Yazarlar İstanbulun surlarını yıkalım

İstanbul’un surlarını yıkalım

Zekeriya Kurşun
Zekeriya Kurşun Gazete Yazarı

Niye mi?

Körfez kaynıyor, ABD’de bir kesim savaş istiyor. Körfez’deki uyduları da bu savaşın kimin işine yarayacağını sorgulamadan destek toplantıları düzenliyor. 30 Mayıs’ta Körfez İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği savaş gündemi ile toplantılar yapacak. Üstelik adı barış olan bir dinin kalbinde, Mekke’de.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Zekeriya Kurşun : İstanbul’un surlarını yıkalım
Haber Merkezi 16 Mayıs 2019, Perşembe Yeni Şafak
İstanbul’un surlarını yıkalım yazısının sesli anlatımı ve tüm Zekeriya Kurşun yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ardından İslam işbirliği Teşkilatı zirvesi var. Muhtemelen o da Cidde veya Mekke’de toplanıp dağılacaktır.

Suriye’de yerinden edilmiş 15 milyon, Yemen’de yokluğa, susuzluğa, açlığa, hastalığa ve ölüme mahkûm edilmiş 13 milyon, Libya’da yazın ortasında zemheriyi yaşayan altı milyon insan gündemde yok elbette. Mısır’daki mahkûmları, Myanmar’daki mazlumları, Sudan’ın başına gelenleri saymıyorum bile.

Dahası var..

Dünya’da Trumpizm ve Putinizm doktrinleri gittikçe meşrulaşıyor. Üç milyon Uygur Müslümanın beyinlerine bulaşmış olan bin yıllık virüsten (!) temizlemek için Çin’de kurulan işkence yurtlarına sessiz kalan dünya; üç buçuk plastik imalat ve ticareti için ayakta.

Tabii, bir de, Türkiye bütün bunların neresinde? sorusu var.

Sınırlarında ABD destekli yığınaklar, hava savunma sistemini geliştirme arzusuna karşı ABD’den gelen tehditler ve nihayet -doğru ise- iki haftalık ültimatom. Bunlar durumu açıklamak için yetmiyorsa, gelin İstanbul’un surlarını yıkalım.

Biraz daha açık konuşalım:

Hamdolsun, şimdilik herkes işinde gücünde görünüyor. Modern mabetlerimiz AVMler tıklım tıklım; hatimle teravih namazı kıldıran camilerimiz de dolu maşallah. Gündemimiz ise sadece 23 Haziran’a endeksli. TV yorumcularımız mangalda kül bırakmıyor. Ramazan ayı ya, temcit pilavı gibi dönüp-dolaşıp aynı lafları pazarlıyor.

-YSK İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verdi ama gerekçesini yazamadı.

-YSK 11 üyeden mi, yoksa yedi artı dört üyeden mi oluşuyor?

- YSKnın dört üyesi asıl mı, yedek mi? Vs.

Anayasa’da ve kanunlarda karşılığı olan bu soruları aşanlar ise siyah beyaz televizyon devrinden hatırladığımız “necefli maşrapa” misali, Yıldırım ve İmamoğlu magazını yaparak eng(c)in fikirleriyle Türkiye kamuoyunu aydınlatıyor.

İftar ve sahur hocalarımız, Trump-İsrail işbirliği ile Filistin’i yutmak ve Kudüs’ü Yahudileştirmek için pazarlanan asrın anlaşmasını duymamış gibi davranıyorlar. Sakıza indirgenmiş oruç ve -sanki bedelli askerlikten mülhem-, bedel ile hac-umre ahkamı; 23 liraya fakir-fukara doyurma; ama ille de sadaka-zekat ve tabi ki, İslam’da kardeşlik konuları ile gündeme destek veriyorlar.

Gündemi beğenmediniz ise gelin İstanbul’un surlarını yıkalım.

Niye mi?

