| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yok öyle, taka tuka...Bir yıl önceki depremde eşini ve küçük kızını kaybetmiş bir genç adam, açtığı dâvâda devletten talep ettiği trilyonluk tazminatı kazanması durumunda parayı ne yapacağı sorulduğunda, "Devletin araya girmesine izin vermeden depremzedelere dağıtacağım" deyiverdi... Deprem en büyük darbeyi onunla temas haline gelenlerin gözündeki 'devlet imajı'na vurdu... Depremzedenin gözünde 'devlet', bir yıl sonra da, tedbir almayan, zamanında müdahale edemeyen, yaraları saramayan, temel ihtiyaçları karşılayamayan, buna karşılık disiplin bekleyen, sızlanmalara tahammül edemeyen, yardımların üzerine atmaca gibi atılan, kayırmacılık yapan, haklıyı değil güçlüyü kollayan 'erk'in adı... Kanun Hükmünde Kararname (KHK) üzerindeki tartışmalarda ortaya çıktı; devlet adına güç kullananlar, "Önce hukuk" denilmesine karşı çıkıyorlar... 20 dakikalık son görüşmede, başbakan, "Bu kararnameyi imzalamam hukuku çiğnemek anlamı taşır" diyen cumhurbaşkanına, "Ama devlet tehdit altında" cevabını vermiş... Gazetelere yansıyan bu mükâlemede başbakanın temsil ettiği 'devlet' anlayışı, her şeyden önce kendi dirliğini ve gücünü korumayı ön planda tutar, insanı feda eder, bu uğurda 'mülkün temeli' olduğu bilinen 'adaleti' ihmal edebilir... Günümüz insanının öncelikleri ile Türkiye'deki 'tutucu devlet zihniyeti' arasında derin bir çelişki bulunuyor. Günümüz insanı devletle hiç temas noktası bulunmayacak bir dünya özlemi içerisinde; 'uzlaşma' ile ulaşılmış genel kurallardan kendi payına düşen görevleri üstlenmiş bir yapıya dönüşüyor günümüzde devlet... Yurt savunması ve güvenliğin sağlanıp adaletin yerine getirilmesi gibi temel işlevlerden sorumlu; ekonomiden, yerel yönetimlerden, eğitim alanından çekiliyor... Bireyi doğrudan ilgilendiren hizmet alanları toplumun kendi örgütlenmesine bırakılıyor... KHK bunalımı, devletin temel konular dışındaki alanlardan çekildiği bir ülkede yaşanmazdı sözgelimi; bizde yaşanıyor, KHK ile mümkün hale gelecek geniş memur tasfiyesinin, boşalacak kadroların partizanca doldurulmasına yarayacağı hesap ediliyor çünkü. Aksi halde, o kararnamenin hedef aldığı kitleden oy devşirdiği bilinen MHP'nin bu denli KHK taraftarı olması düşünülebilir miydi? Devletin hantal da olsa eski gücünü sürdürmesini isteyen politika esnafının zihnindeki gerekçe belli: Devlet savunma, güvenlik ve adalet alanları dışındaki işlerle ilgilenmezse, yandaşlara rant dağıtımı da kesilir... Hep biliyoruz, bugün devlet kasasından yandaşa dağıtılan rant, yarın mâlî destek olarak politikacının kesesine dönüyor... Yurt içi ve dışından akan muazzam kaynakları çarçur edip depremzedeye küçücük prefabrik konut dışı bir imkân sağlayamayan politikacı, eğer devletin gücünü kullanıyor olmasa, bunu reklâm aracı olarak kullanma cür'eti bulabilir miydi? Depremin ertesinde devletin acziyeti sırıtmıştı; âciz devletin ilk aldığı tedbir ise, yerel yönetimlerin yetkilerini kısıtlamak oldu. KHK ile memuru sorgusuz sualsiz yerinden etmeyi planlayanlar, deprem sonrasında, bölgeye aş ocaklarıyla, çadırlarıyla koşup gelen vakıfları çalışamaz hale getirdiler... Ucuz ev pazarlayan bir garip öğretmen emeklisi toplumsal linç hedefi yapıldı, şu anda cezaevinde; binlerce kişinin öldüğü lüks sitelerin müteahhitleri ise bölgenin yeniden inşa faaliyetinde kayırılıyorlar... Bugün geldiğimiz noktada, devleti bireyin ve sivil toplumun önüne koyan, yetkilerin yerel kullanımına izin vermek istemeyen "Yağma Hasan'ın böreği" anlayışı ile daha ileriye gidemeyeceğimiz belli. "Kural koyan ve kendi koyduğu kurallara kendi de uyan hakem devlet" anlayışına doğru evrilmemiz gerekiyor. İnsanlarımız böyle bir devlet anlayışından yana, dünya şartları da bizi buna zorluyor. Sorun, zorda kalırsa hukuku çiğnemekten çekinmeyen, eş-dost-yâren kayırmacılığıyla ayakta durmaya alışmış, kendi halkından korkan yönetici seçkinlerde... İyi de, depremle sarsılan vatandaşın aklı başına geldi ve bugünkü anlayışla bir yere gidilmeyeceğini açıkça söylüyor artık. Baksanıza, eşini ve yavrusunu kaybeden genç adam, mahkeme kararıyla devletten almayı beklediği tazminatı, kendi eliyle muhtaçlara dağıtmayı kafaya koymuş... Vatandaş uyandı, bundan böyle uyumaya da niyeti yok; yeter ki, talepleri siyasete ve medyaya daha güçlü yansıyabilsin...
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|