YENİ ŞAFAK PAZAR EKİ

Bir araya geldik İzdiham çıkardık

Edebiyatımızın beslendiği en önemli kaynaklardanbiri de dergiler. Zaman içerisinde bu dergilerden nice şair ve yazarın çıktığına tanık oluyoruz. İzdiham da bu dergilerden biri. Üstelik 14. sayılarından sonra İzdiham herkese ulaşabilsin diye 20.000 tirajla basıpTürkiye’nin her bölgesine ulaştırdılar.

Harun Karaburç Diğer

Yazar veya şair fark etmez bir edebiyatçının gençleri etrafına toplayarak dergi çıkarması bizde olağan bir şeydir. Hatta gelenektir. Sonra o edebiyat dergileri kendi içinden o kadar iyi kalemler çıkarır ki Türk edebiyatı büyük ölçüde bu dergilerden beslenir desek yanılmayız. Bu dergiler arasında her kesimden insanın ilgisine mazhar olan bir dergi var: İzdiham. Edebi yayın hayatına internet sitesi olarak başlayan İzdiham, önce dergiye, dergiden de yayınevine dönüştü. Şimdi ise riskli ve iddialı bir çıkışla, 20.000 baskı ile Türkiye’nin en ücra köşesine kadar ulaşıyor. Derginin başındaki kişi, -başında demeyelim de gençleri bir araya getiren diyelim- Bülent Parlak, genel yayın yönetmenliğini üstleniyor ve gençleri edebi yola sevk etme gayretiyle çabalıyor. Derginin 20.000 basılmasıyla ilgili “Bu bir vizyon meselesi. Diğer dergilerin de önünü açmak için böyle bir şey yaptık. Aslında rakamlardan çok nitelik önemli ama niteliğinde yayılmasını istiyoruz” yorumunda bulunuyor. Bir dergi nasıl ortaya çıkar? Önce yayın toplantıları yapılır, yazılara karar verilir. Kabaca böyle ama İzdiham’da bu konuda da işler farklı ilerliyor. Onlar dergi toplantılarında iş konuşmuyorlar, çay içip sohbet ediyorlar. Parlak, “Bir araya geliyoruz ama sohbet ediyoruz. İş konuşmuyoruz. Konuşmalardan bir şey çıkıyor zaten. Kastığınız zaman samimiyet yok oluyor” diyor.

BOŞ İTİRAZA LÜZUM YOK

Nerede iyi bir şey yapan insan görseniz mahcuptur. Buradaki gençler de öyle. Hepsi genç, ‘toy’ ve edebiyata, dostluğa, arkadaşlığa, muhabbete o kadar bağlılar ki ‘yaptıklarının çok iyi bir şey olduğunun farkında değiller.’ Farkında değiller derken elbette farkındalar da deyim yerindeyse ki yerinde ‘hava atmıyorlar’. Oradalar ve bu işi yapıyorlar, iyi metinlerin peşindeler. İyi olmanın peşindeler. “İtiraz edenlerin o itirazlarının altını doldurmaları için en iyisini yapmaları gerekiyor. İtirazın, başkaldırmanın bir anlamı olmalı. Lüzumsuz itirazlar zamanla söner gider. Geldiğimiz noktada görüyorum ki hem bastığımız kitaplarla, dergiyle, sitemizle hakikaten bu anlamda Türkiye’de ilkiz. Siteden dergiye dönen dergiden de yayınevine dönüp şiir kitabı basan tek biz varız. Biz bunun hepsini de kendi imkanlarımızla yaptık. Burada herkes bu işlere cebinden para ödüyor” diyen Bülent Abileri gibi…

İzdiham’ın yedi yıllık bir internet mazisi var. Şimdi Twitter, Facebook gibi mecralarla ulaştığı kitle de değişti ve değişiyor. Bilinirliliği artan İzdiham, çizgisinden ödün vermeden yoluna devam ediyor. Popüler mi popüler ama aynı İzdiham, aynı ruh. Bülent Parlak, Twitter’da yazdıklarıyla ilgili “İnsanlar özellikle gece yazdıklarımızı mizah veya şaka sanıyor ama şaka değiller. O yazdıklarımız trajediden başka bir şey değil” diyor.

EDEBİYAT ORTAMDAN ÇIKIYOR

Zaman değişiyor dedik, haliyle nesil de değişiyor. Yeni nesil yeni metinlerle geliyor. Eskiyi tamamen reddetme değil onlarınki “Eskinin üzerine bizim de söyleyeceklerimiz var” diyorlar. Onları en çok da bulundukları ortam etkiliyor. Zaten iyi edebiyatçılar da böyle ortamlarda çıkıyor. İzdiham, bunun farkında ve gerçekten dostluk ve muhabbet temelli bir ortamları var. İzdiham’ın edebiyatı internete döken ilk site olduğunu söyleyen Parlak, “Arkadaşlarım benim edebiyatta bulunduğum konumu geçsinler istiyorum. Bu bir yarış değil. Edebi metinler anlamında herkesin bir tuğla koyması lazım. Zaten dergilerin özelliği de bu. Dergiler içinden yazar çıkarır. Şimdi bu arkadaşların çoğu bunu fark etmiyor ama on yıl sonra edebiyat tarihinde isimleri olacak” diyor. İzdiham’da kimler yazmamış ki. Yavuz Türk, Cihat Duman, Furkan Çalışkan, Mustafa Akar, Alper Gencer, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Şeref Birsel bu isimlerin birkaçı.

