Yazarlar Güçlü taklidi yapan küstah

Güçlü taklidi yapan küstah

Zekeriya Kurşun
Zekeriya Kurşun Gazete Yazarı

“Günlerdir ABD’nin Suriye’den çekilme kararını tartışıyoruz. ‘Bu karar nasıl alındı, ne amaçlandı, kararın alınmasında Türkiye’nin Fırat’ın doğusu ili ilgili kararlılığının etkileri ne oldu?’ soruları beynimizi kemirmektedir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Zekeriya Kurşun : Güçlü taklidi yapan küstah
Haber Merkezi 03 Ekim 2019, Perşembe Yeni Şafak
Güçlü taklidi yapan küstah yazısının sesli anlatımı ve tüm Zekeriya Kurşun yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Bölgedeki varlığı zaten meşru olmayan ABD’nin çekilmesi hepimizi sevindirirken sonuçlarının ne olacağının bilinmemesi ise endişelendirmektedir. ABD’nin çekilmesi bölgenin geleceğini sadece bölge halklarının belirlenmesine katkı vereceğini de göstermemektedir. Zira bu durumda ABD çekildi, şimdi sıra Rusya’da denilmesi gerekmez mi? Diğer taraftan, ABD çekilirken sahadaki vekilleri ve Türkiye dışındaki diğer aktörler ile nasıl bir anlaşma yaptığının da bilinmiyor olması bu sürecin çok dikkatli takip edilmesini gerektirmektedir”.

Oldukça güncel görünen bu ifadeleri neredeyse bir yıl önce, 28 Aralık 2018 tarihli yazımdan iktibas ettim. Yazının devamında “ABD’nin bölge politikaları değişmedikçe Suriye’den çekileceğine inanmak bir gaflettir” demiştim. Maalesef bugün de aynı yerdeyim. Trump’ın son hamlesi ile ABD’de ortaya çıkan çatlak sesler ve yapılan tartışmalar da bunu doğrulamaktadır.

Bu iddialarda bulunmak için biraz tarih, biraz siyaset bilmek yeterli olacaktır. Ama elbette tarihi, Türkler ile Kürtlerin asırlardır düşman olduğu yalanını ileri süren Trump’ın tarihçilerinden; siyaseti de, kendini savunması; sınırlarını koruması, Suriyelilere güvenli bölge oluşturması halinde Türkiye’yi NATO’dan çıkarma tehdidinde bulunan Lindsey Graham gibilerinden okursanız bu sonucu çıkaramazsınız.

ABD’nin siyaset yapma biçimi artık ne bilgi ne de uluslararası ilişkiler teorilerine uymaktadır. Çünkü ABD’nin siyaseti şirazesinden kaymış; geçmişte çöken bütün imparatorluklar gibi zeval alametleri göstermeye başlamıştır. Nerdeyse bütün müttefikleri ile kavgalı, kendisine güvenenleri Kuzey Irak’ta olduğu gibi kolayca yarı yolda bırakan, devletler ve meşru düzenler ile ilişkiyi sürdürme yerine; düzensizlikten ve terör gruplarından medet uman bir devletin süper güç unvanını taşıması mümkün değildir. Hayatında kendisini anlatandan başka bir kitap okumayan Trump’a ve kaba siyasetçilere -okumayacaklarını bilsem de- Montesquıeu’nun “Romalıların Yükselişi ve Çöküşü” eserini öneririm. Şayet okursa; Roma’nın değerler ve erdemler üzerine yükseldiğini; -tıpkı bugünün ABD’si gibi- uzak diyarlarda giriştikleri savaşların, barbarlar ile ittifaklarının ve sahip oldukları değerlerden sapmalarının da çöküşü getirdiğini göreceklerdir.

Okumayacaklardır, bu yüzden kendi aynalarındaki görüntülerini hatırlatalım.

TV’de üçüncü sezona girmiş olan Deep State/Derin Devlet isimli bir dizinin senaristinin kaleminden çıkan ABD tanımı; bugünlerde yaşananları izah etmek için yeter de artar bile. Film, Ortadoğu’da istediklerini elde edemeyen ABD’nin Sahraaltı Afrika’sına yönelmesini konu ederken; Mali’deki işbirlikçilerinin ağzı ile ABD’yi mükemmel bir şekilde tanımlamaktadır.

Mali’de işbirliği yaptıkları üst düzey yetkili ABD ajanına şu soruyu sorar:

- Neden Amerikalılardan herkes nefret ediyor biliyor musun?, Ajanın cevabı, “bana bilmediğim bir şey söyle” olur.

-Çünkü tarif edilemeyecek kadar küstahsınız.

Bu ifade yetmediyse, Amerikalı ünlü yazar Eric Hoffer’in, Trump gibileri için yaptığı tanımı da hatırlatayım: “ Küstahlık, zayıf insanın güçlü olma taklididir

ABD’nin siyasetini ve başkan olmuş ama diplomasiden nasibini alamamış olan Trump’ın Türkiye’ye karşı tavrını bu ifadelerden daha iyi anlatacak cümleler bulamıyorum.

ABD’nin siyaseti de, başkanı Trump da küstahtır.

Sevmese de, çıkar çatışmasına girmiş olsa da bir müttefikine yönelttiği tehditler ve üslubu, diplomasi derslerinde en kötü, hatta en iğrenç örnek olarak okutulacak cinsten bir davranış biçimidir.

Trump’ın “daha önce de yaptım” itirafı ile Türkiye’ye yönelttiği tehdit, devletlerarası ilişkiler açısından bir savaş ilanıdır. Ancak, dilimizde yaygın olan “ısıracak köpek dişini göstermez” kabilinden, dikkate alınmayacak kadar da alçak bir gösteridir.

Kazanmaya odaklanmış ama sürekli kaybeden bir kumarbazın hezeyanları, Türkiye’yi durduramayacaktır. Bu yüzden zincirlerinden boşalan bütün destekçileri, hatta içerideki kimi muhalifleri bile kumar masasının etrafında yerlerini almış, Türkiye’nin ne yapacağını beklemektedir.

Merakta bırakmayalım.

ABD, bu tavrı ile dünya düzeninin kurucusu değil, yancısı olduğunu göstermiştir. Sahadaki işbirlikçiler ve düzen tanımaz teröristler de onun hegemonyasını kurtarmaya yetmeyecektir. ABD, tıpkı Roma gibi, bugün değil ise yarın çökecektir. Bu yüzden; Türkiye blöf yapmamaktadır. Haklı davasında el ele verip kendi sınırlarında ve Fırat’ın doğusunda barışı tesis edecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.