T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 26 HAZİRAN 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mustafa KARAALİOĞLU

Biraz da gerçek gündemden bahsedelim

Eğer politikayı konuşacaksak, irili-ufaklı, eski-yeni bütün politik figürlerin yerine ve zamanına göre haber değeri olabilir. Bir kez haber melzemesi olan herkes, herşey; her zaman haber olmaya devam edebilir.

Mesela, eski Cumhurbaşkanı Demirel''in haber değeri vardır. Ama, bugün izleyeceği siyasi çizgi nedeniyle değil, olsa olsa aktif görev yaptığı döneme dair bir hatırayla veya bir itirafla. Çünkü, Demirel'in şimdi, toplumsal desteğe tekabül eden bir güç ve politik derinliğe sahip olmadığını elle tartıp, gözle de görebiliyoruz. Yine de sevenleri onu ülkeyi kurtaracak bir "de Gauelle" olarak görebilir ve ona hak ettiğinden büyük önem atfedebilir. Ama, sevgi gösterileri bu boyutu aşıyor ve Demirel bir siyasal alternatifmiş gibi takdime başlanıyorsa bunun adı, "sahte gündem"dir. Ne kadar konuşursanız konuşun, bir sonuç çıkmaz ama insanları oyalamış olursunuz. Bu değerlendirmeler, bir ölçüde Mesut Yılmaz için de geçerlidir.

Bir başka örnek...

Atatürk ve İnönü'den sonra sıranın kimde olduğu, "üçüncü adam"ın kimliği tartışması. Boşuna bir tartışmadır ve zaten zemini de yanlıştır. Eğer, ölçü milletin tarihi şahsiyetlere atfettiği önem ise zaten ikinci adamın İnönü olduğu bile şüphe götürür. Şimdiki Cumhurbaşkanı'nın ne yapsa ilk üçe giremeyeceği ise, şüphe bile götürmez bir gerçektir. Bir başka "sahte gündem" de işte bu adam numaralamak konusudur.

Medya, bazen aklına ilk gelen şeyi "iyi fikir" zanneder; işin sonu gülünç duruma düşmek olsa da... Gülünç duruma düşmenin bir maliyeti yoktur çünkü. Esasen, medyada fikir takibi diye bir usül de yoktur.

BİR, İKİ, ÜÇ...

Size son dönemin "gerçek gündem"ine dair birkaç ipuçu vermek istiyorum. Bazı fantastik fikirler tartışılırken Türkiye'de gerçekte neler olduğuna dair örnekler. Uzaktan değil TBMM'den.

Meclis tatile girmek üzereyken iki önemli yasa tasarısını sonraki dönemde görüşmek üzere sümenaltı yapmaya karar vermişti. Belki de hiç görüşmemek üzere. Bunlardan bir tanesi hepimizi çok yakından ilgilendiren Akaryakıt Kaçakçılığıyla Mücadele Yasası, diğeri ise bir dönemin hukuksuz yaftalamaları sonucu "sicillenen" 20 bin memurun affedilmesini sağlayan Sicil Affı tasarısıydı.

Düşünün, bu ülkede aramızda muteber salınışlarla dolaşan, ödüller alan, ödüller veren, meşru zeminlerde itibar gören, davetli ağırlayan, davetli olarak ağırlanan bazı ünlü işadamları hepimizin hayatını doğrudan etkileyen bir kaçakçılık olayının da aktörleridir. Yüzlerindeki o maskenin ardında benzin, mazot kaçakçılığıyla servetlerine servet katıyorlar. Ve onların kaçırdıkları petrol ürünleri yüzünden, biz sıradan insanlar, benzini, mazotu iki katı pahalı fiyata alıyoruz. Trilyonlarca liralık vergi kaybını cebimizden sübvanse ediyoruz. Ülkenin damarlarına sülük gibi yapışan bu kaçakçı tayfası nedeniyle gümrükler, benzin istasyonları birer "kanunsuz şehir" haline geliyor.

Meclis, işte bu vahim durumu önlemek için ilk adım olacak tasarıyı, her nedense görüşmekten vazgeçmişti. Yeni Şafak'ın manşetine kadar. Övünerek ve üzülerek söyleyeyim ki sadece Yeni Şafak bu konunun takipçisi oldu. Israrımız sonucu tasarı, Meclis kapanmadan gündeme alındı ve kanunlaşma yolu açıldı.

Sicil affı... O da Yeni Şafak'ın takip ederek, ertelenmesini önlediği bir başka önemli konudur. Ertelenmek, hatta neredeyse gündemden kaldırılmak üzereyken ısrarlı takibimiz sonucunda tasarı kanunlaştı.

YANİ MEDYADA İYİ ŞEYLER DE OLUYOR

Bu başarımızın sebebi çok basit... Gazeteciliği doğru dürüst ve ülkenin gerçek sorunlarını konuşmak, tartışmak ve bunlardan sonuç almak adına yapıyoruz. Tıpkı, birkaç hafta önce çimentodaki fahiş fiyat uygulamasının üzerine gidip, sektördeki kartelleşme eğilimini durdurduğumuz gibi.

Bastıran sıcaklara, sahte gündemlerin bunaltıcı havasına serin bir karşılık olsun diye... Ya da, medyada doğru şeylerin de olduğu bilinsin diye...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi