YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Hülya Avşar "Kartel"i yendi!..

Hafta sonunda bir delikanlı ile beraberdim. Varlıklı bir ailenin evladıydı.. Üniversiteden yeni mezun olmuştu ve çalışma hayatına başlamak üzereydi.

Hayatının, "öğrenci" kimliği içinde yaşadığı son yaz tatilini geçirmekteydi..

İstanbul'un eğlence mekanlarında, arkadaşları ile "gece-çıkışları" yapıyor, kendince hovardalık ediyordu..

Ama kafası karma-karışıktı..

Çünkü hemen her "magazin eki"nde onun fotoğrafları yer alıyordu.. Beraber olduğu kız arkadaşlarının hepsi, onun "sevgilileri" şeklinde sunuluyordu..

Kafası karma-karışıktı..

Çünkü büyük tirajlı, önemli gazeteler, onu her fırsatta bir "seks makinası" biçiminde sunmaktaydı.. Onun adı ve fotoğrafı, Sezer veya Ecevit kadar sık yayınlanmaktaydı büyük gazetelerin magazin eklerinde..

Daha mesleği yoktu.. Babasının verdiği harçlıkla, hayatının belki son tatilini yapıyordu..

Henüz, bir meslek sahibi bile değildi..

Ama medyaya göre, o her hareketi ve her anı izlenen bir "konu mankeni"ydi..

Bu yüzden de kafası karışıktı..

Neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu karıştırmaya başlamıştı..

Aslında bu yazıya, kartel gazetelerinin hafta sonu eklerine "konu mankeni" olan, genç kız ve erkeklerin dramını anlatmak amacı ile başlamadım..

Amacım Hülya Avşar'a bir övgü yazısı yazmak ve bu genç kadının aklına karşı duyduğum beğeniyi, seslendirmekti..

Artık geniş halk kitlelerinin olduğu gibi, "imtiyazlı azınlık" denilen dar çevrelerinin de dikkatini çeken, rahatsız edici bir durum var..

Sadece "demokrasi", "sivil toplum", "insan hakları" gibi olgular değil, "özel hayatlar"da "aile" denilen temel kavram da, kartel medyası için çiğnenebilen ve çöpe atılabilen birer sakız haline gelmeye başladı..

Son haftalar içinde bu kötü davranışın tırmanıp, "yuva yıkma teşebbüsleri"ne dönüştüğüne tanık olduk..

Hedef de, sanatını icra ederken evlenip, çocuk sahibi olan Hülya Avşar'dı.

Bütün Türk kamuoyu, kartel medyasının organlarından Hülya Avşar'ın kocasının onu nasıl aldattığını ve kocanın beraber olduğu iddia edilen hanımın, bu evliliği yıkmayı amaçlayan demeçlerini okudu..

Bunlar doğru muydu?

Bu hanım o demeçleri vermiş miydi?

Ama bir gerçek var ortada..

Kartel medyası, herhalde "haber değeri olur" diyerek, Hülya Avşar'ın evliliğinin bozulması ve yuvasının yıkılması için, adeta kampanya halinde yayın yaptı..

Ve Hülya Avşar, aklını kullanarak, bu yayınların esiri olmadı.. Evliliğini, kağıttan kaplanlara kurban etmedi.. "Büyük" denilen gazetelerin dedikodu-haberciliğine aldırmadı.. Kocasına sahip çıktı, aile bütünlüğünü korudu.

Özetle Hülya Avşar, Kartel'i yendi!..

İnsanları teşhir eden, ihbarlar ve teşhirlerle sayısız kişinin hayatını karartan, partileri kapattıran, siyasetçileri yasaklatan, iktidarları susta durduran, işlerine gelmeyen düşünce sahiplerini susturan "Kartel Medyası"nı, Hülya Avşar yendi..

"Kartel"in uğraşmasına rağmen, evliliğini, ailesini bozmadı..

Herkes Hülya Avşar kadar dirençli ve akıllı değil..

Nice aileler biliyoruz, bu yayınlarla bunalımdalar şimdi..

Nice genç kız ve erkekler biliyoruz, teşhir edilmenin bunalımını yaşayan..

Ve geniş kitlelerin, bu yayınlara bakarak "modern yaşam" hakkında "kokuşmuşluk" damgası vurduğunu da biliyoruz..

Ama Hülya Avşar yenilmedi!..

ŞAKA

Asıl "baba"lık budur!..

Amerikan Demokrat Parti Kongresi'nde delegelere veda konuşması yapan Başkan Clinton, 8 yıllık iktidarının sonucunu şöyle özetledi..

-Bugün biz Amerikalılar olarak, daha hoşgörülü, daha insancıl, daha birleşmiş durumdayız. İşte refahın ve zenginliğin amacı da budur!..

Türkiye'de görevini halefine devreden herhangi bir politikacı, ülkesinin tablosunu böyle çizebildiği gün, söyleyecek pek az sözümüz kalır..

KRİZDEN ÇIKAN

Türkiye Sezer'i kazandı!..

Cumhurbaşkanı Sezer, Kanun Hükmünde Kararname'yi imzalasa da, imzalamasa da, bu olayı bir kavga ve kriz konusu haline getiren "Ecevit-Bahçeli-Yılmaz" "triumvira"sı çok şey kaybetti..

Bu krizden önceki ve sonraki siyasi ortam, çok farklıdır..

Ecevit, uzlaşmacı, uygar, saygılı devlet adamı imajını, hesapsızca yıkmıştır.. Sezer'i neden hedef aldığını, neden köşeye sıkıştırmak istediğini kimse anlamamıştır..

Ne düşündüğü ve neyi amaçladığı bir türlü anlaşılamayan Devlet Bahçeli de, Ecevit'in (veya Hüsamettin Özkan'ın) her dediğine "evet" diyen görünümünü, tekrarlamıştır.

Kendisi hakkında "galiba değişti" beklentisine girdiğimiz Mesut Yılmaz ise, hiç değişmediğini göstermiştir..

"Halk", her kesimi ve her görüşü ile, bu tabloyu, ibretle izlemiştir..

Bu "üretilmiş kriz" sonucunda, Türkiye, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i kazanmıştır.. Çankaya'da ilkeli, tutarlı ve yürekli bir kişinin varlığının ne kadar önemli olduğu, "yıllar sonra" yeniden anlaşılmıştır..


16 AĞUSTOS 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri [email protected] adresine bildiriniz...