METİN KONUSUNDA ACIMAM

“Şair gibi öğretiyorum” diyen Parlak, metin söz konusu olduğunda çok acımasız olduğunu belirtiyor. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. İyi bir metnin reddedilerek olgunlaşacağının altını çiziyor. O yüzden de yazıları hemen alıp dergiye veyahut da siteye koymuyor. Şiirini beğenmediği birine şiiri bırakmasını tavsiye ediyor.

Kahramanlı metinler tehlikeli

İzdiham’ın bir okul gibi kendilerini yetiştirdiğini söyleyen Berkan Ürgen, İzdiham’da olan herkesin iyi bir şair veya yazar olmasa da iyi bir insan olmak için çabaladığını kaydediyor. Temelde dostluk ve arkadaşlık olunca iyilik de kaçınılmaz oluyor galiba. Genç olmak aceleci olmak demektir, her şey hemen olsun isteriz. Bir projeden hemen sonuç almaya odaklanırız. Bir işi yaparken de en iyisini yaptığımıza inanırız. Belki öyle değildir. Ürgen, yazarken dünyanın en iyi yazısını yazıyormuş gibi  bir havaya girdiğimizde dünyanın en kötü yazısını yazdığımızı söylüyor ve yazmak için kalbimizi arındırmamız gerektiğini şu sözlerle ifade ediyor: “Kendi içimizdeki kirli duyguları arındırıp temiz duygularla bir şeyler yapmak gayesindeyiz. İlk önce kalbi arındırmak gerekiyor. Kalp arınınca kalem de arınmış oluyor. Kalbinde olmayan bir şeyi kalemine aktarırsan olmaz. Kalemden ziyade kalbimizle yazmaya çalışıyoruz”

Kimseden bir beklentim yok

Parlak’ın hayattaki en büyük hayali küçük bir şehirde yaşamak. Ama o Türkiye’nin en büyük ve kalabalık şehrinde yaşıyor. Çevresinde hep az insan olmasını diliyor ama çevresi günden güne kalabalıklaşıyor. Bu sorunun fazla merhametinden kaynaklandığını çözmüş ama elden gelen bir şey yok. Gecenin bir yarısı insanlar ona şiirlerini okumaları için mail atıyor. Hiç üşenmeden açıp okuyor ve yorumda bulunuyor, iyi ya da kötü. Bu dünyada geçici olduğumuzun çok iyi farkına vardığını söyleyen Parlak’ın bunca çabası iyi dostluklar bırakmak için. “Benim bir beklentim de yok. Kimsenin de bana bir borcu yok. Belki buradaki herkes edebiyatçı olmayacak benimle görüşmeyecekler ama 40-50 yaşına geldiklerinde anlatacakları güzel bir hikayeleri olacak” diyor.

Arkadaşlarımızı tanıyalım köşesi

İzdiham’da yazanlar kendilerini ‘rahatsızlar’ olarak tanıtıyor. Kim mi peki bu rahatsızlar. Alfabetik olmayan sırayla yazıyoruz: Halil Öztürkci, Berkan Ürgen, Zeliha Yurdaer, Güven Adıgüzel, Yasin Kara, Tarık Taş, Beyazıt Bestami, Onur Bayrak, Mahmut Özkızıl, Mihraç Cerrahoğlu, Yağız Gönüler, Barış Cem Kaya, Seda Nur Bilici, Abdullah Seydi Özçal, Enes Aras, Kaan Burak Şen, Feyza Özcan ve Recep Kayalı. Beyazıt Bestami, “Biz acılarımızın standardını koruyoruz. O yüzden birbirimizi iyi anlıyoruz. Eminim ki okuyucuların da ilgisini çeken şey budur”, Seda Nur Bilici, “İzdiham bir şey yaparken doğru veya yanlış diyerek değil de inanarak yaptığı için çok seviliyor”, Çağrı Oruk, “Üç yıl önce buluştuk. Üsküdar Duvardibi’nde çay içtik ve üç yıldır çay içiyoruz aynı yerde. Temelde dostluk ve arkadaşlık var. Biz edebiyat yapalım diye bir arada değiliz” diyor.

Yorum

ÖNERİLEN VİDEO
Yetimlerin babası: Bahattin Yıldız
+

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.