YazarlarDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova

Dağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova

Zekeriya Kurşun
ZekeriyaKurşunGazete Yazarı

Kısa bir süre önce Rusya Federasyonu içerisinde yer alan Dağıstan’a, Mahaçkale Devlet Üniversitesi ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin düzenlediği bir toplantı için gittim. Kafkaslar deyince aklımıza gelmeyen ama Şeyh Şamil deyince de hemen bir yerlerden hatırladığımız bir coğrafya. Coğrafyası, iklimi, demografik yapısı ile her türlü ilgiyi hakketmesine rağmen, Türkiye’nin Orta-Asya’ya ve diğer Kafkas ülkelerine gösterdiği ilgiden nasibini alamamış bir ülke. Düşünün İstanbul’dan direkt uçuş ile gidildiğinde iki-iki buçuk saat mesafede ama henüz THY’nin uçuşu yok. Bu yüzden pek çok kişi daha uzun mesafeyi göze alarak Moskova üzerinden Mahaçkale’ye gidiyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Zekeriya Kurşun : Dağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova
Haber Merkezi 01 Ocak 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Dağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova yazısının sesli anlatımı ve tüm Zekeriya Kurşun yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Irklar ve Diller Diyarı

İlginç bir coğrafya Dağıstan. 28-31 arasında farklı ulusun, aslında kabilenin yaşadığı coğrafyada bu sayı kadar da dil konuşuluyor. Mahaçkale Üniversitesi'nde bu dillerin on üç tanesi okutuluyor veya öğretiliyor. Dağıstan’da 1917 yılına kadar ortak dil, Kumukça, Azerice yani Türkçe iken şimdi Rusça'dır ve gözlemlerime göre Türkiye’nin Rusça diline olan ihtiyacının karşılanabileceği en güzel yerlerden biri. Dağıstan’da Azeri, Kumuk ve Nogay gibi Türk guruplar ile Lezgiler azınlıkta iken baskın unsur Avarlar.

Yüzde doksanı Müslüman olan ve 3 milyonu aşan nüfusu ile Rusya Federasyonu içinde belki de en asude bölgelerden bir tanesi. Nüfusun geri kalanı Rus-Ortodoks ve bir kısmı Hazar Türkü olmak üzere Yahudilerden oluşmaktadır.

Kafkasya’da İslam’ın Kapısı

Kafkaslara İslam’ın girdiği tek kapı olan ve Babu’ul-Ebvab (kapıların kapısı) diye isimlendirilen Derbent civarında yaşayan 40-50 bin Şii dışında kalanların tamamı Sünnilerden oluşan Müslüman nüfus, Şafii ve Hanefi mezhebine mensup. Esasında tasavvufun yaygın ve etkin olduğu coğrafyada son zamanlarda önemli sorunlar da yaşandı. SSCB’nin çöküşü akabinde bölgede meydan gelen dini ve fikri hareketlenmeler sırasında dış destek bulan iki akım Dağıstan toplumunda dini barışını bozdu. Büyük ölçüde Suudi destekli selefi akımlar, Sovyet politikalarından dolayı dinden mahrum kalan toplumda din adına faaliyete başladıklarında tasavvufu ve tasavvufi grupları hedef alarak ciddi bir sarsıntı meydana getirdiler. Özellikle özerk cumhuriyetin başkenti Mahaçkale yakınlarında bazı bölgelerde aktif olan selefi akımlar bir takım asayiş problemlerine de sebep olunca diğer gelenekçi Müslümanlar tarafından hedef alındılar. Sistemde yer bulmamakla birlikte selefilerin bu tutumu Müslüman ama mütedeyyin olmayan diğer kesimin bütün Müslümanlara bakışını da etkiledi.

Bölgede tarih boyunca Şiiler yaşamakta iseler de Sovyetlerin çöküşünden itibaren daha aktif hale geldikleri anlaşılmaktadır. Bir taraftan Azerbaycan, diğer taraftan da İran Şiiliğinin baskısını hissetmeye başladı Dağıstan. Her ne kadar Şiilik bölgede doğrudan bir hareketlenme meydana getirmemiş olsa da İslamiyet'in Kafkaslara girdiği Derbent bölgesindeki faaliyetleri ilginç bir değişime neden olmuştur.

