| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Adapazarı.. Yalnız ve üzgün şehirYalnız ve üzgün bir şehir, Adapazarı. Bir yıl önce güllerin, ortancaların açtığı, sımsıcak gülüşlerin taştığı balkonlardan şimdi sadece hüzünler ve solgun anılar yayılıyor caddelere. İnsanlar suskun. Devletin kendi kaderine terkettiği bu şehirde, çaresizlik bile terketmiş adeta Adapazarı halkını. Yıkılmış, harabolmuş binaların yanında hayata tutunmaya çalışan tek tük insanlar da olmasa, geleceğe ilişkin tüm umutların söndüğüne inanacaksınız. Ama her şeye rağmen hayat devam ediyor. İnsanlar korkulu ve solgun yüzleriyle yine de yeni bir umut arıyor. 16 Ağustos'u 17 Ağustos'a bağlayan o gece 03.02'de acıyla randevumuz vardı. Kendini "kimsesizlerin kimsesi" olmaya adamış olan Adapazarı İnsani Yardım Komitesi Başkanı Dr. Süleyman Gündüz'ün, "O Gece'nin Anısına" düzenlediği anma programı için Çark Mesire'de yüzyılın en uzun çığlığında buluşacaktık. Buluşmasına buluştuk ama, depremin en acılı günlerinde olduğu gibi, devlet sivilleri sevmediğini bir kez daha gösterdi. Çünkü Adapazarı Valiliği, İnsani Yardım Komitesi'nin prrogramını iptal etmişti. Evet, "sivil korku" devam ediyor. Hem de en acımasız şekilde... Sivil inisiyatifin, halk dayanışmasının çığ gibi büyüdüğü felaketin o en acılı günlerinde "beceriksiz" bir görüntü sergileyen Ankara, sivilleri yıldırmak için yardımlarına el koymuş, soruşturmalar açtırmıştı. Ama siviller hiçbir zaman yılmadı ve yardımlarını gizli gizli de olsa depremzedelere ulaştırmayı başardı. Hani hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı? İşte, Adapazarı'nda her şey esikisinden daha beter olmuş. Kent merkezi açısından en fazla etkilenen kent olmasına rağmen Adapazarı sürekli görmezden gelinmiştir. İzlenecek politikaların tespitinde dahi dehşet verici ayrımcılık yapılmış ve Adapazarı'nda hayatını kaybedenlerin de, sağ kurtulanların da yaklaşık dörtte üçü yok sayılmıştır. Adapazarı'nda, ayaklarının altındaki toprağın bir gün yeniden kayabileceği korkusuyla dolaşan nedense hep insanlar. Her şeylerini kaybetmişler, belki umutlarını da... Sevdiklerini, umutlarını, evlerini kaybeden bu insanların hayata yeniden tutunabilmeleri belli ki çok zor olacak. Şimdi onlar, Ankara'nın adalete ve insan onuruna saygıya inanmasını bekliyor. Yüzyılın kıyametiyle her şeylerini kaybeden deprem şehirlerindeki son umutlar, son güller solmadan herkes bir şeyler yapmalı.
mocaktan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|