| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hurafelerin Diyanet'i, Diyanet'in hurafeleriHurafe sözcüğü, "harf", "harfiyyen", "muharref", "tahrif etmek" gibi açılımları olan geniş kapsamlı bir anlam kümesi'ne ait bir sözcük. Bu anlam kümesini bir bütün olarak ele aldığımızda, hurafe'nin, bir "şey"in aslını, esasını, sahiciliğini / otantikliğini bozmak, tahrif etmek anlamına geldiğini görürüz. Harfiyyen bilinen, idrak edilen / kavranan, tatbik edilen (aslına, esasına, ruhuna, özüne dair mutabakata varılan) bir şeyin otantikliğini / sahiciliğini yitirmesi, o şeyin aslının, esasının, özünün, ruhunun tahrif ve tahrip edilmesi durumunda ortaya çıkan şeye hurafe diyoruz. İslam'ın diğer (semavi) dinlerden ayrılan en önemli özelliği, hem kendi otantikliğini; hem de kaynaklarının otantikliğini korumayı ve sürdürmeyi başarabilen tek din olmasıdır. Din'in tanımı ve kapsamı konusunda -Batı'da olduğu gibi- bir bozulmaya, tahrifata ve tahribata uğramamasıdır. Oysa aynı şeyi diğer (semavi) dinler için söyleyebilmemiz biraz zor. Bugün Batı toplumlarında din, tüm sahici / otantik özelliklerinden ve iddialarından uzaklaştırılarak salt bireysel alana hapsedilen; kavramsal sistemi alt üst edilen; bu dünyaya ve hayata dair söyleyeceği hemen hiçbir şeyi bırakılmayan; etkinliği ve etki alanı olabildiğince daraltılan; değişen otorite, meşruiyet ve hegemonya kaynaklarına göre şekil alabilen bir "yaz-boz tahtası"na, tastamam bir "modern hurafeler yığını"na dönüşmüş durumdadır. Batı'da dinde reform, dini yenileme çabaları modern tarih boyunca dinin sürgit daha fazla tahrif ve tahrip edilmesiyle, dolayısıyla din-dışı güçlerin, aktörlerin, dinamiklerin dine çeki düzen vermeleriyle, dinin asli söyleminin ve içinin boşaltılmasıyla; kısacası pozitivizm, rasyonalizm, sekülarizm gibi modern hurafelerin dini tarif ve dine yön tayin etmeleriyle sonuçlanmış; sonuçta din, asli yörüngesinden çıkarılmış ve marjinalleştirilmiştir. Batıda dini asli söyleminden ve yörüngesinden, dolayısıyla hayattan uzaklaştıran en yıkıcı hareket protestanlık olmuştur. Bugün, İslam dünyasında yapılmak istenen şey de İslam'ın protestanlaştırılması, sekülerliğin kavramları ile yeniden tanımlanması; etki ve hareket alanının daraltılması, sadece bireysel alana hapsedilerek nominal olarak (sadece adı) Müslüman olan toplumlarda asli değil, arızi bir unsur haline getirilmesi çabasıdır. Türkiye'de Diyanet, biraz önce tanımladığım anlamda modern / seküler hurafeler üzerine kurulmuş bir kurumdur: Diyanet'in meşruiyet, otorite ve hegemonya kaynağı din değil; meşruiyet, otorite ve hegemonya kaynağını din-dışı kaynaklardan alan Türkiye'deki seküler iktidar aygıtlarıdır. Türkiye'deki seküler iktidar aygıtlarının temel söylemi ve projesi, -tıpkı Batı'da Hıristiyanlığa yapıldığı gibi- Müslümanlığı hayata ve bu dünyaya dair iddialarından uzaklaştırmak ve salt bireysel alana hapsetmek olduğu için Diyanet'in bu bağlamda atacağı her adım, Müslümanlık adına cinayetle sonuçlanacak ve İslam'ı, bugün Batı'da bile yoğun olarak eleştirilen ve reddedilen pozitivizm, rasyonalizm gibi modern hurafeler tarafından yeniden tanımlayacak, dolayısıyla tahrif ve tahrip edecektir. Avrupa ve ABD'nin İslam'la, İslam dünyasıyla ilişkilerinde gündemlerine aldıkları en önemli ve en hayati proje, Müslümanlığın protestanlaştırılması, seküleleştirilmesi, modern hurafelerle tanımlanarak içinin boşaltılması, etkisizleştirilmesi; siyasi, ekonomik, toplumsal hayata dair tüm iddialarından uzaklaştırılması çabasıdır. Burada yapılmak istenen şey, Müslümanlığın bu dünyaya ve hayata dair tüm iddialarından arındırılarak, Batılıların İslam dünyası üzerinde kurdukları hegemonyalarının Müslümanlık-eksenli siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel söylemlerle ve direnişlerle alt üst edilmesi korkusunu ve ihtimalini bertaraf etmeye çalışmaktır. Müslümanlık adına bir şeyler yaptığını ve söylediğini düşünen mensuplarının Diyanet'in meşruiyetini nereden aldığını bir kez daha gözönünde bulundurarak, İslam'ı, küresel güçlerin uzun vadeli sinsi ve iğrenç projelerine malzeme yapacak modern hurafelerle tanımlanan yani hayata ve dünyaya dair iddiaları yok edilen protestanlaştırılmış, sekülerleştirilmiş dolayısıyla içi / ruhu boşaltılmış bir din haline getirme cinayetine çanak tutmaktan şiddetle kaçınacaklarını ve bu bağlamda kendilerine "bir yerlerden tevdi edilen görevler"in ne anlam ifade ettiği ve ne tür amaçlara matuf olduğu konusu üzerinde ikinci kez düşüneceklerini ummak istiyorum.
[email protected]
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|