T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 26 HAZİRAN 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

İşte size belediyeler için güzel bir uğraş

Şişli'de (İstanbul) dolaşırken Şişli Belediyesi'nin adının geçtiği bir bez afişe ilişti gözüm. Afişi farkeder farketmez -her zaman yaptığım gibi- başımı çeviriyordum ki, bu sefer yavaş davrandığımdan olacak duyurunun içeriğinden ister istemez haberdar oldum...

İsterseniz, tamamını okumak durumunda kaldığım bu afişten söz etmeye başlamadan önce, ben ne zaman Şişli'de (ya da daha doğrusu İstanbul'un herhangi bir ilçesinde) belediye başkanı imzalı bir duyuruyla karşılaşsam gözlerimi o şeyden hızla niçin kaçırırım, onu açıklayayım:

Ben eskiden bu tür afişleri "sokak yazıları" olarak adlandırırdım. Bu iş ülkede tam olarak ne zaman başladı tam çıkaramıyorum ama tahminime göre belediyelerin "palazlanmaya" başlamasıyla olsa gerek... Belediyelerin eli ne zaman "para gördü", belediye çıkışlı (ve belediye başkanı imzalı) afişler de şehir sokaklarını donatmaya (daha doğrusu "kirletmeye") başladı diyebiliriz. Ve tahmin ettiğiniz (ya da hatırladığınız) gibi, palazlanan belediyelerin açtığını sandığım bu yol hızla diğer bazı kurumlar tarafından da kullanılmaya başlandı. Mesela en başta Emniyet Teşkilatı.

Peki sonuç? Sonucu tasvir etmeme gerek yok sanırım. Şehir artık her cinsten "sokak yazıları" tarafından fethedilmiştir. Belediye başkanlarının her fırsatta (okulların açılması, anneler günü, babalar günü, aklınıza gelen her "özel gün" dolayısıyla) dile getirdikleri iyi dilekler, açılan geçitler, 6 ay sonra biteceği müjdelenen kavşaklar, "Polis Haftası" vesaire vesaire... Caddeler-sokaklar zaten her boydan tabela ile doluyken, üzerine bir de ölçüyü hepten kaçırmış bu "sokak yazıları"... İnsaf yani, şehrin sokak ve caddeleri bu kadar da hırpalanmaz ki...

Yazının başında "Şişli"den özellikle söz etmemin nedeni de şu: Biz de ailecek bu ilçenin sakini olduğumuzdan, Şişli Belediye Başkanı'nın "sokak yazıları"na -tabii olarak- daha sık rastlıyoruz. Ayrıca ben, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün "sokak yazıları" söz konusu olduğunda (da) özel bir tarzı olduğunu sanıyorum. Bu tarzı uzun zamandır ilginç de buluyorum. Biliyorum hatırlamazsınız çünkü üzerinden yıllar geçti ama ben bir keresinde bu "yazılar"dan birisine neredeyse bir tam yazı ayırmıştım. Bu son derece ilginç "yazı" (bilmiyorum hâlâ yerinde duruyor mu?) şöyle bir şeydi: "Sizin için varız / Şişli Belediyesi"(!) Ben bu "yazı"yı o gün de çok enteresan bulmuş ve şöyle yorumlamıştım: "Herhalde yani, kendiniz için var olacak değilsiniz ya!"

Mustafa Sarıgül'ün geçenlerde gözüme ilişen (ve halen tedavülde olan) iki "sokak yazısı" da çok enteresan: Bunlardan birincisi evimizin hemen yakınında bulunan ve bir ilköğretim okulunun yeni inşa edilen kapalı spor salonu üzerine çakışmış şu levha: "Bu kapalı spor salonu Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarigül tarafından yaptırılmıştır." İkincisi ise, Kuştepe'de inşaatı süren bir karakol üzerine yerleştirilmiş benzer bir "açıklama".

Bu "açıklamalar"a gözüm ne zaman ilişse, aklıma hemen şu karşılaştırma geliyor: Eğer işler böyle yürüyorsa ve devlet parasıyla yaptırılan tesislere böyle sahip çıkılıyorsa, bu ülkede üzerinde "Bu tesis T.C. Başbakanı Süleyman Demirel tarafından yaptırılmıştır" açıklamasının bulunması gereken kim bilir kaç bin tane tesis vardır!

Neyse bu kadar yeter herhalde, Sarıgül'ün keyfini daha fazla kaçırmadan, bu belediye başkanının -yazının başında sözünü ettiğim afişle duyurulan- son derece olumlu, son derece yaratıcı bir uygulamaya önayak olduğunu bildirmek isterim. Sarıgül, benim bugüne kadar benzerine rastlamadığım bir projeyi, "Ekolojik Pazar Projesi"ni iki haftadır uygulamaya başladı bile... Bazı uzmanlarca AB yolundaki Türkiye'nin "tarım politikası"nı olumlu biçimde halledebilecek belki de tek yol olarak değerlendirilen, topraktan "eski tarz" ürün alma-satma üzerine kurulu "organik tarım"a -şimdilik mütevazi de olsa- ilişkin ilk projeyi Sarıgül başlattı bile...

"Organik tarım"? Konu önemli olduğu kadar "güzel" de. Hatırlayın, o güzelim kızarmış domatesleri hatırlayın...

Konuya yarın devam ederiz...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi