Yazarlar Siyasî Kemalizm"in bitişi, seküler Kemalizm"in zaferi

Siyasî Kemalizm"in bitişi, seküler Kemalizm"in zaferi!

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı
Başörtüsünün "özgürleşmesi", Türkiye için çok önemli, tarihî bir adım. Böylelikle bir "karanlık dönem" sona ermiş oluyor.

Aynı şekilde Marmaray gibi büyük projeler de bu ülkenin has çocuklarının hayallerinin ne denli büyük olduğunu göstermeye yetiyor. Bütün bunları söylemek bile gerekmiyor.

KEMALİZM"İN BİTTİĞİ YANILSAMASI!

Ama öte yandan da, gerek başörtüsünün "özgürleşmesi"nin, gerekse hayal bile edilemeyen büyük projelerin hayata geçirilebiliyor olmasının, iki yüzyıldır yaşadığımız hayatî varoluşsal meselelerin üzerini örtmesinden, İslâmî kesimleri konformistleştirmesinden, ehlileştirmesinden, duyarlıklarını aşındırmasından endişe ediyorum.

Bütün bu önemli adımlar, Türkiye"de yanıltıcı bir şekilde "ipler"in bu ülkenin çocuklarının eline geçtiği yanılgısının ve yanılsamasının oluşmasına yol açıyor.

Oysa Türkiye"de temel varoluşsal alanlarda "ipler", bu ülkenin çocuklarının elinde değil. Türkiye"de sömürgeci bir eğitim sistemi ve medya rejimi hâkim hâlâ. Bu sömürgeci eğitim sistemi ve medya rejimi, İslâm"la ilişkisi sıfırlanmış kuşaklar yetiştiriyor. Bu gerçeği görelim lütfen!

Türkiye, bir yandan vesayetçi Kemalist siyasî rejimin tortularından kurtuluyor ama öte yandan da seküler Kemalist zihniyetin çıkmaz sokağının eşiğine doğru sürükleniyor.

Kemalist rejimin bittiğini söyleyerek bayram yapanlar, bizi büyük bir yanılsamanın eşiğine fırlattıklarını görebiliyorlar mı acaba?

SEKÜLER KEMALİST ZİHNİYETİN ZAFERİ!

Kemalist rejimin iki yüzü var: Birincisi, vesayetçi siyasî sistem. İkincisi de seküler zihnî sistem.

Son birkaç yılda atılan adımlarla vesayetçi Kemalist siyasî sistemin çatırdadığını söyleyebiliriz. Kaldı ki, 1930"ların siyasî aklı ve zihniyetiyle Kemalizm"in varlığını sürdürebilmesi mümkün değildi zaten.

Görmekte zorlandığımız asıl yakıcı gerçekse şu: Vesayetçi Kemalist siyasî sistem çatırdıyor ama seküler Kemalist zihniyet, İslâmî kesimleri de içine alacak ve yutacak kadar genişliyor ve ne yazık ki zaferini ilan ediyor.

KEMALİZM"İN KENDİSİNİ YENİDEN-ÜRETMESİ

Bunu en çarpıcı şekilde "Gezi kuşağı" fenomeninde gözlemliyoruz öncelikle. "Gezi kuşağı"nın en belirgin özelliği, Kemalizm"in sekülerleşme projesinin, ayartıcı, sığ postmodern seküler özgürlük fikriyle buluşmasıdır.

Yaşanan şey, Kemalizm"in sekülerleşme projesinin, postmodern söylemlerle kendisini yenilemesi, İslâmî kesimleri de kuşatması, ehlileştirmesi ve kendisine eklemlemesidir.

Başörtüsünün "özgürleşmesi", bir açıdan bakıldığında, önemli bir adımdır. Ama başka bir açıdan bakıldığındaysa, İslâmî kesimlerin İslâmî iddiaları ve söylemleri önce aşındırmalarının, sonra da zamanla terketmelerinin başlangıç noktasıdır.

