YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Zihinleri karmaşadan kurtarmanın yolu

Genelkurmay başkanlığı, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla emekli edilen bazı subaylar ve 28 Şubat arasında doğrudan bağlantı kurulmasından duyduğu rahatsızlığı bir açıklamayla dışa vurdu. Açıklamaya göre, YAŞ'ta alınan atama, terfi ve emekli etme kararları Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin (TSK) kendi gelenekleri içerisinde gerçekleşmiş... Kararları kişi ve olaylarla irtibatlandırmayı 'maksatlı' bulduğunu bildiriyor Genelkurmay...

Daha önce de yazmıştım, tekrarlayayım: Adları bir dönemle özdeşleşmiş bir kaç subayın TSK'dan emekli edilmesini "28 Şubat bitti" tarzında değerlendirmek doğru değildir. Bu tür yorumların, geçmişte, tersi tepkilere yol açtığını, bir ABD gazetesinde çıkan, "Yeni Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu daha mülâyim bir komutan, TSK 28 Şubat'ı terk edecek" değerlendirmesi sonrasında yaşamıştık. TSK, son açıklamanın da gösterdiği gibi, kendi içini anlamaya ve anlatmaya yönelik yorumlar konusunda olağanüstü hassas...

Geçmişte askerler, hassasiyetlerini, doğrudan açıklama konusu yapmak yerine, NATO üyesi diğer ülkelerdeki geleneğe uyarak, Milli Savunma Bakanlığı aracılığıyla dile getirirlerdi. Son yıllarda, açıklamalar, bizzat Genelkurmay tarafından yapılıyor. Ancak, belli konuları 'açıklama yapmaya değer' bulan Genelkurmay, askerlere yönelik başka konularda suskun kalmayı tercih edebiliyor. Bu durum da, ister istemez kafa karışıklığına sebep oluyor...

Herkesin bildiği gerçek, kışla ile siyaset arasında mesafe bulunması gerektiğidir. Demirel'in, bir zamanlar ünlendirdiği, "Camiye, okula ve kışlaya siyaset sokmamak gerek" vecizesini hatırlayalım. Oysa, üç partili hükümetin başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz, önceki gün, "Ordu siyasetin içinde" dedi açık açık... "Ordu siyasetin içinde" iddiası, sadece Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) mâcerasını sakatlayabilecek sakıncalı bir tespit değil, aynı zamanda yürürlükteki anayasa ve yasaların doğru bulmadığı bir durumu yansıttığı için bir 'suç duyurusu' anlamını da taşıyor...

Gazete manşetlerine tırmanmış bu konuda Genelkurmay açıklama yapma ihtiyacı duymadı şu ana kadar...

Benzer bir durum, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile hükümet arasında 'kriz' görüntüsü veren KHK tartışmaları sırasında da yaşanıyor. Sezer'in tavrının kendisine, Ecevit'in davranışının da hükümete ait olduğunu sanıyorduk. Oysa, Türkiye'de iyi kaynakları olduğu bilinen İngiliz 'The Economist' dergisi, son sayısında, hükümetin KHK'yı Genelkurmay'ın baskısıyla çıkarmak istediğini, Sezer'in de aslında askerlere karşı direndiğini yazdı... Dün de bir meslektaş (Sabah'tan Can Ataklı), kriz ortamına doğru yol almakta olan KHK sorununu doğrudan Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'na bağlayan duyumları sütununa aktardı. Siyasiler, "Bilmiyor musun?" diye sorup, kulaklara "KHK'yı Kıvrıkoğlu dayatıyor" haberini fısıldıyorlarmış...

Askerlerin, MGK üyesi sıfatlarıyla görüşlerini ifade etmeleri ile siyasî sistem üzerinde doğrudan baskı uygulamaları arasında müthiş bir fark var. Bizde asker, alenen 'meşru' sınırlar dışına taşmama çabası gösterir. Oysa, İngiliz dergisinin iddiası da, siyasilerin fısıldamaları da, farklı bir uygulamayı akla getiriyor.

Bizim siyasiler, kendi ayıplarını başkalarına yüklemeye alışkındırlar. Yüreksizliklerini, samimiyetsizliklerini sorgulamaya kalkanlara, kabahatı başkalarına yükleyen mazeretler bulmakta zorlanmazlar...Bu son söylentilerde de, hükümeti oluşturan partilerin, KHK ile ilgili taban tepkisini göğüsleyemeyip, "Ne yapalım asker böyle istiyor" gerekçesi ardına sığınmaları rol oynuyor olabilir... Belki de durum şu: Çoğu AB süreciyle ilgili ikircikli hisler taşıyan, AB üyesi Türkiye'de koltuklarının sarsılacağını bilen siyasiler, kendilerine "AB ile Türkiye'yi yakınlaştırma misyonu" biçmek zorunda kaldılar; şimdi gerçek hislerini dışa vuruyorlar, faturayı da başkalarına çıkarıyorlar...

Ben, bu durumu, TSK'ya da, Genelkurmay'a da revâ görmüyorum. Ancak, bir çok gözlemci gibi, olayın gerçeğini bütün boyutlarıyla algılamaktan âcizim... Bu karmaşayı ortadan kaldıracak bir 'resmi açıklama' gerekiyor...

Açıklama Milli Savunma Bakanlığı adıyla yapılırsa daha da mutlu olurum.


16 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...