YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Bu kararname Özel Tim'cilere de uygulanabilecek mi?

Kararname tartışmaları başladığından bu yana arşivleri karıştırıyorum ara ara.

Tabii amacım devletten maaş alan katilleri tesbit edebilmek falan değil.

Çünkü bu işin içinden öyle kolay çıkılmıyor.

"Katil ya da katiller kim?" sorusu biraz çatallı bir soru.

Devletten şöyle ya da böyle bir para alan ve gerekçesi ne olursa olsun insan öldüren, yani kimine göre vatan görevi yapan, ama aslında cinayet işlemiş olanlar kimler?

Binlerce faili meçhul cinayetin sorumlusu da bu kanun hükmünde kararname kapsamına giriyor mu acaba?

Acaba Sayın Başbakan'ın, 'Devletten maaş alan katiller var ' açıklaması bunlarla mı ilgili?

Yoksa daha başka olaylar da bu kararname ile irtibatlandırılabilir mi?

Mesela, bundan 5 yıl önce, 23 Haziran 1995 günü sabaha karşı kapısını geç açtığı gerekçesiyle bir Özel Tim görevlisi tarafından taranarak öldürülen Hacı Dölek davası dosyası.

Bu olayda sorumlu tutulan, ama hakkındaki dava yıllarca uzatılarak sonunda kapatılan polis memuru, bu kararname hükümlerine göre iki müfettiş raporu ile işten atılabilecek mi? Görevini kötüye kullandığı ve kasıtlı olarak ölüme sebebiyet verdiği gerekçesiyle?

Ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu davayı, 'kabul edilebilir' bulması üzerine bu Emniyet görevlisinin, Türkiye'nin itibarını zedelediği öne sürülerek işten atılması istenebilecek mi?

Tabii ki, bu kararnamenin amacı başka. Bu tür olayların, değil bu kararnamenin kapsamına girmek, Memurin Muhakemat Kanunu'nun koruyucu şemsiyesi altında olduğunu tabii ki biliyorum.

Ama sadece soruyorum.

Adam öldüren ya da görevini kötüye kullanan memuru değil işten atmak, görevinden bile uzaklaştırmayan bu anlayışın, sendikal hakkını arayan bir kamu görevlisini sorgusuz sualsiz meslekten çıkartmayı amaçladığını da biliyorum.

Kararnamenin, 'bölücülük ve şeriat yanlısı, devlet düşmanı memurlar ayıklanacak' talimatı üzerine, kamuda bir tasfiyeyi amaçladığını da...

Yine de soruyorum...

Elimdeki dosyaya dönerek soruyorum.

Olay Maraş'ın Pazarcık İlçesi'nin Cennetpınar Köyü'nde cereyan ediyor.

Hacı Dölek adlı vatandaşın kapısı sabaha karşı çalınıyor. Kapıyı önce karısı açıyor, Özel Tim'ci polisler içeri giriyor. Daha sonra kalkan Hacı ne olduğunu anlamaya çalışırken Özel Tim görevlisi tetiğe basıyor. Polis memuru, kapıyı geç açtığı için onu cezalandırdığını söylüyor ve çekip gidiyor.

Anadolu Ajansı muhabiri olayı, PKK'lılarla çıkan çatışmayı evin damından izleyen bir vatandaşın öldüğü şeklinde bildiriyor.

Hürriyet Haber Ajansı, kaymakama dayanarak vatandaşın, aslında polisin silahını almaya çalışırken öldüğü şeklinde bir haber yapıyor.

Devletin valisi ise, vatandaşın polise karşı direnirken öldüğünü söylüyor.

Hacı Dölek'in yakınlarının isteği üzerine Maraş Devlet Hastanesi'nde yapılan otopside, ölüm nedeninin bacağa isabet eden kurşun nedeniye kan kaybı olduğu belirtiliyor.

Bu düzmece raporun altında, Erdal Zühre ve Halil Çoban adlı doktorların imzaları bulunuyor.

Yapılan itiraz üzerine, bu kez de Adana Adli Tıp Merkezi'nde yeni bir inceleme yapılıyor ve bu kez ölüm nedeninin, gögsün sağ tarafına isabet eden bir kurşun yarası olduğu tesbit ediliyor.

Olayın nasıl cerayen ettiği anlaşıldıkça işi kapatma girişimleri başlıyor.

Pazarcık Kaymakamı, davadan vazgeçmeleri ve susmaları karşılığında Hacı Dölek'in yakınlarına, valinin de imzası bulunan 100 milyon liralık bir Fak-Fuk-Fon çeki veriyor. Dölek'in yakınları çeki alıyor ama parayı tahsil etmeyip çeki delil olarak kullanmayı tercih ediyorlar.

Dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne geliyor, ve yıllar sonra ' kabul edilebilir' bulunuyor.

Arkasından büyük bir olasılıkla Türkiye aleyhine yeni bir karar bekleniyor.

Tabii yeni bir tazminat daha...

Şimdi hangi kamu görevlileri bu kararnameye daha müstahak?

Sendikal haklarını aramak isteyenler mi?

Belli bir inanca ve düşünceye sahip olanlar mı?

Kimseyi öldürmedikleri, zarar bile vermedikleri halde, 28 Şubatcı olmadıkları için istenmeyenler mi?

Yoksa yukardaki olayda rol alan kamu görevlileri mi?

Özel Tim polisi mi? Kaymakam mı? Emniyet Müdürü mü? Vali mi? Düzmece otopsi raporunun altına imza atan doktorlar mı?

Kimler bu ülkeye ve devlete zarar vermiş oluyor?

Ama biz diyoruz ki hayır...

Kimse suçlu bile olsa böyle bir kararnameye muhatap olmamalı.

Cezası varsa mahkemelerde kanıtlanmalı. Ya da hakkını mahkemelerde arayabilmeli.

Hukuk devleti olmak kolay değil. İşte Haci Dölek olayında gerçek adalet ancak 5 yıl sonra gerçekleşebiliyor.

Bu 5 yıl zarfında o kamu görevlileri işlerine devam ettiler.

Bu doğru bir şey mi?

Kuşkusuz değil. Ama bunun kararını da herhalde iki müfettiş ve bir amir vermemeli değil mi?


16 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...