- kapalı kapılar ardında köşeye sıkıştırma girişimlerine verilmiş en klas cevaptır.

Hele de Avrupa Birliği"nin tepesindeki kadroya İstanbul"da verdiği tokat gibi cevaplar, Batılıların uykularını uzunca bir süre kaçıracak zekâ ve basiret dolu cevaplar olarak tarihe geçti şimdiden.

Şundan emin olun ki, Başbakan"ın konuşmaları, Batılı başkentleri kelimenin tam anlamıyla "şapa oturtan" kıvrak ve zekice konuşmalar olarak gerekli mahfillere ulaştı çoktan.

Türkiye, yakın tarihinde belki de ilk kez zekice ve klas yöntemlerle küresel sistemle hesaplaşmaya başladı.

BİR ÇAĞ DEĞİŞİMİNİN EŞİĞİNE SÜRÜKLENİYORUZ…

Ancak Türkiye"nin küresel sistemle hesaplaşmasının başarıya ulaşmasının önünde Türkiye"deki elitlerin ve entelijansiyanın aslâ göremediği, Özal döneminden itibaren tohumları ekilen, 10 yıllık AK Parti iktidarında meyvelerini veren ayartıcı ama yıkıcı bir bariyer var.

Bu bariyer, İzmir ve Ankara"daki gösterilerde değil, Taksim"deki gösterilerde gün ışığına çıktı: Türkiye"nin 30 yıllık liberalleşme politikalarının sonucu olarak ortaya çıkan hedonist, nihilist, neo-pagan kültürel kodların ürünü yeni nomad (göçebe), hibrid (melez) postmodern zevk/sizlik/lerin, tadların (banalliğin), hızın (aslında donma"nın) ve hazın (ayartı/lma/nın) izini süren dromokrasi çağı kuşağı.

Aslında bir çağ değişimi yaşıyoruz. Farklılıkları yok eden, düzleştiren, bütün dünya ölçeğinde tek tip hedonist, nihilist, neo-pagan kültürü küreselleştiren postmodern bir çağ bu.

Yarınki yazıda, dromokrasi çağının ve kuşağının portresini çizeceğim ve yazar müsveddesi, esaslı cümleler kurmaktan âciz, oportünist tiplerin neden işi küfürnameler yazmaya götürecek kadar dekadansın eşiğine sürüklediğini ifşa edeceğim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.