SEKÜLER KEMALİZM"İN YENİ BAYRAKTARLARI: MUHAFAZAKÂRLAR

Vesayetçi Kemalist siyasî yapılar yıkıldı; bu doğru. Ama seküler Kemalist zihniyetin temsilcilerinin ve sürdürücülerinin bizzat muhafazakârlaşan İslâmî kesimler oldukları da doğru!

Bunun en ürpertici göstergesi, "Müslüman" kimliğinin, "muhafazakâr" kimliğine hiçbir esaslı eleştiri ve sorgulama süreci yaşanmadan kolaylıkla dönüşebilmiş olmasıdır!

Artık bu ülkenin İslâmî kesimleri, kendilerini "Müslüman" diye değil, "muhafazakâr" diye tarif ediyorlar!

LİBERALİZM AKSİYON, MUHAFAZAKÂRLIK REAKSİYONDUR

Oysa "muhafazakâr"lık, hem modernleşmenin, dolayısıyla sekülerleşmenin bir başka adıdır hem de muhafazakârlaşan İslâmî kesimlerin, daha savunmacı bir noktaya itilmelerinin zeminidir.

Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, muhafazakârlaşan İslâmî kesimlerin, toplumun ezici çoğunluğunu oluştursalar bile, fiilen ve zihnen azınlık konumuna sürüklenmeleri demektir.

Şöyle ki: Modernliğin de, postmodernliğin de yegâne merkezî ve itici gücü, liberalizm biçimleridir. Liberalizm, aksiyon"dur; muhafazakârlık ise reaksiyon. Ama modernliğin / postmodernliğin içinden geliştirilen sekülerleştirici bir reaksiyondur muhafazakârlık.

Liberalizm, değişimin ana motorudur; muhafazakârlık ise, liberalizm ve dolayısıyla sekülerleşme biçimlerine uyumlanarak liberalizmden onay alma biçimidir.

Liberaller, toplumda azınlık, muhafazakârlar ise çoğunluk bile olsalar, liberaller değişimin yönünü, içeriğini ve omurgasını tayin ederler; muhafazakârlar ise, "yer kapmak" pahasına bu değişime boyun eğerler.

İSLÂM, AZINLIKLARIN DİNİ HÂLİNE GELEBİLİR!

Sonuç olarak: İslâmî kesimlerin muhafazakârlaşmaları, değişimin yönünü, içeriğini ve niteliğini liberallerin belirlemesiyle sonuçlanıyor.

Bütün özgürleşme talepleri ve biçimleri, liberalizmin zaferine; İslâmî kesimlerin ise hızla sekülerleşmelerine ve İslâmî duyarlıklarını yitirmelerine yol açıyor.

Bu sürecin bu toplumun İslâmî ruhunu, iddialarını ve söylemlerini yok ettiği görülemez, gerekli önlemler alınamaz ve İslâmî omurgayı güçlendirecek gerekli hayatî adımlar atılamazsa, bu toplumun, orta ve uzun vadede varlığını Müslüman olarak devam ettirebilmesi zorlaşabilir.

Burada İslâmî kimliğin muhafazakârlaşması konusunda yaptığım gözlemleri, sekülerleştirici eğitim sistemi ve medya rejimine de aynen uyarlayabilirsiniz.

Özetle: Vesayetçi Kemalist siyasî sistem çatırdıyor olabilir. Ama seküler Kemalist zihniyetin postmodern söylemlerle eklemlenerek nasıl kendisini yeniden ürettiğini ve bizzat muhafazakârlaşan, liberalizmin sekülerleştirici tuzaklarına güle oynaya kucak açan İslâmî kesimleri de nasıl teslim alarak "bitirmek" üzere olduğunu da görelim lütfen!

Uyarıyorum: Eğer bu süreç böyle devam edecek olursa, fazla değil, iki kuşak sonra, İslâm, bu ülkede azınlıkların dini hâline gelebilir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.