| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İnternetin gözünü seveyim
İnternetin gözünü seveyim. Taa 'Amerika'lardaki arkadaşın yazdığını da, yan masadakinin yazdığını da aynı hız ve kalitede okuyabiliyoruz. Arkadaşımız Hatice Sancaktar, internetin bu özelliğini bilen birisi olarak, sağa-sola mektuplar yazıp gönderenlerden. Yazdığı mektuplardan hangileri yerine ulaşıyor, bilemeyiz. Kendisi de bilemiyor tabii ki. Zira son iki mektubunu Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu'ya yazmış. "Efendim, neydi o sizin zamanınızdaki gazetelerin hali öyle? Yok araştırma dizileri, belgeseller, dünya gelişmeleri, ülke sorunları, işçi sorunları... Bütün bunlar için kafa yormaya, zaman harcamaya değer miydi? Hem de 'plaza'sı, 'towers'ı olmayan gazeteler için. Renksiz, magazinsiz gazetelerle tiraj sorununu nasıl çözebiliyordunuz acaba? Bence bu soru, bir tez konusu bile olabilir. Bizim artık yeni gazetelerle gözümüz gönlümüz açıldı. Senede birkaç defa katillerinizi yakalıyorlar. Bu katillerin sayısını inanın akılda tutmak mümkün olmadı. Artık bir fihrist almak zorunda kaldık. Bu katillerin isimlerini başka bir mektupta size göndermeye çalışacağız. Ayrıca her yıl sizler için anma toplantıları yapıp timsah gözyaşları affedersiniz, samimi gözyaşları dökerek hiç unutmadığımız, unutamadığımız aynı zamanda unutturulmayan sizleri hatırlayarak bizi de gözümüzü yumma pardon memnun etme çabaları sarf ediyorlar. Sizin yerinizi doldurmaya çalışanların artık 'Medya Towers'ları var, çok elit ve kaliteli, iş dünyası plaketli genel yayın yönetmenleri var. Bunların kalitesi bildiğiniz gibi değil... Devlet ihaleleri, repo ve faiz konuları ki, taş atıp da kollarının yorulmadığı kazanç yolları olmuştur ve bu kazanç yollarının kaybedilmemesi savaşı varken Öteki Türkiye diyerek ortalığı bulandırmanın anlamı var mıydı? Bir de üstün madalya verilecek çalışmalar da yaparlar. Mesela, birkaç yıl önce İtalya'da Temiz Eller adı verilen bir operasyon gerçekleştirildi. Türkiye ayağa kalkmıştı; komşu da var da bizde niye yok! İşte, bu saygıdeğerler o zaman dünyanın her yerinden işin ehli uzmanlar çağırmışlardı. Sayın, İpekçi ve Mumcu, biz buralardan göremiyoruz ama, siz oralardan görebiliyor musunuz; Dünya bize neresinden gülüyor acaba?" Ne dersiniz, okumuşlar mıdır bu mektupları? NE KADAR KÜÇÜK OLURSA OLSUN, HİÇBİR İYİLİK, BOŞA GİTMEZ. Birlik mesajı
Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu gezisinin son durağı Niğde'de önemli bir mesaj verdi. Dün gazetelerde yer almıştı. "Birlik olalım" diyor Erdoğan. Bu mesajı değerlendiren Muhsin Yazıcıoğlu, rivayet o ki Erdoğan'a hak vermiş ve eklemiş: - Birlik olmak yetmez, büyük birlik olalım! Erdoğan'a hak verenler söze katılmışlar. Besim Tibuk: - Haklısınız, aynı zamanda liberal demokrat olalım. Hasan Celal Güzel ise, mesajı getireni kucakladıktan sonra, "mesaja mesaj" deyip şöyle söylemiş: - Yeniden doğalım... Baz istasyonu
Uzmanlar açıklıyor... Baz istasyonlarının bir tehlikesi daha varmış: Yakın çevresindeki insanları, telefonda Alaattin Çakıcı ile konuşmuş gibi etkilemekteymiş. Tabii, uzmanlar aynen böyle söylemiyor. Diyorlar ki "İnsanın vücut kimyasını bozuyor". Haliyle, bu da, o demektir işte. TOSYA'YA PİRİNCE GİDERKEN, MİDYAT'TAKİ PORTAKALDAN OLMAK VAR. Yalan söylemek üzerine
Siyasi çıkarları için, kamuoyunu yanıltmak amacıyla, 75 yaşında yalan söyleyenler olduğu iddia edilmektedir. İddia doğrudur, değildir; biz onu bilemeyiz. Bilemeyiz ama, şöyle bir soruyu ortaya atabiliriz. İlgilenen cevaplasın. 75 yaşında yalan söylemek ile, gençken yalan söylemek arasında bir fark var mıdır? A) Daha zordur B) Daha kolaydır C) Farketmez, aynıdır D) Duruma göre değişir
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|