| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
![]()
Şüphesiz büyük Marmara depremi Türkiye'nin yaşadığı ilk felaket değildi. Ancak tüm eski depremlerde olduğu gibi Marmara'da da, "Devletimiz her şeyin üstesinden gelecek güçtedir" açıklamaları vatandaşa, "Biz bu filmi daha önce de seyrettik" dedirtiyordu. 03.02'de zaman durduTarih 17 Ağustos 1999. Saat gecenin 03.02'si. Türkiye'nin batısı yüzyılın en büyük depremiyle sarsıldı. Merkez üssü Kocaeli'ye bağlı Gölcük Donanma Komutanlığı olan deprem Adapazarı, İzmit, Yalova, Gölcük ve İstanbul'da onbinlerce insanın ölümüne neden olurken, daha sonra meydana gelen artçı şoklar ve 12 Kasım tarihli Düzce depremi hâlâ devam eden ve tüm ülkeyi saran bir kâbusa yolaçtı. İlk günler ve devletin felciDepremden hemen sonra TÜPRAŞ'ın alev alması tüm İzmitliler'i yollara döktü. Bu da deprem merkezlerine giden yolların tıkanmasına yolaçtı. Elektrik ve telefon hatlarının kopukluğu iletişimi felç ederken, yolların tıkanması da afet bölgeleriyle bağlantıyı tümüyle kesti. Yollar ancak 20 Ağustos'ta TÜPRAŞ yangını kontrol altına alındıktan sonra açılabildi. Yabancı kurtarma ekipleriABD, İsrail, Yunanistan, Almanya, Fransa, İtalya, Rusya, Mısır ve daha pekçok dünya ülkesinden gelen yardım ve kurtarma ekipleri unutulmaz anlar yaşanmasına yolaçtı. Neden milat?Devletin birimleri, bu büyük deprem karşısında tam bir acziyet içine düştü. Bu aşamada sivil kuruluşların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Devletin sivil yardımlara valilikler aracılığıyla getirilen kısıtlama, yüzün üzerinde sivil toplum kuruluşunun altına imza attığı ortak bildiriyle cevaplanacaktı. Sivil toplum örgütleri 17 Ağustos'un artık her açıdan bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çiziyordu. Ölü sayısı hiç bilinemediDevletle vatandaş arasındaki anlaşmazlık ölü sayısında da kendini belli ediyordu. Adapazarı, Gölcük ve Yalova'dan hergün yüzlerce insan toplu mezarlara gömülürken, ağır ilerleyen Başbakanlık Kriz Merkezi verileri ise tüm Marmara'da toplam ölü sayısını 18 bin olarak gösteriyordu. Halk bu rakama hiçbir zaman inanmadı. Basına sansür: Kanal 6 kapatıldıHükümettin felaket karşısındaki gocunması medyada çıkan görüntüler ve Sağlık Bakanı'nın kırdığı potla had safhaya ulaşınca, Osman Durmuş aleyhinde yayın yapıldığı gerekçesiyle 6 televizyon kanalını RTÜK'e şikayet ediyordu. Şikayet üzerine RTÜK Kanal 6'ya 6 gün süreyle kapatma cezası verdi. Türk medyası "Bir tuğla da sen koy" denilerek vatandaşları yardıma çağrıyordu. Kampanya boyunca milyonlarca dolar yardım toplandı. Kızılay'ın dinozoru Kemal DemirÖte yandan Kızılay beceriksizlikleriyle "yüz kızartıyordu". Kurumun Demirel'e yakınlığı ile bilinen Başkanı Kemal Demir, basının üstü üste gelen eleştirileri ve yine Demirel'in telkinleriyle istifa edecek, daha sonraki günlerde kurum ile ilgili trilyonluk yolsuzluk davaları açılacaktı. Deprem BabaKandilli Rasathanesi Müdürü Ahmet Mete Işıkara ülkenin en çok ekrana çıkan ve en popüler ismi oldu. Işıkara'nın yönetimindeki Kandilli Rasathanesi, depremin büyüklüğünü 6.7 olarak açıklarken, NASA ise bunun hiç de doğru olmadığını ortaya koydu. NASA doğru rakamı veriyor ve depremin büyüklüğünün 7.4 olduğunu bildiriyordu. Mahruki rüzgarıDepremden önce adı duyulmayan AKUT halkın gönlünde taht kurdu. Ekibin lideri Nasuh Mahruki'nin popülerliği o derece arttı ki genç kızlar imza almak için yarışır oldu. Akut, yaptığı çalışmalarla göz doldurdu. Akut ekibi enkaz altından 200 kadar insanı canlı kurtardı. Akut'un başarısını örnek alan ve sonu "kut"la biten onlarca kurtarma ekibi kuruldu. Veli Göçer göçtüVeli Göçer depremde en çok tartışılan, daha doğrusu kin duyulanlar arasında yeraldı. Göçer'in Çınarcık'ta inşa ettiği yazlıklar birer kum yığınına dönmüştü. Göçer saklandığı yerden deniz kumu kullandığını belirttikten sonra "Ne yapayım, devlet engel olsaydı. İçim sızlıyor" diyordu. Uzun süre saklandıktan sonra bir süre tutuklu kalan Göçer tahliye edildi. "Züğürdün kibri"
Vatandaş, "yardım yardım" diye inlerken Sağlık Bakanı Osman Durmuş, "Bizim yabancı kana ihtiyacımız yok, yardımlar yeterli" deyiverdi. Bu talihsiz sözler belki de insanlığa örnek teşkil edecek derecede büyük çapta başlayan yabancı yardımları kesti. Alman gazeteleri "Züğürdün kibri" başlığıyla Durmuş'a ve temsil ettiği geleneğe güzel bir cevap verdi. Neler oldu ? Devlete göre 18 bin, halka göre 40 bin kişi öldü. Onbinlerce kişi yaralandı. Binlerce bina çöktü, binlercesi de kullanılamaz hale geldi. 20 Ağustos'a kadar süren Tüpraş yangını dehşet saçtı. Milyonlarca insan evsiz, binlerce yetim kaldı. Tüm Marmara bir bölümü baraka olmak üzere çadır kente dönüştü. Gölcük ve Değirmendere'nin haritaları değişti. 26 Ağustos'ta tüm yurtta ölenler için gıyabi cenaze namazı kılındı. Depremzedelerin yanında depremzade olarak anılan enkaz soyucular ortaya çıktı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa 30 Ağustos Bayramı törensiz kutlandı. Depremin merkez üssünün BÇG'nin kurulduğu Gölcük Donanma Komutanlığı olması uzun süre tartışılan bir polemiğe yolaçtı. Yunan kurtarma ekipleri- nin yardıma gelmesi iki ülke arasında dostluk rüzgarı estirdi. Türk-İş eski Başkanı Şevket Yılmaz ile Türk Sanat Müziği sanatçısı Ziya Taşkent Yalova'da enkaz altında can verdi.
MUCİP DENİZ
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|