Her şeyden önce medeniyetimizi temsil eden ve bize ağır gelmeye başlayan “sur içi” kavramından; Ayasofya, Süleymaniye ve Sultanahmet derdinden kurtuluruz İstanbul’un arsa sıkıntısına çözüm buluruz. Ortaya çıkacak geniş alanlar ile trafik sorununu çözer ayrıca İstanbul’un kalbinde yeni bir şehir kurarız. Üstelik, beton yerine, surlardan sökülecek taşları kullanarak dünya mimarisine çevreci yeni bir anlam katarız.

Tarih mi dediniz? Her dönem kendi gündemini ve tarihini yaratmıyor mu? Varsın gelecek nesiller de bizi konuşsun. Biz eskiyi konuştuk da ne oldu? Mesela

Lüleburgazlı Emrullah Efendiyi bildik de ne kazandık?

Duymayanlar için söyleyeyim: Emrullah Efendi sepetçi değil, Osmanlı’nın son asrında yetişmiş üç büyük eğitimciden biri. Biraz dalgın, daima düşünceli ama eğitimde doktrin geliştirmiş bir insan. Şimdilerde gündemimizde olmayan Tuba eğitim nazariyesinin sahibi. Dahası var, imparatorluğun en zor zamanlarında da Maarif Nazırı.

‘Allah aşkına, Emrullah Efendi’nin İstanbul surlarını yıkmakla ne alakası var?’ diye sorduğunuz hisseder gibiyim. Haklısınız. Kendi gündemimi empoze etmek için sizi daldan dala atlattığımın farkındayım. Ama sabredin. Sonuna geldik hikayenin.

Bizans’tan Osmanlı’ya İstanbul’un yükünü çeken surlar çok yorulur. Talan, yağma, bakımsızlık ve hele meşhur depremler ile bir hayli yıpranır. Nihayet, 1894 depreminden sonra, İstanbul surlarının geleceği tartışmaya açılır.

II. Abdülhamid’in isteğiyle surların haritaları, krokilerı, raporları hazırlanır. Sultan’ın ilgisi, asırların yoğunluğuyla, yer yer sadece izi kalan surların ihyası için bir umut ışığı olur. İstanbul Belediyesi, Nafia Nezareti ve Harbiye Nezareti’nin katkılarıyla surlar konusu ele alınır. Görevliler tayin edilir, teklifler alınır, bütçeler hazırlanır. Ancak, II. Abdülhamid’in surları kurtarmak için başlattığı bu girişim, onun 1909 yılında tahtan indirilmesiyle rafa kaldırılır.

Ama bir süre sonra dönemin hızlı gündeminden yorgun düşmüş Harbiye Nazırı, surların yıkılmasını ve ortaya çıkacak arazinin satılmasını teklif eder. Gerekçesi de hazırdır ve yazılıdır. Surların arsalarından ve taşlarından elde edilecek parayla, askeriye için yapılması planlanan binaların giderleri karşılanacaktır. Burada kalsa iyi. Ne de olsa, Harbiye Nazırı’nın teklifidir; vardır bir bildiği, denilip Sultan Reşad’ın da oluru alınır.

Bu girişim, büyük bir tepkiye neden olur. Özellikle dönemin Maarif Nazırı eğitimci Emrullah Efendi konu ile yakından ilgilenir. Bakanlar Kurulu’na; Birinci Ordu için yapılacak binalara harcanmak üzere başka kalemlerden para sağlanabileceğini anlatır. Bu surların, Osmanlı tarihinin geçmişteki en şanlı ve şerefli eserleri olarak muhafaza edilmesi gerektiğini vurgular. Maarif Nazırı, Bakanlar Kurulu’na, haklı olarak, bir de şu soruyu sorar:

Bu surlar yıkılırsa, yeni nesillere Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi nasıl anlatılacaktır? Cevap yoktur. Maarif Nazırı haklı bulunur. Böylece tarihin canlı şahidi, İstanbul’un gerdanlığı surların yıkımı engellenir. Peki şimdi ne yapalım?

Tarihi anlatmak gibi bir derdimiz yoksa, surları yıkıp (!) tarihi yeniden başlatalım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.