Bozulmamış bir Ortaçağ Müslüman kenti olan Derbent tarihin değişik devirlerinde İran’ın hakimiyetinde kalmış ve Şiilik de burada himaye edilmiş. Bu yüzden Dağıstan’ın genelinde en çok Şiinin yaşadığı kent de burasıdır. Aynı zamanda Ortodoks Ruslar ve Hazar Yahudilerinin de yurdudur. Bu yüzden Dağıstan’da bütün dinlerin bir arada barış içinde yaşadığı bir kent olmasıyla da meşhurdur. Ancak Derbent’in tarihi şöhreti Emeviler zamanında M.734 yılında yapılmış olan muhteşem cami ve külliyesidir. Camii ve etrafındaki medreseler geçmişte Sünnilerin elinde iken şimdi tamamen Hüseyniye’ye tebdil edilmiştir. İronik bir şekilde adeta Emeviler’den intikam alan bir Şii mabedine dönüştürülen mekan bölgenin de yegane cuma mescidi özelliğini taşımaktadır. Orta çağın bu muhteşem eserine girildiğinde dönemin mimari özelliklerinde önce Necef taşı rafları ile Muharrem ayı ve sonrasında veya çeşitli vesileler ile yapılan merasimlerin sembolleri, “Ya Hüseyin” flama ve bayrakları ile diğer alet ve edevatı göze çarpmaktadır. Başka yerde rastlanmayacak biçimde mihrabı zeminden daha aşağıda olan mabetteki bu Şii görüntüsüne rağmen  belki de Sünni ve Şiilerin birlikte cuma eda ettikleri yegane yerdir.  Dağıstanlılar da bunun için Derbent ile iftihar etmektedirler.

Türkiye-Dağıstan İlişkilerini Geliştirme Zamanıdır

Türkiye ile yakın ilişki kurmaya hevesli Dağıstan’ın gençlerinin rüyası da İstanbul’dur. Hemen herkes bir şekilde Türkiye’ye ve İstanbul’a gelmeyi hayal etmekte. Buna rağmen bugüne kadar bu gençlere Türkiye tarafından yeterince öğrenim imkanı sunulamamıştır. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim almış bir kaç genç Dağıstan Mahaçkale Üniversitesi’nin gözdesi olmuşlar. Kuzey Kafkasya’da yegane Türkoloji bölümü de bu üniversitede olup, burada okuyan gençler de özenli İstanbul Türkçesi konuşmaktadırlar. Nitekim Türkiye’yi temsil eden yegane kurum da burasıdır. Rusya ile kurulan yakınlık ve iş birliği ile derhal burada Türkiye’yi temsil edecek kurumlar ve mümkünse konsolosluğun hayata geçirilmesi elzemdir.

Dağıstan’da bulunduğum süre içinde genel olarak Dağıstanlıların sahip olduğu özgüveni gözlemleme imkanı buldum. Bu özgüvenin kadınlarda da aynı şekilde var olduğunu müşahede ettim. Rusya Federasyonu'nun diğer bölgelerinde Sovyetler zamanında yaşanan Ruslaştırmanın burada etkin olmadığı ve Dağıstan’ın geleneksel bir toplum olarak kaldığı her halinden belli olmaktadır. 1957’de kurulan Mahaçkale Üniversitesi 125 binden fazla mezun vererek topluma damgasını vurmuştur. Mezunların takriben yarısının kadın olması ve toplumsal hayatta yer almaları onlara ayrıca büyük bir özgüven kazandırmıştır.

Putin’in Rakibi Ayna Gamzatova

Nitekim Putin’e devlet başkanlığı seçimlerinde rakip olduğunu ilan ederek adaylığını açıklayan Gamzatova da bu kadınlardan biridir. Putin gibi güçlü bir lider karşısında özerk bölgelerden bir Müslüman kadının rakip olması ilk bakışta mizahi bir davranış gibi algılanmıştır.

Ancak Dağıstan müftüsünün eşi olan Gamzatova gerek duruşu ve gerekse yaptığı açıklamaları ile ciddiyetini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bir Dağıstan kadınına yaraşır özgüven ve dirayetle aday olduğunu açıklarken, küçüklükten beri Rusya’nın bir ortağı ve vatandaşı olarak yetiştirildiğini ve şimdi bu hakkı kullanmak istediğini vurgulamıştır.

Kazanamayacağının bilincinde olmasına rağmen bir Rusya Müslüman kadını olarak bu hakkı kullanacağını açıklayarak, sadece Dağıstan’ın değil bütün Rusya’nın  adayı olduğunu belirtmesi şimdiden pek çok kişiyi memnun etmiştir.

Kim bilir bu sefer olmasa bile gelecek dönemde Singapur’daki gibi azınlıktan olan Müslüman bir kadın Rusya’da devlet başkanı olur.